(E: ilk olarak bu bölümü yazmama ve karakter konusunda yardım eden arkadaşa teşekkür ediyorum yoksa bu bölümün adınıda, konusunuda yazamazdım- neyse geçelim.)
———————————————————
Dişi Tilki
Sonuçlarını bilemediğimiz oyunları oynamak hep insanlığın hataları olmuştur. Bunun bir kurbanıda ben olamıycağım için ormanda bi kaç saattir ormanda koşuyorum. Okuduğum o yazının eski olmasıda ve yazılanda dikkatimi çekmişti. İçimde bir süre bu konular dönerken ormandaki hayvanları fark ettim. Avcılar gittiğinden beri sayılarının artması iyiydi ama bi yandanda özellikle tilkilerin artmıştı. Nedenini bilmiyorum ama hepsi dikkatimi çok çekiyor ve beni hipnoz ediyor gibiydi. Bunun farkına varınca kafamı iki yana sallayıp kendime gelmeyi denedim ama daha sonra duyduğum sesle tekrar dikkatim dağaldı. İtiraf etmeliyim ama bu ses çok güzeldi. Melodisi tanıdık geliyodu ama çıkartamıyordum. Sesin yoğunlaşması beni sanki içine çekermişçesine gelen tarafa yürümeye başladım. Zarif ses ben yaklaştıkça tonunu düzeltti ve dahada cezbedici oldu, sanki vicudumun kontrol u artık bende değil...
(2 saat sonra)
Ormanın daha tuhaf köşeleri beni tedirgin hissettiriyordu. Sanki ben yürüdükçe etraf genişliyordu ve ses o hipnoz edici tonunu hiç düşürmüyordu. İçimden koşmak ve uzaklaşmak gelsede yok olan köyümün hala devam eden taşlık yolunda ilerlerken buldum kendimi. Ne zamandır yürüyordum? Ne oluyor? Neden içimde iğrenç bi his var? Sadece bunları düşünürek yürüyordum. Taşlık yolu gezerken eskiden eğitim yaptığım yerleride tekrar görmüştüm ama bu yüzümün ekşimesine sebep oldu. Buraları sevmiyordum. Bana eski anılarımı hatırlatıyordu. Burdan gitmek en başından planımdı ama beni bir şey engelliyordu. Onunda kim olduğunu çok merak ediyordum. Köyün diğer çıkışı olan ve eski arkadaşlarımla "gri yol." Olarak adlandırdığımız yere gelmiştim. O andada ses kesilmişti. Neden o tarafa gidemiyordumki? Ekibim ordaydı oysaki! Belkide biri beni uyarmaya çalışıyordur, şimdilik dinleyeceğim. Yolu işsiz gibi geçmeye karar verdiğimde etraftaki hayvanların koşuşturduğunu fark ettim. Ne oluyorduki? Tekrar aptal bi avcı burayamı dadandı yoksa? Hayvanların gittiği tarafa yürürken o yoğun kan kokusunu yine fark ettim. Burnumu elimle sıkıp bi kaç küfür ettikten sonra yolumun son bulması beni oldukça şaşırtmıştı. "Ee? Şimdi nolucak?" Diye seslice mırıldanmam beni bile uyuz etmişti. Arkamı dönüp etrafıma bakındım. O şarkı söyleyen kişinin kim olduğunu merak edip duruyordum. Her ne kadar ölmüyor olsamda vicudumun kötü döneminde bu olduğundan güçlerimi az kullanıyordum ama burda sanırım kullanmam gerekiyor. Hislerimi açık etmek için ormanın dışından uzaklaşıp tekrar içine girdiğimde ise artık sonucunu öğrenmem gereken şeyi farketmiştim.
"Selamlar beyfendi, nasılsınsınız?"
Gelen sesin yankılı olması şoka uğramam için bile yetmişti. Pastel tondaki uzun saçları olan bu kadınmı söylüyordu bu şarkıyı? Yok canım bu en fazla 16 yaşındaki bi çocuk görünümünde. Gerçi o insan değil yaşını bilemem ama, bu nedir ya!? Kafamdaki bin bir sorunun ardından mühürlenmiş ağzımı sonunda araladım ama sesimin cılız çıkmasına engel olamadım.
"Sen kimsin...?"
Bu sorumun ardından sadece kıkırdamıştı. Onu süzerken aslında saçlarıyla aynı olan tüylü kuyruğu ve kulakları dikkatimi çekmişti. Şu japon kültüründen olan kitsune Karakterine çok benziyordu. Açık kırmızı gözlerini bana dikmesi tedirginliğimi arttırırken konuşmamız tuhaflaşmaya başladı.
"Kim olduğumu bilmene gerek yok. Onunla karşılaşmadan git burdan."
"Sen neyden bahsediyorsun?"
"Sen hala onun kim olduğunu anlamadınmı? Yaaa sen gerçekten çok aptalsın amaa."
"Kapat çeneni!"
Alaycı ses tonu beni delirtiyordu. Sanki zaten bunu istercesine sırıtınca aslında yüzünün ne kadar sevimli olduğu itiraf etmeliyim. Hiç korkutucu gözükmüyordu..
"O tarafa gittiğin anda ölüceksin. Gerçi ölümsüzsün ama her neyse. Onunla savaşmamanı tavsiye ediyorum. Ormanın o tarafına gittiğin anda ordan çıkamıycaksın. İzin vermiycek."
"Sen neyden bahsediyorsun? Ben bunun için yaşıyorum be! İstersen gene manipüle et umrumda değil. İntikam almadan burdan çıkamam."
Kızın gülümsemesi artarken sanki rahatlamış gibiydi. Sinirimin bi anda yatıştığını hissettim. Bana napıyorsun sinsi tilki..?
"Ozaman sana engel olmayacağım ama şunu bilki.. göreceklerin ve öğreneceklerin hoşuna gitmiycek. Geçmişini hatırla Karl."
Bu söyledikten sonra yavaş adımlarla ilerlemeye başlamıştı bile. Tam gitmemesi için yalvacakken o kelimeler ağzından döküldü. Başında sorduğum soruyu cevaplamıştı.
"Ben Maki. Yol rehberin olacağım. O geldiğindede başa baş kalıcaksınız. Ben ve diğerleri gidicek."
Bi anda saçlarıyla aynı renkte olan bi tilkiye dönüştü. Sanırım bu kız gerçekten beni yol boyunca çok şaşırtacaktı. Onun başıyla işaret etmesinin ardından koşarak yanına gitmiştim. Sonrada birlikte ilerlemeye başladık. Belkide sonum olucak olan o iğrenç davaya doğru.
———————————————
Off başından beri kitapta kendi karakterimi gösteremiyorum bu çok sinir bozucuuu!
(Yazar bir süre kendini paraladıktan sonra)
Gösteremiyorum ama en azından 3. Bölümde kısa bi flashbackle hikayeyi az çok anlıycaksınız. Müq ekibimiz toplandıktan sonra tabi ehehehe- neyse baii
670 kelime.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
{-Karanlık Köşeler-}
Action"Gözleri görülemeyen Evren'de belirsiz şekiler arasında pek çok evren dikkatimizi çeker. Çoğunlukla bu koca boşlukta yanlız olduğumuzu düşünürüz ama artık savaş başlıyor."