9. bölüm.

2.9K 62 48
                                    

Merhabalar, nasılsınız?

Oy ve yorum yapmayı unutmayın.

Yazım hatalarım olursa kusura bakmayın.

Zaman durmuştu. Sanırım insan sadece aşık olduğu ya da hoşlandığı biriyle olduğunda zamanın durduğunu sanardı.

Alevler içinde yanan dudaklar nihayet kendi şifasını bulmuştu. Yaklaşık altı yedi ay sonra bu hise sahip olmak iyi hissettiriyordu. Her ikisi için. Sonuçta bu hislerin karşılıklı olmaması gibi bir mesele olabilirdi. Ama onlar için bu defalık hayat bir şans vermişti. Her ne kadar neler olacağını bilmeseler de.

Aydın kiraz rengi hafif dolgun dudakların tadına vara vara öpüyordu. Karanın üst dudağını dudakları arasına alıp çekiştiriyordu. Bazı saniyelerde o kadar kendini tutamıyordu ki her zaman ısırılan dudakları ısırmak istiyordu. Ama ona kıyamıyordu, kendi zevki için bile olsa şimdi onun canını yakmak istemiyordu. Karan da Aydının alt dudağını öpmekle meşguldu. Ne kadar onun hızına yetişmeye çalışsa da olmuyordu. Onun hızı ve verdiği zevk çok farklıydı ve baş döndürüyordu.

Aydın dudakları emerek Karanın beline sardığı ellerinden birini kaldırarak yanağına yasladı. Hafifçe eliyle yüzünü okşayarak öpmeye devam ediyordu. Bu çok, çok farklı türden bir şeydi. Hiçbir kız arkadaşı ya da erkek arkadaşı ona böylesine etki etmemişti. Kafası dönüyordu. Bu onun hisleriyle alakalı değildi. Bu, Karanla alakalıydı. Onu bu kadar heyecanlandıran Karandı. Bu kişinin Karan olmasıydı.

Aynı şey Karan için de geçerliydi. Onun kısa bile olsa erkeklerle ilişkisi olmuştu ve onlarla öpüşürken böyle hissettiği biri olmamıştı. Aydın her onun dudağına baskı yapıp elini yanağında gezdirdiğinde karnı kasılıyordu, kalbi patlayacakmış gibi hissediyordu. Aydına karşılık vermeye çalışıyordu becerdiği kadar ama, bu bile tartışılırdı.

Artık ayaklarının titrediğinde Aydının gömleğinin uçlarına sıkı sıkı sardığı ellerini kaldırarak üvey abisinin boynuna sardı. Bunu hisseden Aydın sağ elini altında sadece boxer olan çocuğun beline sıkı bir şekilde sardı. Dudaklarını çocuğun dudaklarından çekerek alınlarını birleştirdi. Bunu devam ettirmek istese de onu korkutmamak için kendisini durdurdu. Nefes nefeseydi ikisi de.

Aydın Karanın yanağındaki elini indirerek dudaklarına dokundu parmaklarıyla. Şehadet parmağını üst dudağından yavaşça indirerek alt dudağında takılı kaldı. İkisinin de bakışları kilitlenmişti birbirine ve gözlerini ayıramıyorlardı. Aydın gözlerini ayırmadan parmağını çocuğun ağzına ittirdi yavaş bir biçimde. Gözleri sanki aralarında gizli bir örgü varmış gibi kitlenmişti.

Parmağının ağzına girmesiyle gözlerini küçük, dar ağıza indirdi. Karansa bakışlarını ondan çekemiyor, çekmekte istemiyordu. Tüm odağını vermiş, yüz ifadelerini yutkunmadan ve gözünü kırpmadan izliyordu. Zaten parmağını ağzına almasıyla Aydının bakışları aşağı inmiş, hipnoz olmuşçasına kendisi tarafından ıslanan dudaklar arasında kalmış parmağına bakıyordu. Onu biraz daha delirtmek istermiş gibi parmağını hafif emerek boğazına doğru ilerlemesine sebep oldu Karan. Bu görüntü karşısında gözlerini hafif kırpıştırdı Aydın ve dudaklarını yalayarak yutkundu

Bu görüntü karşısında çocuğun dudakları hemen kıvrıldı lâkin, kendisini topladı. Bir kez daha emdiğinde parmağını bu defa şaka olaraktan değil, gerçekten emmişti ve bu kendisininde midesinde birşeylerin kaynamasına sebep olmuştu. Öyle ki ikisi de kafalarını hafif geriye atıp gözlerini yummuştu.

Aydın onun bu hamlesine karşı çocuğun belinde olan elini çocuğun çıplak bacaklarına indirdi ve birazca okşadı yavaş haraketlerle. Bu Karanın inanılmaz hoşuna gidiyordu ve öyle ki onun tarafından okşanmayı dileye bilirdi.

