Draco uyanıp kahvaltısını yaptı ve Quidditch antremanına gitmek için süpürgesini aldı. Babası tüm takıma süpürge almıştı ve Draco Slytherin takımına Arayıcı olarak katılmıştı. Ayrıca gökyüzünde kendini daha güvende ve güçlü hissediyordu. Babasının gücü onu sarıyordu.
O sırada süpürgesinde yükselen Harry'yi gördü. Anında kara bulutlar belirdi. Koca Adam yukarılarda sinsice gülümsedi ve bu küçük insanla biraz eğlenmek istedi. Hemen yanına ona zarar vermeyecek ama korkudan dengesini bozacak bir şimşek gönderdi. Şimşekler o kadar hızlı çakmaya başladı ki Harry nereye gideceğini bilemedi ve hızlıca indi. Ron titredi. Harry Tanrı'nın ona hâlâ öfkeli olduğunu düşündü. Malfoy'un babasının bir tanrı olduğunu unutmuştu.
Draco Potter'ın bu korkmuş hâline güldü. Septimus da onu takip ediyordu. "Babanın eğlence anlayışı benimkiyle benziyor." dedi Septimus ve güldü. Bella ne olduğunu anlamadı. Septimus açıklamaya başladı.
"Geçen sene Harry ve Ron beni ve Draco'yu o kadar sinirlendirdi ki biz tüm salona çok yüksek bir enerji yaydık. Özellikle ben. Severus olmasaydı Hogwarts'taki tüm öğrencileri ve öğretmenleri auramla boğuyormuşum. Zeus da bu okul yılının başında Harry ve Ron'u Draco'yu sinirlendirdikleri için korkutmuştu. Demek ki hâlâ sinirli. Ya da sadece eğleniyor."
"Oh, kusura bakma Sep. Annemle konuşacağım için biraz heyecanlı biraz da dalgınım."
"Hey, Bella problem değil. Ben de annemle ilk karşılaştığımda aynı duyguları hissetmiştim. Eminim birçok yarı-tanrıda senin hissettiğin duyguları hissetmiştir." dedi gülümseyerek.
"Mesela ben babamdan çok korkmuştum. Çok güçlüydü ve sesi çok zarifti. Ama aynı zamanda içimi titreten bir güce sahipti." Zeus bunu duydu ve gök tatlı bir şekilde gürledi.
"Buldum!" diye bağırdı Draco. Septimus şaşkınlıkla Draco'ya baktı. "Babamın sesinin niye bu kadar güçlü olduğunu buldum. Babam Şimşek Tanrısı. Hâliyle gök gürültüsünü de kontrol edebiliyor. Sesini ilk duyduğumda sesini bir şeye benzetmiştim ama ne olduğunu çıkaramamıştım. Babamın sesi gök gürültüsü gibi gürleyen ve güçlü bir ses."
"Hiç bu açıdan düşünmemiştim ama haklısın. Zeus gücünü belli etmeyi her daim seven bir tanrı. Onun güçlü olduğunu da kabul etmek gerekir. Ama babanın bazı hareketleri sinirimi bozuyor."
"Babamın bazı hareketleri ben de dahil herkesin sinirini bozuyor Sep. Ama o Tanrı Kral. Ayrıca onu seviyorum."
"Bunu anlıyorum Draco. Çoğu kişi de benim babamı, Tartarus'u sevmiyor hatta nefret ediyor. Ama ben babamı seviyorum."
"Ama baban da korkutucu şimdi."
"Draco, bu konuyu kapatalım mı?"
"Bence de. Hey, üzgünüm."
"Problem değil Draco. Alınmadım bile. Bu konuyu kapatıyorum. Hey, Potter'ı korkutmaya ne dersin?" Draco güldü ve onayladı. Draco elini salladı ve şimşekler Potter'ın etrafını sardı.
"Ama havada değilim ki!" dedi Potter inleyerek. Draco kahkaha attı.
"Saha bizim!" diye bağırarak geldi Oliver Wood. Oliver Gryffindor Quidditch Takım Kaptanıydı. Çok yaman bir kaptandı. Çok da disiplinliydi ama tüm bunlara rağmen kupayı kazanamamışlardı. "Sahayı ben ayırtmıştım Flint." diye gürledi Oliver. "Ah, öyle mi? Ancak Ev Öğretmenimiz Profesör Snape yeni Arayıcımızın çalışması için sahayı bize verdi." dedi Flint suratında ifritimsi bir sinsilikle.
"Yeni arayıcınız mı var? Nerede?" diye sordu Wood. Draco ortaya çıktı. Fred, hoşnutsuzlukla Malfoy'u süzerek, "Sen Lucius Malfoy'un oğlu değil misin?" dedi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Karanlık Diyar
FanfictionUnutulmaz bir macera... ... Unutulmaz büyüler... ... Unutulmaz tanrılar ve çocukları... ... Bu hikayede Septimus'un macera dolu dünyasının kapıları siz okuyuculara açılıyor. ... Septimus kim mi? Peki o gerçekten Septimus mu yoksa farklı biri mi? Ge...