"Ne!Delirmişsin sen!" bağırarak söylediğim cümle ile eş zamanlı olarak ayağa kalktım ve ilerlemeye başladım.
"Başka şansımız yok." diye o da sesini yükselterek cevap verdi ama değil söylediği şeyi dinlemek sesini duymak bile istemiyordum.Söylediği şeye bak. Evlenmekmiş peh!
"Sapık herif. Bende oturmuş seni dinliyorum. Ah salak kafam ah!" dediğimde sinirden beynime cinler üşüşmeye başlamıştı.
"Ne sapığı kızım. La havle ve la kuvvete. Dursana." diyerek arkamdan gelip kolumdan tutarak kendine çevirdi beni .
"Ya ne diyecektim sana. Sapıksın tabi. Baktın emanet ediyorlar oh hemen yapış."
"Bak ağır oluyor bu dediğin. Bizde emanete hıyanet olmaz." dediğinde kaşları iyice çatılmıştı.
"Belli belli olmuyor hiç." dedim dalga geçer şekilde.
"Yeter artık. Dur ve adam akıllı dinle, sonra karar ver." dediğinde artık o gür sesiyle tamamen bağırıyordu.
"Neyi dinleyeceğim ya. Neyi! Bana ne teklif ettiğinin farkında mısın? Ölmemek için tanımadığım adamın koynuna gireceğim öyle mi? Öldürsünler beni şimdi şuracıkta daha iyi." dediğimde bende durarak ona son sesimle bağırdım.
"Allah'ım sen bana sabır ver, sabır ver Rabbim. Kim sana gel koynuma gir dedi kızım. Anlayıp dinlemeden bana atar gider yapıyorsun sabahtan beri. Bir dur da. Riv riv riv. Kafam şişti." dediğinde ilerlemeyi tamamen bırakıp şaşkınca gözlerine baktım.
"Riv, riv mi?" diye şaşkınlıkla sordum istemsizce. Aferin kızım koca cümlede oraya takıl. "O, ne?"
"Karadeniz'de senin gibi çok konuşan kızlara denir. Bu güne kadar bu lafın daha çok yakıştığı birini görmemiştim sanırım. Bir susmadın ki anlatayım."
"Yapma ya. Karadeniz'de senin gibi fırsat kollayanlara ne denir peki?" dedim iyice ona yaklaşıp bakışlarımı gözlerine sinirle dikerek.
"Sabrımı zorlama denir. Önce bir dinle, düşün sonra konuş denir." derken dişlerinin arasından bir tıslama sesi duydum.
"Tamam söyle dinliyorum. Seninle evlenmemi hangi haklı gerekçe ile istediğini çok merak ediyorum." derken ellerimi bağdaştırmış şekilde ona baktım hesap sorar gibi.
"Bak seni korumamın tek yolu sürekli gözümün önünde olman olacak. Seni de ailemin içine emanet diyerek sokup da olayları öğrenip korkmalarını istemiyorum. Merak etme seni koynuma almak gibi bir niyetim yok. Anlaşma üzerine formalite bir evlilik olacak bu. Senden istediğim tek şey ise bu durumun formalite olduğunu kimseye söylemeden bu oyunu oynaman hepsi bu. Bu sayede hem seni korumuş olacağım hem de ailemi." dediğinde olayları anlatmanın verdiği rahatlama omuzlarının duruşundan bile belliydi.
"Ya kabul etmezsem." dedim tek elimi belime koyarak.
"Başka şansın yok." dediğinde güzel bir kahkaha attım.
"Bak arkadaşım anlamıyorsun sanırım ama yılmadan son bir kez daha anlatacağım sana. Ben çocuk değilim. 23 yaşındayım ve kendi kararlarımı kendim verebilirim. Seni anlıyorum bu işi baya içinde büyütmüş verdiğin sözü namus sözü saymışsın ama gerek yok. Sana çok teşekkür ederim, elinden gelen her şeyi yaptın. Bundan sonra başıma gelen her şey benim yüzümden bunu kabul ederek gidiyorum. Kendine iyi bak." derken elimle hafiften koluna dokunup arkamı dönüp ilerlemeye başladım.
"Bu kadar bencil olamazsın. Sana yıllardır bakan bu ailenin ölümüne sebep olmayı istemezsin diye düşünmüştüm." arkamdan bağırdığı cümle ile beynimden vurulmuşa döndüm. Vücudumu bir an bir titreme aldığında içimden bir ses cümleyi tekrar tekrar başa sararak beynime kazıdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TRABZON GÜLÜ
Teen FictionDikkat: Bu kitap tam bir aile sıcaklığı hissettirir. Gereksiz entrikalara ve +18 sahnelere ev sahipliği yapmaz. Bu güzel yolculukta bana destek olursanız sevinirim. ~~~~~~~~~~ Hani daha ne olabilir ki dediğimiz bir an vardır ya, işte ben o anı yaşa...