16 - PİÇ

163 9 0
                                    


Gün aymaya başlamıştı... Jungkook ne gelmişti, ne de aramıştı. Sabah olmaya başlarken sarhoş olmak ne kadar da kötüydü böyle. 

Üstelik midem de bulanmaya başlamıştı. Ah... Gecesinden ne kadar kötü olacağı belli olan bir gün mü?

Başım dönüyordu.

Kalkıp odamın kapısını açtım, merdivenlerden inmek zor olacaktı. Duvardan destek almaya çalışarak inmeye çalıştım. Neydi bu halim böyle? Bir daha asla bu kadar içmeyeceğime kendime söz vererek inmeye devam ettim. Son beş basamakta ayaklarım birbirine dolandı. Başım öyle dönüyordu ki dengemi sağlayamayarak merdivenlerden yuvarlanmaya başladım.

Bileğimin acısıyla yere yapışmıştım. Yapıştığım yerden destek alarak ayak bileğime baktım. Ayağımı burkmuştum sanırım. Duvardan destek alarak kalkmaya çalıştım. Topallayarak koltuğa uzandım. Felaket bir gündü.

Patırtıyı duyan güvenlik evin cam kapısını sürükleyerek açtı ve içeri girdi.

" Bir şey mi oldu? " dedi merakla yanıma gelerek. Genç birisiydi. Hala ayağımı ovuşturuyordum. 

" Bana buzluktan buz getirebilir misin? " 

Takip edemediğim bir hızla dolaba gitti ve elindeki buza aküsüyle geri geldi. Bunların bu hız mevzusuna alışmaya başlasam iyi olacaktı.

Elinden buz aküsünü alıp bileğime koydum. Canım gerçekten acıyordu.

" Beni odama taşımanı rica etsem götürebilir misin? " 

Kendim asla gidemeyecektim. Jungkook'la herhangi bir şekilde karşılaşmak istemiyordum. Her an gelebilirdi.

Kafasını olumlu anlamda sallayıp beni kucağına aldı. O arada gelen sesle kapıya döndüm.

" Ne yapıyorsun Chan? " Jimin gelmişti. Şaşkın bir suratla bize bakıyordu.

" Jimin Bey... Odaya taşımamı istedi de..." Güvenlik ne yapacağını bilmez bir şekilde bir Jimin'e bir bana bakıyordu.

" Tamam sen bırak ben hallederim." 

Jimin'in talimatından sonra güvenlik beni aldığı gibi geri bıraktı.

" Teşekkür ederim." dedim güvenliğe bakıp sırıtarak. Kafasını eğip teşekkürümü kabul etti.

" Çıkabilirsin." Jimin yanıma doğru yürürken söylemişti. Elimdeki buzu fark edip endişeyle bileğime bakmaya başladı. Bileğimi avcunun içine alıp ufak bir şekilde burktuğum bileğimin üzerine hafifçe bastırdı. Suratımı buruşturup acıdığını belirten bir ses çıkardım.

" Ne yaptın kendine kızım sen? " Sinirle suratıma bakıyordu. Bana ne zaman bir zarar gelse Jimin böyle oluyordu. Genelde kendime zarar verecek herhangi bir durum yaptığım zaman azar yiyordum. Ama başım dönmüştü ne yapabilirdim? 

" Düştüm." ağlamaya başlamıştım. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Ama bileğim acıdığı için değil. Bu kadar çaresiz ve saçma bir durumda kaldığım için ağlıyordum. 

Jimin beni kendine çekip göğsüne bastırdı.

" Tamam buradayım ben. Ağlama güzelim. Canın çok mu acıyor? Hastaneye gidelim mi? "

Bileğim de acıyordu evet ama sanırım ağlamamın sebebi bunca şeyi çok hızlı süre içerisinde yaşıyordu olmamdı. Kafamı göğsünde olumsuz anlamda salladım. Saçlarımı okşuyordu. Jimin'in bana böyle hissettirmesi her zaman hoşuma gitmişti.

Biraz daha göğsünde hıçkırarak ağlayıp geri çekildim. Tişörtünü batırmıştım.

" Ne kadar çok içmişsin Vien. Leş gibi kokuyorsun." gülerek söylemişti bunu. " Uyumamışsın da..." Endişeli olduğunu gözlerinden görebiliyordum.

Sevgili Vampir Sevgilim | JJKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin