sürpriz.

80 13 1
                                    

"ama bana bir hafta demiştin. neden işin bu kadar uzadı?"

"biliyorum sevgilim bir hafta dedim ama son anda birkaç şirketle daha toplantı yapmam gerekti. sadece birkaç gün daha buradayım, işim biter bitmez geleceğim."

"aeri seni sayıklıyor uykularında. lütfen elini çabuk tut. seni çok özledik."

"ben de sizi çok özledim sevgilim. merak etme, elimi çabuk tutmaya çalışacağım. sizi seviyorum."

"biz de seni seviyoruz. dikkatli ol."

telefonu kapatıp yatağın üzerine fırlattım. mingyu'nun işleri uzadığı için birkaç gün daha italya'da kalması gerekiyordu. benim için sorun yoktu, ben beklerdim ama aeri... son iki gecedir mingyu'nun adını sayıklayıp uykularından uyandığı için endişelenmeye başlamıştım artık.

derin bir nefes alıp odadan çıktım ve aşağı indim. televizyondaki animasyonu dikkatli bir şekilde izleyen üç bedeni görünce gülümsemeden edemedim. o kadar dikkatli izliyorlardı ki geldiğimi bile görmemişlerdi.

sessizce yanlarına oturdum. ben de televizyon izlemeye çalışsam da aklım mingyu'daydı. içimde anlam veremediğim tuhaf bir his vardı. görmezden gelmeye çalışarak derin bir nefes aldım ve bahçeye çıktım. sandalyelerin birini çekip oturdum ve öylece kararmaya başlayan gökyüzünü izlemeye başladım.

"çok düşünceli görünüyorsun, bir şey mi oldu?"

yanımdaki sandalyeyi çekip oturan arkadaşıma baktım biraz. endişeli bir ifadeyle beni izliyordu bir şey demeden.

"az önce mingyu ile konuştum... birkaç gün daha italya'da kalması gerektiğini söyledi ama içimde anlam veremediğim bir his var ve bu his beni oldukça rahatsız ediyor."

sıkıntılı bir nefes verdim. masanın üzerindeki ellerimi avuçlarının arasına aldı yeonjun. sıkıca sarıp parmaklarıyla ellerimi okşuyordu gülümseyerek.

"içindeki 'anlam veremediğin his' onu özlediğin için olabilir mi? sana söylediği tarihten daha geç bir tarihte gelecek olması seni hayal kırıklığına uğratmış olabilir belki de. mingyu geldiğinde aeri'nin sayıklamaları da içindeki tuhaf his de uçup gidecek, güven bana."

"aeri'ye ne diyeceğim peki? sabah onu babasının uyandıracağına dair söz verdim."

"endişelenmeyin, mingyu en kısa sürede burada olacak."

gülümsemesinden bir şey kaybetmeyen bedene baktıkça bir şeyler döndüğünü hissediyordum. gözlerimi kısıp daha dikkatli baktım karşımda sırıtan bedene. hemen sırıtmayı bırakmış, ciddileşmişti.

"baba, yeonjun oppa, soobin oppa yemeğin hazır olduğunu söyledi."

heyecanlı adımlarla yanımıza gelen sevimli beden dikkatimizi dağıtmıştı. daha sonra yeonjun ile bu konuyu konuşmalıyım, diye kendimi tembihledikten sonra ikimiz de içeri girdik.

çoktan hazırlanmış masaya doğru yaklaştık. soobin ve yeonjun, yemekleri tabaklara koyarken ben de aeri'yi sandalyeye oturttum. hemen yanındaki sandalyeyi çektim ve diğerleriyle aynı anda oturduk. yemeklerimizi yerken az önce izledikleri animasyon hakkında konuşmaya başladıklarında bütün odağımı vererek dinlemeye başladım onları.

yaklaşık bir saat sonra yemeklerimiz bitmiş ve masayı birlikte toplamıştık. aeri, soobin ile oyun oynamak istediği için bahçeye çıkmışlardı. yeonjun ve ben ise bulaşıkları halledip birer kahve yapmış, bahçeye çıkmıştık.

kocaman bahçede koşuşturan bedenleri izledim bir süre. o kadar eğleniyorlardı ki gülmeden edemedim. yeonjun da kahvesinden bir yudum alıp onlara katıldığında ben de dayanamamış, peşlerinden koşmaya başlamıştım.

cigarette on your lips {taegyu?}Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin