7. Bölüm

58 10 0
                                    

İyi okumalar

7

Bir gece öncesinde öyle çok yağmur yağmıştı ki Sim şehrinde, üç genç uykularından uyanıp bir daha da uyuyamamışlar, geceyi Mete'nin hızlıca yaktığı şöminenin etrafında toplanıp sohbetler ederek geçirmişlerdi.

Diğer gün Mete için çok önemliydi. Mete gösterişli üniformasını giyecek, gururlu bir genç adam olarak diplomasını ve asker unvanını alacak, artık Sim şehrinin resmi bir görevlisi, bir Sim askeri olacaktı.

"Heyecanlı mısın kardeşim?" diye soran Gökalp'e baktığında onun uykusuzluktan şişmiş mavi gözlerine ilk bakışta gülmek istedi fakat ortamın sessizliği ve ciddiliği buna izin vermiyordu. İçinden hadi oradan demek geçti, o üçünün olduğu ortam arada bir gergin olsa da asla ciddi olmazdı. O üçü küçüklükten beri birbirlerini kardeş bellemiş adamlardı. Onlar her ne olursa olsun sonunda olayı tatlıya bağlar, aralarına ciddiliği karıştırmayacak şekilde güler geçerlerdi.

Mete sırıtarak başını kararsızca salladı. Oğuz onun bu haline hafifçe tebessüm ederek karşılık verdi. Sim Saray'ının önündeki o gergin andan sonra yine gülerek birbirlerine kenetlenmeleri çok uzun sürmemişti. Pazardan dönmüş, eve girerken üçü de birbirini kucaklamış, çoktan şakalaşmaya başlamışlardı bile. O ikisine çok sevdikleri (!) makarnasından bile yapmıştı.

"Yalnızca biraz korkuyorum sanırım." diye itiraf etti Mete.

Gökalp boğuk çıkan sesiyle kısa kahkaha attı. "Korkulacak bir şey yok be dostum. Tüm Börd'ler ve diğer şehirden de bazı kesim insanlar orada olacak yalnızca. Tabii bu insanların gözü de senin üzerinde olacak. Bunda korkulacak ne var ki?"

"İçimi ferahlattın Alp, sağ ol!" dedi Mete durgun bir sesle.

Oğuz tebessümle iki arkadaşının atışmasını izledikten sonra "Bakma sen ona." dedi. "Bu gün için yıllarca çalıştın çabaladın. Orada olmak hakkın. Bu şekilde kendini rahatlat ve unutma, başın hep dik dursun."

"Nasıl unutsun ki çocuk? Senin keskin bakışların hep onun üzerinde olacaksa buna cüret bile edemez."

"Alp bazen sırf konuşmak için konuştuğunu düşünüyorum." dedi Oğuz usanmış gibi gözlerini devirdikten sonra.

Gökalp Oğuz'un dediğini duymamış gibi yaparak Mete'ye taktik vermeye başladı.

"Tören alanında bir sürü güzel kız olacak. Eminim ki biri bile senin bu yakışlılığından etkilenmeden durmaz. İşin yaver giderse birisiyle arkadaş olmaya bak."

"Yine boş yapıyorsun." dedi Oğuz. Gökalp'in ona attığı kötü bakışlara bu kez o aldırmadı, Mete'ye verdi tüm dikkatini.

"Sen ona aldırma." dedi gayet ciddi ve ikna eder gibi bir sesle. "Sahnede parlayacağın şüphesiz. Fakat omzuna yüklenen sorumluluğun da farkına varmalısın. Bir aylık Saray görevinden sonra asıl görev yerin belli olacak. Toğ'a yahut Apolluna'ya gelebilirsin."

"Farkındayım." dedi Mete. "Beni heyecanlandıran da asıl o. Size daha yakın ve biraz daha özgür olma fikri beni mutlu ediyor fakat burası da benim topraklarım."

Gökalp Mete'ye doğru yaklaşarak kararsız bir sesle "Eğer istersen görev yerin konusunda sana yardım edecek birilerini ayarlarım. Nereyi istersen atamanı oraya yaptırırız."

Mete sakince başını iki yana sallarken Oğuz olduğu yerden hızla dikelip dik dik Gökalp'e baktı. "Torpil mi kullanacağız? Cidden mi Alp? O kadar mı düştük be oğlum? Biz seni diğerlerinden ayırırken sen de tıpkı Apolluna'lılar gibi davranmaya başladın."

BENİM KÜÇÜK KARANLIK ÇAĞIM Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin