benim şansım.

116 20 11
                                    

"sevgilim, biz çıkıyoruz."

mingyu'nun seslenmesiyle mutfaktaki işimi bırakıp kapıya doğru ilerledim. geldiğimde mingyu, aeri'nin çantasını giydiriyordu.

"iyi dersler prensesim."

aeri'ye eğilip yanağına öpücük kondurduğumda o da beni öpmüştü. gülümseyerek küçük kızın saçlarını okşadım.

"sana da kolay gelsin."

"teşekkür ederim sevgilim. dersin kaçta başlıyor?"

kolumdaki saate baktım hemen.

"bir saat sonra başlıyor ve tüm gün dersim var."

"okuldan sonra ne yapacaksın?"

"eve gelirim sanırım. neden ki?"

"bugün biraz geç geleceğim, aeri'yi okuldan alır mısın?"

"alırım tabii."

"okulun adresini ve kaçta çıktığını sana mesaj olarak atarım."

kısaca onayladım ve dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum. onları yolculadığımda mutfakta yarım kalan işimi tamamladım ve derse hazırlanmak için odaya çıktım.

kitaplarımı ve notlarımı çantama koyup üzerimi değiştirdim. evdeki çalışanlara küçük bir kolay gelsin dedikten sonra arabanın anahtarlarını alıp evden çıktım.

arabayı çalıştırıp malikaneden çıktım ve yola koyuldum. sabahın erken saatleri olsa da oldukça yoğun bir trafik vardı. zaman geçsin diye bir şarkı açmaya karar verdim ve telefonu elime aldım. kayıtlı olmayan numaradan gelen mesajla kaşlarımı çattım.

bilinmeyen numara:
sana yaşattığım onca şeyden sonra bana ayıracak vaktin yoktur belki fakat sadece beş dakika istiyorum. gelsen de gelmesen de hyuka'nın kafesinde bekliyor olacağım. -th

iliklerime kadar titriyordum. telefonu yan koltuğa fırlatıp ışıklara baktım. sonunda yeşil ışık yandığında gaza basıp okula sürdüm.

tabii ki gitmeyecektim. gidersem kendime de mingyu'ya da çok büyük bir haksızlık yapardım.

mingyu'nun evlilik teklifini kabul ettiğimden beri önceliğim her zaman mingyu ve aeri olmuştu. onları rahatsız edecek, sıkıntıya sokacak bir şey yapmaktan kaçınıyordum elimden geldiğince. şu an taehyunla görüşmem en büyük rahatsızlık ve sıkıntı olurdu onlar için.

düşüncelerimin yoğunluğu arasında okula geldiğimde otoparka park ettim arabayı. ders saatime dakikalar kaldığı için hızlı adımlarla fakülteye gidip dersliğe girdim.

ilk dersimizin hocasını çok seviyordum. anlayışlı, kafa dengi ve zeki bir adamdı. her türlü şeyi konuşabileceğimiz türden biriydi. bu yüzden adamın yanında rahatça konuşup hareket edebiliyorduk.

"beomgyu, dersin sonunda seninle özel olarak görüşmek istiyorum."

sınıfta gözler bana döndüğü için gerilmiştim. bay park'ın benimle ne görüşmek istediğini merak ettiğim için dersin bitmesini iple çekiyordum.

sonunda ders bittiğinde herkes dağılmış, derslikte sadece ben ve bay park kalmıştı.

"geçen dönemki ödevlerine biraz göz gezdirdim. gerçek bir edebiyatçı olduğunu ve güzel yazıların olduğunu düşünüyorum. bu yüzden sana bir teklifim var."

"tabii, bay park."

"dönem sonuna kadar bir kitap yazıp teslim edersen seni erken mezun edebiliriz. bu karar tek başıma aldığım bir karar değil. fakülte profesörleri olarak yaptığımız toplantıda yazılarının herkes tarafından beğenildiğini fark ettik ve böyle bir karar aldık. tabii sen de istersen."

cigarette on your lips {taegyu?}Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin