Selamlar merhabalar. Senede bir atmayı huy edinmiş sorumsuz biriyim kusura bakmayın. Oysaki en sinir olduğum şey geç gelen bölümler. Okuyan birileri var mı bilmiyorum bu bölümü yazmaya çok önce başlamıştım fakat yazasım gelmedi tıkandım falan şimdi tamamlayabildim. Aklımda kitabın devamlılığı halkında bir şey yok ki bu bölümün devamlılığı hakkında da bir şey yoktu. Sadece olağan gelişti ve birazda uzun bir şeyler yazayım derken olaylar böyle gelişti. Öyle işte hepinize iyi okumalar.
***
Yanımda en son dert yanacağım ve genel olarak dertlerimin odak noktası adamla birlikte rakı sofrasında sessizce içiyorduk. Masalar doluydu arkada plaktan çıkan müzeyyen senerin yanık sesi daha da içine kapatıyordu insanı.
Her kafadan bir ses çıkıyordu arkadaki adam aldatılmıştı mesela arkadaşlarına anlatıyor bir ağlıyor bir gülüyordu.
Yandaki masada oturan kadın da kocasından bunalmıştı belli ki sürekli bir iletişimsizlik muhabbetini anlatıyordu. Çaprazımda oturan kardeşler babalarını yeni kaybetmişti. Bazıları da vardı işte keyfine gelmişti benim yamacıma derdi olan düşmüştü sadece.
Karşımdaki adama döndü bakışlarım onun bakışları hep bendeydi zaten elimin altındaki rakı bardağını sıkıca kavrayıp ağzıma götürdüm yudumlarken de aklım dolu mu boş mu onu tartıyordum.
Kaldıramayacağım yüklerin altında kalmıştım mesela. Herkes yaptığı hataları umursamadan toparlanabilmiş fakat ben o hatalar bize yansımasını diye altında kalmayı kabullenmiştim. Karşımdaki adama çektirdiklerim yüzünden miydi bu yaşadıklarım acaba? Hatalıydım bunu biraz sorgulayıp etrafıma bakınca zaten anlamıştım fakat zaten iş işten geçmişti o artık hayatımda yoktu ve özür dileyemezdim. Sonuçta bir insan başka bir insanı seviyor diye suçlu olamazdı ya. Yaradılışımız duygulara dayalıydı ve biz de seviyorduk elimizde olmadan ya da olarak.
"Bugünlük arkadaşım ol." elimdeki rakıyı çevirdim masanın üstüne daireler çizerek. Bir yudum alıp devam ettim. "Patrona değil arkadaşa ihtiyacım var."
Gözlerindeki bakış değişti. Anlam yüklemek istemedim bakışlarına. Hayal kırıklığına toktum şu aralar. Herkes benden bir şeyler beklemiş benim de farkında olmamı istemişti beklentileri karşılık bulamayınca bu bakış beliriyordu gözlerinde.
" Peki. "o çoğu zaman geçmişimin karmasıydı fakat ben gerçekten bir şeye dönüşmesini istediğimde hakkını vermekten çekinmez, yanımda istediğim karaktere bürünürdü. Dile getirmekten kaçındığımız şeyler vardı birbirimize. Ben yaptıklarına susarak geçmişimi temizlediğimi hissediyordum, o ise beni ancak böyle yanında tıtatacağını biliyordu. İkimizde farkındaydık fakat susuyorduk. Bazı şeyler konuşunca biterdi. Ben hayatımı karartmayı seçmiştim o da kabul etmişti daha fazla anlam yüklememeliydik.
"Ruhumun kamburu çıktı." dolu gözlerimi bir ben hissedeyim diye bardağıma tuttum bakışlarımı hep.
"Herkesin yükünü sırtlandıkça omuzlarım ağrıdı dayandım ama bir kere teşekkür duymadım. Bir kere iyi misin denmedi bana." sustum uzunca bir süre o da sustu tam istediğim gibi.
"Canım çok yanıyor." bir damla gözyaşı rakı bardağının tam ortasına damladı. Sonra duramadım belki sesim çıkmadı ama gözlerim onu da üstleniyordu. İki çift el hissettim yanaklarımda. Kaldırdı başımı baktı gözlerime. Bu bakışa uzun süredir o kadar çok ihtiyacım varmış ki. Bir hıçkırık kaçtı dudaklarımdan ensemden tuttu yasladı göğsüne.
"iyi misin?" danayanma noktam bu soruyla kırılmış gibi sarsıla sarsıla ağladım Müzeyyen Sener dostunu aradı ben yine ağladım. Sıcak göğsünde küçülüp daha da sığındım. Sarıldı bana okşadı saçımı şarkılar değişti insanlar değişti. Ben kaldım orada. Sonra yedik içtik konuşmadık. Çıktık oradan evime sürdü sözsüz anlaşmışız gibi o da evime peşimden geldi kapıyı açtım içeri girdi o paltosunu çıkartırken ben kapıyı kilitledim arkamı döndüm göz göze geldim ve birbirimize sığındık okşar gibi öptü dudaklarımı kucakladı beni sanki sırtımdaki yükleri de aldı benden. Odamdan içeri girip usulca yatırdı beni yatağa sevdi severken zevk verdi. Sevmiştik biz. İlk kez seviştik. Severek tüm anlamsız hayatımın en anlamlı gecesini yaşadım o an. Görünmez yaralarımı bulup öptü oradan. İyileşti sanki hepsi. O kadar zamandır yaptığımız şeyin sex değil birbirimize acı vermek olduğunu ikimiz de bu gece anlamıştık. Hem zevkten ağladım bu gece hem de yaralarımı gören adamın beni avutmasına ağladım.
