"Önce yerini bulmalıyız." dedi Hoseok.
Dizüstü bilgisayarını açtı ve yan tarafında oturan Jimin ve Seokjin ile çalışmaya başladı.Taehyung ve Jeongguk, Yoongi ile birlikte yerde oturmuş oyun oynuyordu.Jeongguk'un o günkü oyunu küçük mutfağıydı ve herkesin yemeklerini denemesini istiyordu.
"Çocuklar, ya ona bir şey olursa? Bunu kim yapabilir ki?" diye sordu Jimin.
Hoseok "Sadece bir kişi geliyor aklıma." dediğinde hepsi başını salladı.
"Muhtemelen o sürtüktür ya da adı her neyse.Namjoon'u birkaç kez tehdit etmemiş miydi ? "
"Aman Tanrım, nasıl o zaman bir şey yapamayacak kadar aptal olabildim!" Jimin çaresizlikle nefes alırken parmaklarını saçlarının arasından geçirdi.
"Aptal kötü bir kelime!" dedi Jeongguk ve somurttu.Jimin özür dileyip onu alnından öptü.
"Bilemezdik Jimin. Kendini suçlama.Bu dünyada hasta insanların var olması senin suçun değil."
Hoseok onu rahatlatmaya çalışırken Jimin, Seokjin'e gizli bir bakış attığında onun harap olmış yüzünü gördü. Solgun görünüyordu ve gerçekten gergin olduğu için sürekli dizleri titriyordu.
Seokjin kendini suçluyordu.Kim suçlamazdı ki ? Bu olanların tek sebebi Seokjin'di ama onun hatası değildi.Gerçekten mükemmel olan Army'ler dışında, her zaman idollerine ulaşmak için kötü şeyler yapacak olan Army'ler de vardı ve bunlar gerçek Army'ler bile değildi.
Seokjin'in tüm vücudu uyuşmuştu. Neden böyle hissettiğini bilmiyordu.Tabii ki Namjoon için korkuyordu ama başka bir şey daha vardı.
Ondan her mesaj aldığında kalbi atıyordu.Görüntülü görüşmede onun yüzünü gördüğünde kalbi göğsünün içinde her türlü dansı yapabilecek gibiydi. Kafası karışmıştı .Kendi duygularını çözemiyordu.
Gerçekten...Genç olana aşık olması mümkün müydü ?
Seokjin yüzünü ellerinin arasına aldı ve bilinçsizce iç çekti. Hepsi ona bakıyordu ama kimse konuşmaya cesaret edemiyordu. Kafasının içinde bir şeyler döndüğünü görebiliyorlardı ama onu böyle bir durumda rahatsız etmek istemiyorlardı.
Telefonu çalmaya başladığında Seokjin irkildi. Skype'tan gelen aramayı ve arayanın Namjoon olduğunu görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
"S-Seokjin?"
Hepsi nefesini tutarken Seokjin hızla telefonunu aldı ve aramayı cevapladı.
"Namjoon? Sen misin? Lütfen sen olduğunu söyle! Nasılsın? Yaralandın mı ?"
Duygularını ve sözlerini kontrol edemiyor gibiydi. Çok özlediği o güzel sesi duyana kadar diğer tarafta ayak sesleri duyulmuştu.
"Seokjin"
"Evet! Benim Namjoon. Söyle bana, neredesin?"
O konuşmakla meşgulken, Hoseok,hızla programına girdi ve ip adresinden Namjoon'u bulmaya çalıştı. Bir saniye sonra, Kuzey Kore sınırına yakın, Seul'ün terk edilmiş bir tarafında olduğuna dair bir eşleşme vardı.
"L-Lütfen gelebilir misin? Yalnız gelmeni istediklerini söylediler.Korkuyorum. Çok korkuyorum Seokjin."
Seokjin'in kanı kaynıyordu.Sesinden korktuğunu ve belki de incindiğini anlayabiliyordu.Kendini kontrol etmek için elinden geleni yaptı. Jimin ve Hoseok ellerini omuzlarına koydular ve başlarını salladılar. Seokjin konuşmadan önce birkaç saniye onlara baktı.
"Evet, geleceğim ve seni evine götüreceğim."
"O iş öyle olmaz Seokjin. Kimseyi götürmeyeceksin. Gelir gelmez benimle gideceksin yoksa tabancayla kafasını patlatırım."
Hoseok telefonunu alıp odanın dışına çıkarken Hitman'ı arayıp durumu bildireceğini fısıldadı. Konuşan kişinin belli ki bir silahı vardı ve herhangi birine zarar verebilirdi.
"Ona dokunmaya cüret etme yoksa bedelini ödersin."
"Dene ve gör "
Ve hat kesildi. Hepsi birbirine baktı, hepsi stresliydi. Jungkook ayağa kalıp Jimin'in yanına gitti ve ona sıkıca sarıldı.
"Her şey yoluna girecek Jimin. Namjoon'u bulacağız."
"E-Evet Koo. Bulacağız." diye fısıldadı Jimin .

YOU ARE READING
FANBOY {NAMJİN}
Novela JuvenilNamjoon Seokjin'in en büyük Fanboyuydu. İnstagram au Namjin Yoonmin Taekook