1.ASKER

29 1 2
                                    

"Bir yumruk askeri ele geçirir."

İlk yumruk surata, ikinci yumruk karın boşluğuna. İlk tekme surata, ikinci tekme bacağa. Karşımdaki sadece bir kum torbasıydı.

Ama ben o kum torbasını yaşadığım hayat olarak görüyordum ve Tanrı bana darbelerini indirmeden kendi cezamı kendim kesiyordum. Bu dünya herkes için iyi bir yer olmamakla beraber aynı zamanda başka kaçış yolu olmayan insanların tek çıkışı. Benim ise tek çıkış yolum,tamamen yolumu kapatabilecek bir kişi. Diaren de yaşayan pek çok insan hayatında memnun olsa da benim gibi daha küçük kasabalarda yaşayan Diarenliler her zaman çıkış yolu ararlar.

Bu ya zengin bir adam olur ya da benim seçtiğim yol olan, daha önce kimsenin denemediği o yol bizim tek çıkışımızdı.

Önümdeki ceset sessizce bana odaklanmıştı. Cesetler zaten sessiz olurlar değil mi? Onların en sevdiğim özellikleri tam olarak bu. Ölmeden önce haykırmaktan başka bir şey yapmayan bu aciz canlılar , hayatları boyunca yeterince konuşmuş gibi sessizliğe gömülürler. Zehir gibi sokan düşüncelerim bu sefer beni cadılıkla suçlayan üvey anneme kaydı. Etrafımdaki bütün insanlar onun yaşlılıktan öldüğünü biliyordu.

Değil mi Faylinn?

Evet gerçek buydu. O kadın gözlerimin önünde yere yığılıp gebermişti.

Tabutun kapağı tamamen açılmıştı. Zaten solgun olan bembeyaz teni sararmıştı. Yüzündeki ifadeyi görmüştüm. Gözlerinde kocaman bir boşluk vardı. Yanıma yaklaşan nefesle yavaşça irkildim. Darla titreyen sesiyle konuşmaya başladı.

"Faylinn? Birkaç dedektif yanına gelmek istiyorlar. Her şeyden emin olmak için..."dedi son cümleyi mırıldanarak. "Yani açıkça benim onu öldürmediğime inanmıyorlar. Hah, ben bile inanamıyorken onlar nasıl inansınlar ki?" dediğimde Darla beni susturmak için koluma atıldı. Kolumu sıkarak bakışlarımı gelen kasaba dedektifine çevirmemi sağladı. 50 yaşını geçmiş, saçlarının yarısı dökülmüş orta kiloda olan bu dedektif benden o kadar nefret ediyordu ki; ortamda bile bulunmadığım olaylarda suçlu olarak kabul ediliyordum.

Gözlerim elimde buruşturduğum tarot kartlarına kaydı. Üçü de bana sesleniyor beni onların korkularına büründürüyordu. Dedektifin bakışları üzerimde ama ben kartların anlamlarını hafızamdan çıkarmak ile uğraşıyorum.

İlk kart, ölüm. Kart ters, yıkılmış umut.

İkinci kart, kılıç sekizlisi. Kart yine ters, ihanet; öngörülemeyen şey ölüm.

Ve son kart, şeytan. Kart düz, kader; önceden belirlenmiş ama bu nedenle kötü olmayan şey.

Daha fazla bekleyemeyen dedektif konuştu, "Görebildiğim kadar Tanrı da sizin acımasız bir iblis olduğunuzu biliyor." dedi ve tiksintiyle elimdeki şeytan kartını işaret etti. Herkesin sessizce dua ettiği o cenazede, o dakikada kahkaha atmaya başladım. Kahkaham o küçük ortamda yankılanırken bakışların bana dönmesiyle korku dolu gözleri gördüm. Üvey annemin tek akrabası olan kız kardeşinin yankılanan topuklusunun sesi benim kahkahamın ardında lasleylerin* çıkardığı ses gibiydi.

Adımları tam karşımda bitti. Aramızda bıraktığı açıya bakılırsa tokat atacaktı. Gözlerim yüzünden sıktığı sol eline kaydı. Sol eliyle vuracağını anladığımda gözlerimi kadının yüzüne çıkardım. "Terbiyesiz! Seni onca yıldır kendi çocuğu gibi büyüten annenin cenazesinde yaptığın şu terbiyesizliğe bak! Bir damla gözyaşı dökmedin. Ama ben demiştim ona yapma, yanlış yapıyorsun diye kaç defa uyardım." dedi ve ardından saygısızca yüzüme tükürdü.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 14, 2024 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

İKİNİN FELAKETİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin