Nedense bu sabah bir gülümsemeyle uyandım. Bir şeyler oluyor, biri bana tokat atsın. Güzel ve sert bir tokat ardından kapı çaldı:
- Kim o!!
- Oda servisi.
Kapıyı açtığımda gelen garsonu biraz süzdüm. Sonra da şu soruyu sordum.
- Rüzgar Sönmez bu otelde mi acaba??
- Evet hanımefendi. Hatta yan odada.
- Teşekkürler.
Ve de sonra çıktı. Çok sinirlenmiştim. Okula gitmek için hazırlandıktan sonra yan odanın yani Rüzgar'ın kapısını çaldım. Kapıyı açtı. Ben ona sinirli bir tavırla:
- Sen neden bu oteldesin?
- Ahh yine mi sen bir türlü kurtulamadım senden.
- Asıl ben senden bir türlü kurtulamadım.(içimden: Manyağa bak,kendini beğenmiş.)
Bana sinirli sinirli baktı kapıyı yüzüme çarptı. Çocuğa karşı rezil olmuştum. Serviste giderken çocuğa karşı birçok küfür söylüyordum. Bugün gerçekten kendimi aşmıştım. Okula geldiğimde ise Sude denen kızla çarpıştık. Öfkeli bir şekilde"Önüne baksana" diyip geçti. İşte kendini bişey zanneden salaklar. Neyseki Didem'i bulabilmiştim. Didem bana "Seni Soner çağrıyor" dedi. Soner'in yanına gittim.
-Efendim Soner.
-Soner: Daha demin seni Sude ile çarpışırken gördüm. Üzgündün. Ne oldu bir şey mi dedi?
- Hayır. O değilde Rüzgarla aynı otelde kalmamıza sinirlenmiş ve üzülmüştüm.
Bir anda hoca girdi. Hemen yerime geçtim. Derste sırama uçak şeklinde bir kağıt gelmişti. Kağıtta:
"Seni bugün üzmüş olabilirim. Özür dilerim..."
Rüzgar.
Ben de önemli değil ama beni çok kırdın bunu bil dedim.
Ada.
Tennefüste benim yanıma geldi ve bugün öğlen yemeğini birlikte yiyelim mi dedi. Ben de olabilir dedim. Bir anda yüzümden gülücükler saçmaya başladı. Didem de bana sen aşıksın diyip duruyordu. Yoksa ben aşık mı oldum. Hayır, hayır olamaz. Öğle yemeği için zil çalmıştı. Rüzgarla kantine doğru ilerliyorduk. Yemeklerimizi alıp masaya oturduk. Çok tatlı tatlı gülümsüyordu. Onu seğretmekten birçok sakarlık yaptım. İçimden Ada kendine gel deyip kolumu cimcirdim. Amma da kuvvetli cimcirmişim kolum kıpkırmızı olmuştu. Rüzgar bana affettin mi şimdi beni diyordu. Affettim dedim. Herşey için teşekkürler dedikten sonra Didem ve Soner'in masasına gittim.
-Soner: Oo bu ne yakınlık. İki günde hemen aşık oldun.
-Didem: Aferin Soner çak beşlik.
-Ada: Ya ne saçmalıyosunuz. Hemen dalga geçin zaten.
Masadan kalkıp sınıfa gittim.
Son iki ders bitmişti. Ohh ikinci günümüzde sona erdi. Ee tabiki de her zamanki gibi tekrar otele gidip,tatlı bir uykuya dalmıştım.