Aydınsa çıplak bacaklara dokunmanın verdiği o hisle başa çıkmaya çalışıyordu. İçindeki dürtüye engel olamadan dar ağızda olan parmağını biraz da ileriye itti ve eş zamanlı olarak bir kez daha çıplak bacakları okşadı.

Kendini zorlayarak kafasını toplamaya çalıştı. Artık kendisine gelmeliydi ve mantıkla davranmalıydı keza biraz daha bu durumda kalırlarsa birazcık çalışan beyni bile fonksiyonunu kaybedebilirdi.

Yukarıya doğru kaldırdığı kafasını hafifçe indirdi ve karşısındaki güzelliğe baktı. Öyle bakıyordu ki.. Gözlerini kırpmadan, sanki bir an bile nefes almadan. Ağzındaki parmağıyla, büyülenmiş gözlerle kendi yüzüne kitlemişti Karan gözlerini. Bu bakışlar öyle birşeydi ki. "Belki de şairlerin, yazarların hep tasvir ettiği o güzellik budur" diye geçirdi içinden.

Aklına Karanla birlikte izlediği filmdeki alıntı geldi. Hatta iyi hatırlıyordu, Karan o kadar beğenmişti ki, bir şiir kitabının arkasına yazmıştı.

"Benim için sanat, kendi içinde hissettiğin duyguların karşındakinin yüzüne canlanmasıdır. Evet, en güzel sanat eseri budur. İçindeki duyguların onun yüzünde tümüyle canlanmışsa en ufak ayrıntı bile kaçmadan, evet, sen bu dünyadaki en güzel sanat eserini çizmişsin demektir.."

İşte şimdi anlıyordu aslında bu alıntının anlamını Aydın. Bu çocuk düne kadar onun için anlamsız olan herşeye anlam katmıştı ve belki de katmamıştı. Anlamın özü onun kendisiydi.

Çocuğun ağzında olan parmağını çıkardı ve uzanıp çocuğun ilk önce dudaklarına, sonra yanağına öpücük kondurdu, daha sonra alına yaklaşarak uzun bir öpücük kondurarak geri çekildi.

"Umarım benim için ne kadar değerli olduğunu anlıyorsundur çünkü ben bunu cümlelere dökecek ne kendimde güç ne kelime bulabiliyorum."

"Abii" dedi Karan

"Efendim, meleğim"

Karan kollarını Aydının boynuna doladı ve burnunu abisinin boynuna daldırdı. Aydın da çocuğu sardı kollarıyla.

"Peki, peki, bu kadar sevdim seni, yeterlidir diye düşünüyorum. Hadi pantolonunu giy. Şuna bak, bacaklarını çekip koymuşsun bir de. Allahım delireceğim ya. Güzelliği ile delirtmeyi yetmiyormuş gibi birde böyle şeyler yapıyor ya" dedi sona yakın sitemle.

Onun bu sözlerine gülümsedi Karan pantolunu giyinirken.

"Güzelim, sil şunları hikayenden tamam mı?"

"Hayır abi ya, hayır, neden sileyim?"

"Güzelim, bak adamı delirtme, meleğim, bak ben gördüm yeterli, çiçeğim. Gerçekten bak sil şunu" diye diye çocuğa yaklaşıp yanağını okşamaya başladı yukarıdan aşağı baktığı çocuğun.

"Hayır, silmeyeceğim, fotoğraf benim değil mi, silmiyorum" diyerek sincice biraz daha delirtmek istiyordu Karan abisini.

"La havle, çiçeğim, bilerek mi yapıyorsun ha? Bak, yapma valla, gel sen güzelce sil şunları tamam mı? Yarı çıplak fotoğrafını paylaşmısın ya" diye sitemle konuşuyordu Aydın.

"Of, of tamam abi ya, tamam." diyerek sinirle kaşlarını çattı Karan.

"Çatma kaşlarını bakiyim, neyse, ben babamla dedeme yardım ediyordum, 5 dakikalık izin aldım, şuna bak yarım saat oldu, gideyim yoksa beni öldürürler. Gelmek ister misin, ha, sıkılıyorsan gel, güzelim?"

"Hayır abi, ben uzanacağım ya, uyumak istiyorum, büyük ihtimalle uyuyacağım yorgun hissediyorum"

"Peki, güzelim" diyerek yanağına öpücük kondurup Aydın babasının yanına gitti. Karansa bu olanları hazmetmek için biraz daha düşünmek ve daha sonra uyumak için yatağa girdi.

Umarım beğenirsiniz.

Bu kısmı isteyerek bu kadar uzun yazdım, bilmiyorum, bu anları çok tatlı geldi.

Aslında ilk başta ileri gitmek istedim ama, daha yeniler her ne kadar biraz azgın olsalar da, yapmayayım. Gelecek bölümlerde daha fazla ateşli sahneler yazarım 😁

İyi günler, okur kalın 🍇

ÜVEY |Gay|Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin