Yazar Notu
Bunu Tumblr'dan başka bir yerde paylaşmayı unuttuğumu fark ettim, o yüzden işte burada
Bölüm 2: Odaklanma
Bill zeki olmadığından değildi- çünkü öyleydi, herkes onun zekasının bıçak kadar keskin olduğunu söylüyordu ve haklılardı- ama sorun şuydu ki, odaklanmıyordu. Dikkati çok fazla farklı şey arasında bölünmüştü, her zaman, ve ardından çok çabuk sıkılıyordu, gözünü başka bir şeye çeviriyordu.
Liam bütün gününü sadece bir kitabı okuyarak harcayabilirdi, o kadar odaklanırdı ki yemeyi ve içmeyi bile unuturdu; Bill bir paragraf okurdu, başka bir kitap açardı, başka bir tane okurdu, sıkılırdı, ve yapacak başka bir şey bakmaya giderdi- bu kileri işgal etmek veya kendini bir süper kahraman ilan edebilmek için perdeleri çekip pelerin olarak giymek olabilirdi.
''Süper Bill!''
''Bu harika. Billy, şeye kadar ödevini yapmış olman gerekiyor--''
''Bak! Şimdi de ben bir hayaletim!''
Komik falandı, ama Bill'in gerçekten ödevini yapması gerekiyordu, notları düşmeden ve ebeveynleri bu tavırlarının komik olmadığını düşünmeye başlamadan önce. Liam'ı en çok endişelendiren şey ise onların onun kötü etki olabileceğini düşünmeleri- o bir Düzensiz'di, ne de olsa, ve onlar zaten aynı evde yaşarlarken onları mümkün olduğu kadar ayrı tutmaya çalışıyorlardı- ve bu da beraber zaman geçirmelerini daha da zorlaştırıyordu.
Ve Liam'ın tekrar o kadar yalnız olmaktan daha çok korktuğu bir şey yoktu.
''Bill, buna sadece birkaç dakikalığına odaklan, tamam mı? Lütfen?''
''Ama sıkıcı. Okul sıkıcı.''
Liam kendisi hiç okula gitmemişti- Düzensiz'lere izin verilmiyordu- ve öğrendiklerinin tümünü kendi kendine öğrenmesi gerekmişti, bulabildiği kitaplar ile. Gidebilmek için yalvardığını hatırlıyordu, bir kereliğine olsa nasıl bir şey olduğunu görmek için, ve reddediliş bugüne dek içinde yanıyordu. Bill'in bunu gündelik olarak kestirip atması da bir bıçak saplanışı gibiydi, çünkü kardeşinin ne kadar şanslı olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu, ama Liam kendini bunu yok saymak için zorluyordu.
''Ama bu gerçekten kolay, söz veriyorum.''
''Çok zor. Anlamıyorum.''
''Eğer dikkatini verirsen anlayacaksın. Sadece bir dakika dinle...''
Ve tabii ki de anlıyordu, çünkü Bill gerçekten parlaktı, ve kafasını koyduğunda her şeyin mantığını çözmekte hızlıydı. Liam'ın sırf onun dikkatini tutması gerektiği için her şeyi açıklaması gerekmiyordu, ve bu dünyadaki bütün farkı yapıyordu. Yakında sadece daha iyi yapmıyordu: sınıfının birincisiydi, bu, ebeveynlerini gururla doldurduğu kadar öğretmenlerini şaşırtmıştı.
Annesi Bill'e sıkı bir sarılma verdiğinde ve babası onu övdüğünde, Liam ikisinin de onun yönüne bir bakış bile atmamasını umursamadı. Buna alışkındı, ve bu baktıklarında aldığı bakışlara göre daha az acıtıyordu: en iyisi acımaydı, en kötüsü hor görmeydi. O aynı gururla asla ona bakmayacaklarını biliyordu, bakışlarındaki o sessiz parıltı ile- ama Bill'in onları bu kadar gururlandırmasında kendi payı da vardı, yani gerçekten, bu o gurur ve parlayan övgülerin bir kısmının da onun için olduğu anlamına gelmez miydi?
''İşte, al biraz!''
Liam ebeveynlerinin Bill'e aldığı koca paketten biraz şeker aldı ve birazını yedi, karton çiğniyormuş gibi hissettiği halde tadından zevk alıyormuş gibi görünmek için kendini zorlayarak, ve Bill'in nasıl okuldaki en yüksek skoru aldığı hakkında gevezelik yapmasına izin verdi.