Oysaki onun tüm yaralarını ben kendi ellerimle açmıştım. Bu gece ona umut verdiğim ilk geceydi. Bu gece ona tam anlamıyla teslim olduğum ilk geceydi. Ruhumu kalbimi teslim etmiştim. İkimizde yanlış anlarda birbirimizi sevmiştik. Benimki sevgi mi bilinmez. Bunu ben bile bilmiyorum sahibine bağımlı bir köle gibiydim. Beni anladı diye kendimi bir anda ona bırakmıştım. Sonrasını düşünmedim. Bazı şeylerin sonu düşünülürse adım atmak imkansız olurdu. Düşünmeyi yasak ettim bu gece kendime. Düşünceler acıydı.
Onun göğsünde yatıyordum gün doğmuştu ama güneş daha kendini belli etmemişti biliyordum o da uyanıktı bakmasam da beni seyrettiğinin farkındaydım.
"Bugün güneş bizim için doğsun. Onu seyretmek istiyorum." kafamın tepesine bir öpücük bıraktı
"Gidelim." hızlı bir duş aceleyle valize attığım birkaç parça kıyafetle düştük yola. Nereye diye sormadım yolculuğu büyüsüne bıraktım kendimi.
"Çocukken uyandığım gibi bahçeye çıkar güneşin karşısına uzanırım. Sanki bir yorgan gibi ısıtırdı. En keyif aldığım anlar hep öyle günlerde olurdu." göz ucuyla baktı bana.
"Yazları, bizim yazlığımız vardı sitede bir sürü arkadaş. Gün doğumunda haberleşip uyanır koşa koşa denize girerdik. Denizin en soğuk olduğu an o saatlerdir her zaman. Buz gibi olur su. 2 saat hiç çıkmazdık Sudan oyunlar oynar dalış yapardık. Eve gidince annem hep kızardı o saatlerde girersem hastalanacağum diye ardından ailecek kahvaltı hazırlar birlikte sofraya otururduk. Tabi yazları hepimiz hala tatilimizi aynı ana denk getirip ailecek 1 haftalık gidiyoruz ama o zamanları hatırlatır güneş bana hep. Bir de. "dedi ve sustu merakla ona baktım devam etmesi için.
" Seni ilk görüşüm değildi fakat ilk fark edişimde kantinde güneşin vurduğu bir masada kafan geriye atmış gözlerin kapalı dururken gözlerini açmıştın o an göz göze geldik o zaman sana karşı neyse işte. Bir de o günü hatırlatır güneş bana."
"şaşırmıştım." söylediğim şeyi anlamayacak o baktı bu sefer bana.
" göz göze gelince yani. Abim okula başlarken üst sınıflara dikkat etmemi söylemişti. Zorbalık o ara çoktu bizim okulda hatırlıyorsan. Ezilen olacağına ezen ol demişti. En çok senin adını duyuyordum. Birine zorbalık yaptığını görmemiştim ama sana bulaşanın akıbeti pekte iyi sonuçlanmıyordu. Ondan kaynaklı serttim sana. Sonrasında çevremdeki homofobik yaklaşımlar beni de o yöne itti neyse eskiyi deşmeyelim öyle işte. "bana baktı gözleri biraz kırgınlık biraz da huzurla bakıyordu."Kahvaltı yapalım yol üstünde güzel bir yer var aç karnına çok duramıyorsun sen zaten." benim hakkımda böyle ayrıntıları bilmesi hoşuma gitmişti. Önemsendiğini hissettiriyordu insana.
Hayır yaşadığımız benim yaşattığım ve onun bana yaşattığı şeyleri unutmadım. Keza unutmasam bile karşılık verecek hadde sahipte değildim. Sadece şuan gamsız olmaya ihtiyacım vardı. Anın huzuruna bırakmaya kendimi. Fark etmeden 1 senedir kendi kendimi mahvedip durmuştum. Susmuş kimseye anlatmamıştım. Bu kaçamak bana iyi gelecekti.
Yol boyunda bir yere çekmişti kahvaltıları sipariş etmiştik gelmesini beklerken hangi ara bu konuya geldiğimizi fark etmeden izlediğimiz filmin dizi versiyonundan bahsediyorduk.
"Bak kesinlikle Benedict en iyi sherlock holmes adam bir kere kitapta tanıma en çok benzeyen karakter." benim sanki evladını savunan anne gibi oyuncuyu savunmanın karşılığı benzeri olmuştu
" saçmalamalıyorsun Robert Downey Jr. en iyisiydi bu rol en çok ona yakıştı. "
" Tamam da karakterin fiziksel özelliklerini karşılamıyor bile benim de sevdiğim oyunculardan ama o rol Benedict için yaratılmıştı adeta." ve işte biz bu şekilde kahvaltımızı ettik benzer sohbetler arabada da devam etti. Yol sürdü ben nereye gittiğimizi yine sormadım ama işte en keyifli yolculuğum oldu.
İkimiz için iyi gelecek mini tatilimizin başlangıcı güneşi izleme isteğimle başladı. Umuyordum ki sonu da böyle güzel biterdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDEN ÖDEMESİ (B×B)
Random15 kuruş etmeyecek vücuduma 15 milyon değer biçilmişti. İşte orada hayatım öl ya da vücudunu ver olarak değişmişti. Keza ben yaşamayı severdim. Ben Mert 20 yaşında kadın düşkünü bir insanken bir başka adam benim düşkünüm olmuştu.