Bölüm 1

1.4K 115 28
                                    

1326  Eylülü İskoçya

Liamh McAodha oturduğu han köşesinde fena halde sıkılmıştı. Tek eliyle yuvarlak ahşap masada ritim tutarken aynı zamanda etrafı kolaçan ediyordu. Ufak tefek bir yerdi. Giolla vadisi yolu üzerinde olmasına rağmen insanların uğrak yeriymiş gibi görünmüyordu. Lakin, her ne kadar sessiz ve temiz görünse de han handı işte...

Barın arkasındaki kapı gıcırdayarak açıldı ve orta yaşlarının sonunda zayıf geniş omuzlu bir adam içeri girdi. Pilileri bozulmuş Giolla renklerini taşıyan kiltini düzeltirken bir yandan da una bulanmış ellerini kiltin üzerinde çırpıyordu. Liamh yüzünü buruşturdu ve burada bir şey yememeye karar kıldı. Zayıf adam kendisine doğru hızla ilerleyip kaçamak bakışlarla ellerini önünde birleştirerek konuştu;

Buyurun beyim arzunuz nedir?"

"Fazla zorlamayalım. Aradığım şeyin sende olduğunu hiç sanmıyorum."

Liamh verdiği yanıtın karşısındaki adamcağızın beynine kan gitmesini önlediğini fark ettiğinde başını iki yana salladı. 

"Yemeklerimiz iyidir. Şaraplarımız lezzetli ve damak tadınıza uygundur."

Genç adam derin bir nefes alırken ahşabın üzerinde ritim tutan parmakları duraksadı ve geriye doğru yaslandı.

"Finn McCartney'i burada bulabileceğimi söylediler."

"Burada!"

Finn McCartney ardından kapıyı ayağıyla tekmeleyip pelerininin kukuletasını geriye doğru sıyırdı. Yüzünün sağ tarafı boydan boya yara iziyle bezenmiş ve yaşlılık izleri çehresine oturmuştu. İri yarı, çatık kaşlı çirkin bir adamdı. Liamh pelerinini hiç çıkartmayacak olmasını ümit etti.

"McAodha sen misin delikanlı?"

"Delikanlı olmak için biraz yaşlı sayılırım."Liamh kaşlarını kaldırdı.

"Senden daha yaşlılar olduğu sürece geç kalmış sayılmazsın." Finn fazla gürültülü kahkahasının ardından bir sandalye çekip oturdu.

"Ne için geldiğini biliyorum. Doğrusu şaşırmadım değil. Liamh McAodha'ya Giolla gibi artık ufak tefek harabe olmuş bir vadiyi layık görüyor olmaları... Doğrusu onurun kırılmış olmalı."

Liamh, yeniden kaşlarını kaldırdı. Çabuk öfkelendiği doğruydu. Öfkesi Highlands'a nam salmış, İskoç kralının dahi karşısında sessiz kalmakta ısrarcı olduğu bir beydi. Finn McCartney'in kendisini tanıyor olduğu halde yaşadığı özgüven patlaması ona delilik gibi görünmüştü.

"Herkesin senin baktığı noktadan bakmasını beklemek yanlış bir tutum Finn. Giolla vadisi ile birlikte burayı da alacak olmam..." Liamh adamın gözlerinin derinliklerine baktı. "Ve bir ekmek fırınına çevirecek olmam senin de onurunu kırmaz mıydı? Oysa ki benim için basit ve küçük bir emir, ayrıca çok da faydalı... Bak, bu da farklı bir bakış açısı."

Genç adam konuşması bittiğinde sandalyesinde iyice yayılıp sırıttı. Finn'in az önce kendine güvenen tavrı gitmiş, yüz hatları gerilmişti fakat toparlaması uzun sürmedi. Bel çantasından çıkardığı pipoyu deri çıkınından aldığı tütün ile doldurup masada, tamamı erimeye yüz tutmuş mum ile yaktı.

"Tütün seni öldürür!"

"Sivri dilin seni benden uzun yaşatmaz delikanlı!"

Liamh güldü. Cevap verecek oldu fakat geliş sebebi muhabbet etmek değildi. "Sadede gel hancı. uğraştırma beni..." 

Ses tonu beklediğinden daha yumuşak çıkmıştı. Uzun zamandır bu vadinin peşindeydi ve şimdi tek bir adım kalmıştı. Kızı bulup bir anlaşma yapmak. 'Can sıkıcı bir anlaşma..." diye mırıldandı. Finn'in duyamadığını belli eden hareketi üzerine bakışlarını adamın elindeki pipodan çıkan gri dumana sabitledi.

SÜRGÜNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin