Etrafa bakındığımda ne bir işçi vardı ne de fındık çuvalı, kararan gözlerimle Alparslan'ın üzerine yürümeye başladım.
"Sen, sen çok alçak bir adamsın!"
Alparslan benim söylediğim cümleyle beraber bastırmaya çalıştığı kahkahasını bırakmıştı.
"Deniz'in bir ay boyunca ezberlemeye çalıştığı Seda Sayan repliği geldi aklıma balım kusura bakmayasın"
Yerden bulduğum ilk taşı ona fırlattığımda hızlıca sırtını dönmüştü, kaçması gerekirken karşımda sırıtıyor olması daha çok sinirimi bozuyordu.
"Aaa Asiyem, yüzüme gelseydi ne yapardık? Çocuklarımıza sen açıklardın artık! Ha tabi vücudumda bir iz bırakmak istiyorsan..."
Söyledikleriyle kızaran yanaklarım kendini ele vermeden kafamdaki çemberi çıkartıp ona doğru fırlattım, açılan saçlarım yanaklarımın kızarıklığını az da olsa gizleyebilirdi.
İnsan seslerinin uğultusu kulağımıza dolduğu sırada hızlıca beni kolumdan tutup fındıklıkta ilerlemeye başladı, konuşmama izin vermeden gür bir fındık ağacının arkasına oturmuştuk bile. Fındık ağacının kesilmeyen otları yüzünden karşı taraftan gözükmüyorduk.
"Böyle hinlikler düşüneceğine azıcık anana yardım etseydin de tarlayı temizleseydin!"
"Yayla çiçeğim dururken bana yaptırır mı anam? Mis gibi gelin aldım diye dolanıyor ortalıkta!"
Şaşkınca Alparslan'a bakarken söylediği cümleyi algılamaya çalışıyordum.
"Gelin? Ben? Ayrıca pardon da günlükçü mü alıyor gelin mi alıyor senin anan? Dört yıl boşuna mı okudum ben, tarlaya adım atmam bile hayal kurmayın boşa! Sanki işçi alıyorlar anasını satayım!"
"He yani kabul ettin gelin olmayı, tamam ya tamam tarlaya girmezsin hatta yazdan yaza geliriz ben zaten görevde oluyorum çoğunlukla sıkıntı yok!"
Alparslan'ın dedikleri bir kulağımdan girip ötekinden çıkıyordu, aynı zamanda dumanlarda bu cümlelerin çıkmasına eşlik ediyordu.
"Seni boğarım, anladın mı?"
"Ölümüm senin elinden olacaksa, öldür beni Asiyem!"
"Ya sen böyle bir adam değildin senin bir ağırlığın vardı, maçoydun ya hani!"
"Biz daima hanımcıyız, ağırlığımız sevdamızın yanına gelene kadar geçerli"
"Beni kandırmak için böyle laflar söylüyorsan-"
"Söylememe gerek yok çünkü sen kandın-"
Önce benim cümlemi kesen Alparsan olmuşken onun cümlesini kesen ise kulağımıza dolan öfkeli almanca kelimelerdi, arkamıza baktığımızda bize doğru yürüyen Vera ile Hasan abiyi görmeyi beklemiyorduk.
Alparslan ayağa kalkıp kendini belli edeceği sırada kolunu tuttum ve susması adına ağzını kapattım, bakışlarımı Vera'ya çevirdiğimde öfkeli bir şekilde Hasan abi ile bakışıyordu.
"Sen dağ kaçkını, sen beni istediğin yerde öpemezsin! Dummkopf!"
"Öyle ortalık yerde uyuya kalmışsın kızım, bizde masal kahramanı olalım dedik! Kaybolduğunda kahramanım diye kucağıma atlamayı biliyorsun ama?"
"Aynı şeyler mi! B-birinde zor durumdaydım ama diğerinde zor durumda bırakıldım!"
Onları dinlerken açık kalan ağzımı Alparslan'ın eliyle kapatması beni kendime getirmişti, Vera'nın başına gelenler ve Hasan abinin bu kadar rahat takılması şaşkınlığımı on katına çıkarmıştı.
Alparslan huysuzlandığında elimi ağzından çekmiştim ve fısıltı eşliğinde konuşmaya koyulmuştu hemen
"Millet neler yapıyor, biz olduğumuz yerde sayıyoruz abi!"
"Çüş Alparslan çüş!"
Cümleni bitirmem ile Hasan abinin söyledikleri üçümüzede şaşkınlık yaratmıştı ki Alparslan hariç Vera ile aynı tepkiyi vermiştik. Alparslan yine bildiğimiz gibiydi.
"Ayrıca ne var kızım bu seni ilk öpüşümüz mü sanki!"
"NE!"
"NE!"
"Koşmaya başlamış adamlar ya!"
______________________________________
Selamlaaar ve iyi geceler iyi okumalar öpüldünüz kocaman 🧡

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yayla Çiçeğim / yarı texting
Teen Fiction0543x: Geldin yine yaylaya güneşle beraber, kaç gündür sisliydi. 0543x: Gönlüme açtırdığın Güneşi bir bilsen, yaylayı kasıp kavururdu anasını satayım! Asiye: Kimsin? Gerçekten bir telefon sapığım eksikti! 0543x: O nasıl laf Asiye, sapık falan ayıp o...