Bölüm 4

163 11 4
                                    

Selin;
Yemekten sonra kahvelerimizi içmek için bahçeye çıkmıştık. Havuz başına hazırlamışlardı. Begüm ve ben bir köşeye çekilmiş, kızasal muhabbetler yapıyorduk. Mert'in tedirgin bakışları üzerimdeydi tabiki Bora'nın meraklı bakışları da. İkisinede aldırmadan hoş bir sohbet ediyorduk Begüm'le ,çok tatlı bir kızdı ,üstelik popüler olduğu da tartışılmazdı, sevecen ve sıcak kanlıydı. Anneside sohbetimize katılınca annemde yanımıza geldi. Semra hanım yaşına göre oldukça alımlı ve güzel bir kadındı. Sıcacıktı tıpkı Begüm gibi. Annem onların yanında her nekadar nazik ve uyumlu davranmaya çalışsada mesafeli davranışları ortamı biraz germişti. Sohbetler tükenip ortalık sessizleşince Ali bey konuşmaya başladı;
"Evet ,bu gece burada buluşmamızın sebebi çocuklarımızın tanışması ve yakınlaşması , ben Selin kızımızı çok sevdim ve benim gelinim olmasından gurur duyucağım. Tabiki sizin birbirinizi tanımanızı ve alışmanızı bekliyeceğiz ama ben bu işin adını koyup öyle devam etme taraftarıyım. Sen ne diyorsun Can "

"Bildiğiniz gibi Selin yurtdışındaydı ve bu gün dönüş yaptı ,bu planlarımızdan daha bugün haberi oldu. Bu fikre alışması için ona biraz zaman tanımayı uygun görmüştüm .Hem gençler bu arada birbirlerini daha iyi tanıyabilirler, sık sık beraber vakit geçirebilirler."

"Elbette bu güzel olay bizim geleneklerimize göre yapılacak , kızımızın acı kahvesini içmeden olmaz ."diye devam etti Ali bey.
Bu konuşmalar sırasında farkında olmadan gözlerimi ellerime çevirmiş parmaklarımla oynamaya başlamıştım. Sakinleşmem ve gözlerimin dolmasını önlemem gerekiyordu. Burada herkesin önünde asla ağlamamalıydım, asla......
Çok uzun zamandır hiç kimsenin yanında akıtmamıştım değerli gözyaşlarımı. Edward öyle diyordu,sadece onun yanında rahat rahat ağlıyor ve sınırsızca gülebiliyordum. Bana hep
" gözyaşların benim için çok değerli lütfen değersiz kişiler için akıtma,hazinemi kaybediyorum gibi geliyor. Bana bağır, çağır istersen birlikte çılgınlar gibi birbirimize bağırabiliriz veya mutfaktaki herşeyi kırarız sinirimizi ,üzüntümüzü bir şekilde atabiliriz ama asla ağlama. O inci tanelerini değersiz varlıklar için lütfen boşa akıtma bebeğim" derdi.
Off , onu mutlaka bu gece aramalıyım,bu haberlere kesin delirecek.
Semra teyzenin bana seslenişiyle kendime geldim."
"Selin'cim sen nasıl bir nişan istersin , kendi aramızda küçük bir tören yapabiliriz yada büyük bir yemek düzenleyebiliriz. Ama düğün ailelerimize yakışır olmalı değil mi Nil hanımcım."
Annemin başıyla onaylamasından sonra devam etti semra teyze
"Biliyorum henüz erken ama ben seni çok sevdim, Bora ve senin iyi bir çift olacağınızı düşünüyorum. Tabiiki birbirinizi tanımalısınız, insan birlikte birşeyleri paylaşırsa daha çabuk kaynaşırsınız, alışırsınız birbirinize...."
Başımı kaldırdım ve Boranın bana endişeyle baktığını gördüm. Semra teyzeye cevap vermem gerekiyordu ama konuşursam daha kötü olacaktım. Yerimden kaltım
"Müsadenizle"dedim . Aynı anda heryer karardı , sadece sesler duyuyordum herkes adımı haykırıyordu . Tam yere düşerken çelik gibi kollarla sarıldığımı hissettim. Kolların kime ait olduğunu biliyordum, kokusu ondan önce gelmişti ve ben bilincimi kaybetmeden saniyeler önce farketmiştim...

Gözlerimi açtığımda bir hastane odasında olduğumu anlamam zor olmadı. Kolumda serum , başucumda beni bekliyen annem ve ayakta camdan bakan babamla karşılaşınca onları epey korkuttuğumu anladım. Hasta olunca benimle sadece dadım ilgilenirdi ,annem arada uğrar babam doktorumla konuşup ilaçlarımı sağlardı, bazı geceler çok sevdiğim prenses masallarını okurdu bana. Zaten babamla ilişkimiz daima daha iyi olmuştu. Babamın beni sevdiğini hep bilirdim, sevgisini hem gösterir hemde hissettirirdi.
Annem elini yavaşça yanağıma koydu
"İyimisin kızım" deyince ona doğru dönerek başımı evet anlamında salladım.
"Ne oldu, nezamandır burdayım"dedim
"Küçük bir şok yaşadığını söyledi doktor. Bir süre dinlenmem gerektiğini belirtti canım."
"Ben ne zamandan beri burdayım anne."
Anneme sorduğum soruyu babam cevapladı.
"Sadece iki gündür uyuyorsun,bu yaşadıkların sana ağır geldi biliyorum kızım, Derin'e haber verdim birkaç saat içinde burada olacak. Edward kaç kere aradı bilmiyorum, uyandığına göre artık arasan iyi olur."diyerek telefonumu bana uzattı.
Telefonun cevapsız çağrı kısmına bakınca çıldırmış bir Edward gördüm nerdeyse saat başı aramış,eminim bir sürü mesaj bırakmıştı , bir kaç çağrı cevaplanmış sanırım babamla konuşmuştu. Hemen aradım
"İyi akşamlar ,senyor Edward'ın telefonumu,ben yeni uyandım ve ilk iş seni aradım."
"Selin ,bebeğim. Eğer birkaç saat daha sesini duymasaydım yüzünü görmek için yanındaydım. Çok korktum sana ulaşamayınca,iyimisin,ne oldu,nasıl oldu "
Edward nefes almadan sorguluyordu,panik olmuş canım yaa..
"İyiyim hayatım beni merak etme,her şey yolunda, zaten seni arıyacaktım ,sana anlatacaklarım var."
Biz konuşurken hep böyle oluyordu ingilizce başlayan sohbetimi ispanyolcayla devam ediyordu.Babam ve annemin yanında rahatça konuşabilirdim.
"Oh bebeğim çok korktum,lütfen gerçekten iyi olduğunu söyle ve bana ihtiyacın varsa hemen gelicem ,beni engellemeye çalışma."
Neşeli bir kahkaha atınca annem ve babamın gözleri beni buldu ,çünkü çocukluğumdan beri beni böyle görmemişlerdi.
"Oh senyor inan buna gerek yok iyiyim ve burada başa çıkamayacağım hiç bir şey yok ve böyle bir durum söz konusu olursa soluğu senin yanında alıcağıma sana söz verdim değilmi ,hadi sonra görüşüz ve seni çok seviyorum "dedim ,telefonu kapattım .Başımı kaldırdığımda kapıda kaşları çatık bir Bora , mutlu şebelek bir babam ve gülümseyen bir annem vardı. Bu adamın burda ne işi vardı ve niye kaşlarını çatmıştı bilen var mı?

AŞK  KIRINTILARIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin