SELAM ARKADAŞLAR ARADAN SENE GEÇTİ SANIRIM BİLMİYORUM YAZASIM GELMEDİ O YÜZDEN YAZMADIM. BİR SEBEPTEN KAYNAKLI DEĞİL YANİ. YAZIM YANLIŞLARI VAR DÜZELTMEK GÖZÜME BÜYÜDÜ ANLARSINIZ DİYE UMUYORUM TELEFONDAN YAZINCADA ANLAMSIZ DÜZENLEME ÇABASINA GİRİYOR. ÖYLE İYİ OKUMALAR DİĞER BÖLÜMÜ NE ZAMAN YAZARIM BİLMİYORUM HOŞÇAKALIIIIN.
İşe geldiğimde ilk kez yorgun değil iyiydim. İş arkadaşlarımla sohbet ediyor verimli bir şekilde görevleri i yapıyordum ve ne hikmetse beni odasına bugün hiç çağırmamıştı. İşte dedim güzel bir gün. Annemden gelen aramaya kadar.
Eve çağırmıştı beni sert bir şekilde. Arada bana karşı yumuşak olurdu zaten. Aceleyle Boranın odasına gittim izin almam lazımdı. Sekreterin in araması ve içeri kabul edilmemle kapıyı tıklatıp içeri adım attım.
"Boran bey kusura bakmayın rahatsız ediyorum." eliyle karşısındaki koltuğu gösterdi. Şaşırdığım belliydi genelde o çağırmadan odasına gelmezdim.
"Bir sorun mu var?" dedi arada nazik olabiliyor bana karşı bile.
"Ben bugünlük sizden izin alacaktım sorun olmazsa."
"Neden?" parmak uçlarımı üst dadak çizgime sürerken cevap verdim ancak.
"Ailevi bir mevzu da." bir süre beni izledi ardından kafasını onaylar anlamda salladı.
"Çıkabilirsin fakat telefonun açık olsun aradığımda aç."
Şirketten çıktığımda benim küçük motora attım kendimi ev yarım saatlik mesadeydi araçla.
Eve geldiğimde kapıyı çalıp bekledim kapıyı annem açtı beni boydan süzdü önce.
"Bahçeye çık oradalar ben de geliyorum." hoşgeldin bile demeden yönlendirmesine sessiz kalıp bahçeye çıktım koltukta oturuyordu ikiis de.
Annem tripliydi bana ağabeyimin borcunu sanıyorlardı ki şirkette çalışarak ödüyordum. Ağabeyim mesafe koymuş hatta konuşmayı kesmiştim. Dediğim gibi ağabeyim ailenin altın çocuğuydu. Affedilmişyi bir şekilde. Babamın gözdesiydi sonuçta. O yüzden gelip gitmeyi kesmiştim annem de darılmıştı bana haklı olarak.
Bahçeye çıktığımda karşılıklı oturmuş gülerek sohbet ediyorlardı. Ağabeyler bok yesin.
"Merhaba." mırıltıyla söyleyip oturmuştum koltuğa.
"ooo sen konuşur muydun mert bey." alaylı konulan ağabeyime gevşek bir gülümsemeyle baktım.
"Ben kimsenin hayatına sıçmıyorum ki konuşmaya yüzüm olmasın. Değil mi Meteciğim?" sinirle dişlerini gıcırdattı ve tam o esnada neden sustuğun anlamadığım babam yine altın çocuğunu korumak için konuştu.
"Geçmişte bıraktığımız olayları gündeme getirme ve ağabeyine terbiyeli ol büyüğün o senin." hala geçmiş diyordu ya. Bu olaylar geçmişse neden benim götüm hep başkalarının kasığına dayalıydı. Sinirle iç dudağımı kemirsem de sustum ne kadar konuşursam o kadar haksız çıkıyordum. Onlar da uzatmamış konuşmalara kaldıkları yerden devam ediyorlardı. Aynen ya 3 aydır görüşmediğin oğlun geldi niye önemli olsun canım. Annem geldi elinde tepsiyle ayaklanıp ona yardım için gittim fakat o bana tavırlı olduğu için görmezden gelme kararı onun için en iyisi olmuştu.
"Allahım." mırıldanmam ilahı kata duyulmuştur umarım çünkü ben çok bıkmıştım. Oturdum geri koltuğa önemli bir şey vardı belli ki.
"işten izin alarak geldim noldu söyleyin." elimdeki papatya çayından yudumladım. Annem bilmiyordu ki benim sakinleşebilmem için hastaneye yatırılmam gerekiyor.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDEN ÖDEMESİ (B×B)
Random15 kuruş etmeyecek vücuduma 15 milyon değer biçilmişti. İşte orada hayatım öl ya da vücudunu ver olarak değişmişti. Keza ben yaşamayı severdim. Ben Mert 20 yaşında kadın düşkünü bir insanken bir başka adam benim düşkünüm olmuştu.