esmerler ve hyunjin

87 10 2
                                    

Sarı saçları ensesine dökülüyordu, ince parmaklarıyla masada ki malı iyice ufalıyordu. Bunu yaparken fazlasıyla odaklanmıştı, muhtemelen gelirken giydiği deri ceketi yanına bırakmış, bacaklarını tamamen saran ve tüm güzelliğini ortaya seren pantalonuyla bağdaş kurmuştu. Üzerine giydiği beyaz tişörtünden içini görmek çokta zorlayıcı değildi ve şu an bana fazlasıyla tapılası bir görüntü sunuyordu.

"Beyler bakın kimi getirdimm." Jisung'un seslenmesiyle masada ki tüm gözler beni bulmuştu, onunkiler de dahil. Gözlerimle hepsine baktıktan sonra en son Hyunjin'de takılı kalmıştım. Gözlerinde ki siyah iriller sanki beni oraya kitlemek istercesine bakıyordu. Gözlerimi ondan alamıyordum, lafın tam anlamıyla beni gözlerine esir etmişti.

Hayır bunu istemeden yapması imkansızdı, sanki gözlerine uzun uzun bakmamı istiyordu, sanki sadece ona bakmamı istiyordu. Hayır, hayır Jeongin, neden bunu istesin ki? Onca insan varken neden sen olasın ki?

Sen kimsin ki?

"Hadi otursanıza." Minho'nun konuşmasıyla daldığım gözlerden kendimi ayırmış ve masaya biraz daha yaklaşmıştım. Jisung boş yerlere oturmaktansa biraz önce yaptığı gibi Minho'nun kucağına yerleşti, orayı sevmiş olmalıydı.

Ben ise Hyunjin'e fazla yakın olmak istemediğim için ona olabildiğince uzak bir yer seçmeye çalışmıştım. Bir yanımda fakülte başkanlarından biri Chan oturuyordu, şahsen onun böyle insanlarla takıkabilmesine çok ihtimal vermezdim ancak sonuç olarak ikimizde buradaydık. Diğer yanımda ise adını bilmediğim fakat fazlasıyla yakışıklı biri vardı.

İlgimi çekmesi muhtemeldi, gözlerimle onu süzmeye başlamıştım ki Minho'nun konuşmasıyla bunu yapamamış ve diğer herkes gibi tüm dikkatimi Minhoya vermiştim.

"Gençler yavaştan çıtır keyif olmuşken oyun mu oynasak?" Minho ellerini birbirine sürterek heyecanla konuşmuş ve kucağında ki Jisung hareketlenerek ona katılmıştı. Masadan da onaylar nidalar çıkarken başka bir sohbete dalmışlardı. Bende fırsattan istifade  Hyunjine bakmıştım, o ne düşünüyor diye.

Beklediğimin tamamen aksine o bana odaklanmıştı, masa da ki sohbetle uzaktan yakından alakası yoktu ve beni inceliyordu. Gözleriyle sanki daha önceden benim ona yaptığım gibi her zerremi inceliyor gibiydi. Sanki beni ezberine almak istercesine bakıyordu, neden bunu yapıyorsun Hyunjin? Neden aklımı karıştırıyorsun?

Ona bakatığımı fark etmesiyle bakışlarını benden ölümcül bir yavaşlıkla çekmiş ve diğer herkes gibi konuşan Changbin'e odaklanmıştı. Hayır, onu rahatsız mı etmiştim? Bunu gerçekten istememiştim, özür dilerim.

"Aman yeter konuştuğunuz, şişe çevirmece oynuyoruz o kadar." Tatlı bir sinirle konuşmuş ve diğerlerine masada ki malları toplamalarını işaret etmiş ve yanında duran kahverengi bira şişesini masanın ortasına bırakmıştı.

"İlk ben çeviriyorum!!" Jisung bulunduğu kucakta heyecanla hareket edip şişeye uzanmıştı. Bu hareketi karşısında altımda ki Minho fazlasıyla memnun kalmış ve gülümsemişti. Jisung şişeyi tutmuş ve hızlıca çevirmişti. Şişe çok şükür ki beni değil tam yanımda ki Chan'ı işaret ediyordu. Diğer ince ucunda ki kısım ise onun tam karşısında ki oğlanı işaret ediyordu.

"Chan Bey düştünüz elime, doğruluk mu cesaret mi?" Oğlan sahte bir sinsilikle sormuş ve gülümsemeye başlamıştı.

"Yeonjun ne yazık ki yerimden kalkmak için fazlaca yorgunum, doğruluk."Adını şimdi öğrendiğim oğlan buna yalandan sinirlenmiş ve eline geçen ilk yastığı Chan'a fırlatmıştı."Bunağın tekisin adi herif!"

Chan yastıktan kurtulmuş ve masada ki herkes gülmeye başlamıştı, herkes gülerken ben de fırsattan istifade Hyunjine bakmıştım, güzel gülüyordu, çok güzel gülüyordu hemde. Hatta sanırım az önce kullandığım o mallardan daha etkiliydi gülüşü. Üzerimde ki etkiside aynı şekilde, beni mallardan daha çok sarsmıştı. Hyunjinde anlamadığım bir şeyler vardı ve her seferinde beni kendine çekiyordu. Her ne kadar kabul etmek istemesem de içimde ona karşı bir çekim vardı, fazlasıyla güçlü bir çekim.

be quiet and drive (far away), hyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin