"Bırak beni." Jungkook yürümesine yardım etmeye çalışan Jimin'i ittirdi. "Bırak!"
"Jungkook!" Jimin'in sesi ilk defa bu kadar sert çıkmıştı ve bu küçük olanın şaşkınlıkla hyunguna bakmasına neden oldu. Alkolden dolayı görüşü bulanık olsa da karşısındakinin fazla görmediği o sinirini tanıyabiliyordu. "Kendine gel!"
Maknaenin sessiz kalmasıyla Jimin tekrar onun kolunun altına girdi ve yaşadığı rezidansın asansörüne bindirdi.
"Bu akşam bu halin ne bilmiyorum ama yaptığın hoş değildi."
"Ne yapmışım?"
"O kadar insan içinden sence ben anlamaz mıyım Jungkook?" Jimin gözlerini sarhoş olana dikti. "Üniversiteye geçtiğimizde idol grubuyla oynadığımız oyundan esinlendiğini anlamak zor değil. Vibratör? Hoşlanmadığın o kıza doğruluk mu cesaretlik mi oyununda bunu yaptırdıklarında küçük düşmesinden oldukça keyif almıştın."
"O kız kötü biriydi." diye itiraz etti esmer olan. "Ne yaptığını unuttun mu?" elini şakaklarına götürüp ovdu. Şu an ayılmaya başlamak istemiyordu.
"Mina'yı sasaenglerin önüne atmıştı ve kızın dudağı patlamıştı. Gayet net hatırlıyorum."
"İyi."
"Bu Deniz'e aynı şeyi yapmanı açıklamıyor."
"Nerden çıkardın böyle bir şey yaptığımı?"
Jimin gözlerini kıstı. "Orgazm olan bir kadını fark etmek zor değil."
Jungkook içinden yükselen nedensiz bir öfkeyle dişlerini sıktı. O sırada asansörün kapıları açıldı ve ikisi birlikte çıktılar. "Evime de mi dalacaksın?" diye sordu sarkastik bir tavırla. "Mahremiyetime de saygın yok."
"Deniz'e ne yaptığını fark etmeni ve özür dilemeni öneriyorum sadece." dedi sarışın olan. "O bunu hakedecek bir şey yapmadı. Diğerleri de halini fark etse nasıl hissederdi düşünebiliyor musun?"
Jungkook alaycı bir şekilde güldü. "Halini sen fark ettiğin için dünyada ondan mutlusu yoktur. Sonuçta aşık olduğu adamın kollarında boşaldı."
"Jungkook!"
"Gel içeri." kapıyı ardına kadar açıp hyunguna içeri girmesini işaret etti. "Denizle odasında istediğini yapabilirsin."
"Sen git bir ayıl bence." Jimin küçük olanı ensesinden tuttuğu gibi mutfağa ittirdi ve kapıyı tekmeyle kapattı. "Kafanı musluğun altına mı sokayım yoksa yüzünü kendin mi yıkarsın?"
Jungkook sırıtıp yüzüne biraz su çarptı. "Bunun ayılmakla alakası yok. Bak odası orası. Hatta dur senin geldiğini haber vereyim de sevinsin." tökezleyerek işaret ettiği odaya ilerledi ve kapıyı açıp içeri seslendi. "Aşkın geldi Toki, kalk."
Zifiri karanlıkta ona dönen tek yanıt sessizlik oldu. Gözleri ışıksızlığa biraz alışınca yatakta kimsenin olmadığını fark etti. Elinde olmadan büyük adımlarla dolaba yaklaştı ve kapağını açtı. İçi boştu... bunu düşünerek mi açmıştı zaten kapağı?
Odadan çıkıp kendini koltuğa attı.
"Ne oldu? Yüzün garip görünüyor?"
Jungkook güldü ancak Jimin bu gülüşte bir tedirginlik sezebiliyordu. "Gitmiş heralde. Odası boş."
Jimin iç çekip küçüğünün yanına oturdu. "Şaşırmadım."
"Dua et de o yabancı oda arkadaşına bizimle olduğunu anlatmasın." tekrar güldü.
"Sen buna inanıyor musun? Deniz'in bizimle ilgili bir şeyleri herhangi birine anlatacağına?" Jimin bu bakışı biliyordu. Jungkook zorlukla yutkundu ve sırıtmaya devam etti ancak gözleri yavaşça doluyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BIAS MI BİR GECE Mİ?
FanfictionBu hikaye profilimdeki Erkek Oyunu Maknae Line hikayesinin devamı niteliğindedir ancak ayrı da okunabilir. Yine de ayrıntılar için oradan buraya geçmenizi öneririm. Deniz Bts hayranlığı ve izlediği dramalar sayesinde Kore'de yaşamayı tecrübe etmek i...