İşlerin gidişatından memnundu, tabii ki, çünkü övgüden daha çok sevdiği bir şey yoktu ve şu anda epey alıyordu. İlginin merkezi olmaktan daha çok sevdiği bir şey yoktu, her parlak rapor ile aldığı ödüllerden de. Her seferinde minik bir güneş gibi parlıyordu, gururla kıpırdanıyordu, ve Liam zaman zaman hissettiği acılık için suçluluk duyuyordu, bu kadar iyi yapmasının onun sayesinde olduğunu belirtme gibi çocukça bir dürtü için de.
Ama gerek yoktu, çünkü Bill açıkça bunun farkındaydı.
''Bir gün gelmelisin. Sen, bir dahi falan olmalısın. Öğretmenden daha fazla şey bildiğine eminim. Şaşırırlardı ve-- whoa! Sorun ne?''
Liam hemen cevap vermedi, çünkü eğer bunu yaparsa ağlayacağından emindi. Sadece burun çekti ve Bill'e sıkı bir sarılma verdi. Bill sessizleşti ve gitmeye çalışmadı, ama Liam onun bütün bunların ne hakkında olduğunu anladığını düşünmedi.
Ama o anlamıştı, ve bu Bill'in notları birden düşmeye başladığında açık oldu. Gururlu bakışlar hafifçe endişeli olanlara dönüştü ve, ebeveynlerinin ikisi de onu gerçekten suçlamasalar da, bir şeyin ters olup olmadığını sordular, iyi hissedip hissetmediğini.
''Çok zor. Anlamıyorum,'' Bill'in bozuk plak gibi tek tekrar ettiği şeydi. Ve hiç mantıklı gelmiyordu, hemde hiç, çünkü hiçbir şey değişmemişti: o hala Liam'ın açıklamalarını dinliyordu, ve hala her şeyi anlıyordu.
''Aptalı oynama! Anladığını biliyorum, ve nasıl. Bunu bilerek yapıyorsun!''
Bill omuz silkti. ''Nolmuş yani? Bir şeyler bilmeyi seviyorum. Paylaşacağım anlamına gelmez. Her türlü bir satışçı olacağım, ve bunu yapmak için yüksek notlara ihtiyacım yok.''
''Konu bu değil! Ben-''
''Her türlü bunu hak ediyorlar,'' Bill sözünü kesti, Liam'ın sessizleşmesine yol açarak. Bir anda Bill kızmıştı, yaşından büyük görünüyordu. ''Sen burada bile değilmişsin gibi davranıyorlar. Yani artık benim hakkımda böbürlenememeleri iyi oldu.''
Ama ya Bill'in okulda kötüleşmesinin benim suçum olduğunu düşünürlerse-
''Benim için yap o zaman,'' Liam ağzından çıkardı, Bill'in ona şaşkınlıkla gözünü kırpmasına sebep olarak. ''Ben de seninle gurur duruyorum.''
Bu onların benimle gururlanmaya en yakın oldukları an.
Bunun adil olmadığını biliyordu, bunun Bill'in sorumluluğu olması gereken bir şey olmadığını, ama yardım edemiyordu: sadece onların gurur duyabileceği biri gibi hissetmeye devam etmek istiyordu, eğer Düzensizliği olmasaydı. Bill ona baktı, açıkça şaşırmıştı, ve uzağa baktı ve bir şey demedi.
Yine de, kısa süre sonra notları geri yükselmeye başladı, ve tekrar hiç düşmedi- Liam alındığında bile, ve Bill bunları tek başına yapmaya bırakıldığında bile, üstüne gece okuyacak yasaklı kitaplar ve kıracak bir kod ile. Ebeveynleri tekrar böbürlenmeye başladılar, ama Bill umursamadı.
Umursadığı onların gururlanması değildi.
Benim Notum
Bölümü nasıl buldunuz? Bu sene 12. sınıf olduğum için arada atamadığım haftalar olabilir şimdiden özür dilerim onun için. Bölüm hakkındaki yorumlarım:
1) Bill'de dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu var bence, veya Düzdiyar'da onun dengi hangi durum var ise,
2) Bill benim kardeşimin karbon kopyasıHer neyse, oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın, sıradaki bölümde görüşürüz 👋🏻

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Düz Zihinler (Flat Minds) Bill Cipher Hikayesi
Fanfiction''Düz Hayaller'in parçası olması gereken, ancak pek çok gıcık edici derecede mantıklı sebepten yapılamamış kırıntıların bir koleksiyonu.''