"Seokjin, lütfen, lütfen uyan-"
Namjoon ağlayarak Seokjin'i şiddetle sarsarken kız onlara doğru yürümeye başladı.
Namjoon kalbinin boğazında attığını ve korktuğu için görüşünün bulanıklaştığını hissedebiliyordu. Bilincini korumaya çalışırken gözleri dönmüştü ama Seokjin'i sallamaya devam ediyordu.
Kız silahı Namjoon'a doğru tutarken gittikçe yaklaşıyordu ve Namjoon bu psikopat tarafından vurulmamak için kendi içinden bütün duaları ediyordu.
Titreyen eliyle Seokjin'in yanağını avuçladı ve hayatının anlamının huzurlu, uykulu yüzüne bakarken kalbinin milyonlarca parçaya ayrıldığını hissederek küçük bir inilti çıkardı.
Bu nasıl mümkün olabilirdi ? Bu neden onun başına geliyordu ? Bunun bir tür oyun ya da gizli kamera şakası olması için tanrıya dua etti çünkü Seokjin'in kendi gözlerinin önünde yaralanmış ve ağır kanlar içinde olduğu gerçeğini kabul edemiyordu.
Namjoon başının hemen arkasında bir topuk sesi duyunca yukarı baktı. Yavaşça döndü ve kıza baktı, nefesi boğazında düğümleniyordu.
Kendini Seokjin'in üzerine attı ve yüksek bir silah sesi ve Namjoon'un dehşete düşmüş çığlığı duyulmadan önce sıkıca sarıldı.
Namjoon bir acı dalgasının vücudunu ele geçirmesini beklerken nefes nefese kalmıştı ama hiçbir şey hissetmedi.
Seokjin'den uzaklaştığında kızı yüz üstü, saçlarının altında bir kan gölü ve elinde bir silahla yatarken görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
Namjoon tekrar bayılacakmış gibi hissediyordu. Hıçkırıklarının ağzından kaçmasını engelleyecek kadar güçlü değildi. İyi ve hayatta olduğu için üzülmeli mi yoksa sevinmeli miydi bilmiyordu.
Kapı zorla açıldığında Namjoon, arkalarında birkaç sağlık görevlisi ve polisin yanı sıra Hoseok ve diğerlerini görünce üzerindeki ağırlığın kalktığını hissetti.
"Namjoon! Burada ne haltlar dönüyor?" diye bağırdı Hoseok,
Seokjin'in,bacağı tamamen kan içinde yanında yattığını görür görmez gözleri fal taşı gibi açıldı.
Taehyung boğuk bir çığlık atıp onlara doğru koşmaya başladı, Seokjin'in yüzünü avuçlayıp onu sallamaya başladığında kendini dizlerinin üzerine attı.
Yoongi öylece donup kalmışken, telefonu elinden yere düştü ve herkesin Seokjin'in etrafında toplanmalarını izledi.
Namjoon diğer ikisi gibi yaralanmadığı için önce Seokjin ve kızı kontrol etmeye gitmişlerdi.Bir hemşire hayatta olup olmadığını görmek için kızı yuvarladığında alnında açılan delik aksini düşünmesine neden olmuştu.
"Aman Tanrım, bu kız - "dedi Hoseok ve parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. Elini ağzının üzerine koyup bakışlarını ondan kaçırdı.
" Efendim, bir sorun mu var? "
"Bu Minsoo. Seokjin ve benimle aynı liseye gidiyordu. O günlerde akli dengesinin yerinde olmadığı teşhis edilmişti ve bir akıl hastanesine nakledildi. Nasıl oldu da kaçmayı başardı bilmiyorum."
"03:00, ölümü onaylandı. Ne yapalım efendim?" diye sordu bir hemşire mavi önlüklü adama başını sallayarak.
"Onu ikinci ambulans minibüsünün arkasına götürün, ben adamı kontrol edeceğim-" dedi bir doktor ve diz çöktü, kana basmamaya dikkat ederek iki parmağını Seokjin'in boynundaki hayati noktasına yerleştirdi.

YOU ARE READING
FANBOY {NAMJİN}
Teen FictionNamjoon Seokjin'in en büyük Fanboyuydu. İnstagram au Namjin Yoonmin Taekook