XIII
XIII-GÖTÜR BENİ
🌙
Yolun yarısı hüsran, geri kalanı karanlık... Sonumuz ne olur bilmiyorum, sanki kör olmuş göremiyorum!
Gülmek neydi hatırlayamıyorum! Uçurumdan sarkmış ayaklarım, ölüm sularında yüzüyorum...O gece sabaha vardığında, onları o kıyıdan kurtaran adamın getirttiği bir araçla hastaneye gelmişlerdi.
Sonrası kıyamet gibiydi!
Tüm kaostan ayrı bir yerde, tek başına bir odada yatıyordu...
Yalnızca vahim bir kaosun içinde derin bir sükunet vardı. Aklını yerinde tutmak için düşünmemeye çalışıyordu ama böylesi daha beterdi. Sanki dışarıdan gelen seslere tıkadığı kulaklarının içinde kendi çığlıklarını duyuyor gibiydi. İyi değildi. Bu bir duygu durumu muydu? Bir psikolojik rahatsızlık mı geçiriyordu?
Sarılı olan kolunu hareket ettiremiyordu.
Tek elini kaldırıp avuç içine baktı, terliydi. Vücudu gibi. Aynı zamanda titriyordu. Başını kaldırıp etrafa baktı, duvarlar üzerine geliyordu sanki. Hızla yataktan doğruldu.
Gözleri seğirirken eliyle çekmeceden destek aldı.
Deliriyor muyum diye düşündü. Göğsü daralıyordu. Boğazında geçmek bilmeyen bir sızı... Sanki bir el yapışmıştı boğazına. Ne sıkıyor nede serbest bırakıyordu!
Ayaklarını yataktan atıp odadan çıkmak istedi.
O anda,
İçeri bir adam girdi. Her attığı adım Yağmur'un kulaklarında şiddetli bir gürültü bırakıyordu. Bu normal değildi! Dahası Yağmur bu adamı tanımıyordu. Adamın yüzüne baktı ürkerek. Bilinci yerindeydi ama fizyolojik olarak iyi değildi.
Adamı incelemeye başladı. Sanki gözü bir yerlerden ısırıyordu bu adamı... Ciddi ve sert bakışlı biriydi. Ama yüzünde okunur bir mimik yoktu.
Sonradan hatırladı... Bu adam Akil Aras'ın ta kendisiydi!
Adı aklından geçerken, hafifçe yutkundu. Akil Aras'ın bakışları o kadar sertti ki teni ürpermişti.
Akil Aras, Yağmur'un bulunduğu bu hali zerre umursamayarak başını çevirmeden ve bakışlarını Yağmur'dan ayırmadan kapıyı kapatıp ona doğru yürüdü. Yatağın başucunda duran sandalyeyi geriye doğru çekti ve yavaşça oturdu. Elini dizinin üzerine bırakıp arkasına yaslandı. Ve dedi ki,
"Beni iyi dinle. Çünkü sana bir daha bu şansı bile tanımayacağım!"
***
Pencerenin önünde durmuş yüzüne çarpan havayı ciğerlerine çekmeye çalışıyordu ama güçlük çekiyordu. Eliyle yakasını çekti. Tişörtü yırtılmak üzereydi. Ellerine baktı hâlâ titriyordu. Yumruk yapıp tırnaklarını iyice bastırdı avuç içlerine. Sonra serbest bıraktı. Tekrar baktı ellerine titremesi bir nebze olsun diner diye düşünmüştü ama daha da şiddetlenmişti. Hastane odasındaki lavaboya doğru yürüdü. İçeri girip kapıyı kapattı. Suyu açtı ve avucuna aldığı suyu defalarca yüzüne vurdu. Aynaya baktı. Gözlerinin altı morarmıştı! Yüzünde bariz çöküntüler vardı. En son aynaya baktığında bu kadar zayıf değildi.
Bir an aynada kendi aksini değil Akil Aras'ın yüzünü gördü. Hızla geri çekildi ve yere yığıldı. Göğsü hızla inip kalkarken Akil Aras'ın söyledikleri kulaklarında çınladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDBAHT
General FictionKaranlık gecenin çanları uğursuz ve lanetli saatleri haber veriyordu. Ruhu küle dönmüş bedeni, kendini ölüme sürüklerken, ayak parmaklarının uç kısımlarından sivri taşların tesiriyle kan akıyordu. Yararlarını hissetmiyordu, sadece koyu kan gözüne ba...