0.1

1.9K 111 104
                                    

Keremin İstanbuldan ayrılmasıyla Beren tek başına kalmıştı. Beren ilk başlarda zorluk çekmiş ama Keremsiz bir hayata alışmıştı.

Ama unutamıyordu. En sevdiği en yakın arkadaşını nasıl unutabilirdi ki? Arada kendisi suçluyordu ama suçlamanın ona bir faydası olmayacağınıda biliyordu...

Berenin annesi Selma Hanım kızının haline üzülerek Keremin babasını aramıştı. Keremin babası Ömer Bey telefonu açmıştı.

Ömer Bey Selma Hanımın konuşmasına izin vermeyerek "Bakın Selma hanım Kerem kızınızı daha yeni unutuyor, onlar daha çocuk bu yüzden yeni arkadaşlıklar yapabilirler. Sizi kırmak istemem ama lütfen bir daha aramayın." demişti.

Telefonu sonlandıran Ömer beye karşılık Selma hanım sinirlenmiş ve üzülmüştü. Kızına bunu derse üzüleceğinide biliyordu.

Keremin ailesiyle en yakın komşulardı sürekli konuşurlardı, akşam yemeklerinde birbirlerini davet ederlerdi. Şimdi ne değişmişti ki?

Selma Hanım derin bir iç çekerek ocaktaki yemeği karıştırmaya başlamıştı. O sırada Beren koşarak mutfağa girmiş heyecanla annesine bakarak "Anne Keremle konuşabildin mi, onu çok özledim." demişti.

Selma Hanım gözünü tencereden çekmeyerek karıştırmaya devam ediyordu. Beren dolmuş gözlerle "Anne hep böyle yapıyorsun, bir şey demiyorsun Kerem benden nefret ediyor biliyorum." demişti.

Selma Hanım ağlayan kızına karşılık dayanamamış yere çökerek kızına sımsıkı sarılmıştı. Sırtını okşayarak teselli vermeye çalışıyordu ama Beren ağlamayı bir türlü kesmiyordu.

"Kızım ağlama bak ben Keremin babasıyla konuştum. Kerem çok iyiymiş seni özlüyormuş öyle dedi." demişti Selma Hanım. Yalan söylemek zorunda kalmıştı kızının üzülmesini istemiyordu.

Beren burnunu çekerek annesine bakmış eliyle göz yaşlarını silmişti. "Öyle mi." demişti içindeki bir nebzede olan umutla. Selma Hanım başını 'evet' anlamında sallayarak gülümsemişti.

Beren mutlu olmuş şekilde annesine tekrardan sarılarak "Teşekkür ederim, canım annem." demişti. Selma Hanım yalan söylediği için kendisini kötü hissetsede kızına yansıtmamaya çalışıyordu.

Kızının saçlarından öperek "Hadi odana bakalım kalan ödevlerini bitirmen gerekiyor." demişti. Beren başını sallayarak koşarak odasına gitmişti. Selma hanım ayağa kalkarak gözyaşlarını elinin tersiyle silmişti.

~~~~~~

(Günümüz)

"Anne kolyemi bulamıyorum nerede." demişti Beren yatağının altına bakarak. Selma Hanım ağarmış saçlarıyla odaya girerek ellerini beline koymuş Berene bakıyordu. "Masanın üzerinde ya Beren." demişti.

Masanın üzerinde duran kolyeyi alan Beren gülümseyerek annesine bakmış "Teşekkür ederim, görmemişim anne." demişti.

"Hadi oyalanma maça gidicem dedin arkadaşın seni bekliyor hızlı ol." demişti Selma Hanım kızına bakarak.

"Anne ben gitmek istemiyordum ki, Cemre çok ısrar etti napıyım kıramadım. Biliyorsun maçla aram pek iyi değil." demişti Beren kolyesiyle beraber ayağa kalkarak.

Beren ve arkadaşı Galatasaray - Beşiktaş maçına gideceklerdi ve Beren fazla heyecanlı değildi arkadaşı Berenin aksine tamamen fanatik durumdaydı.

"Ben anlamam Beren hadi Cemreyi daha fazla bekletme. Galatasaray formanı askılığa koymuştum alıp giyersin." demişti Selma Hanım.

"Tamam anne." demişti Beren Selma Hanımın arkasından bağırarak. Elinde tuttuğu kolyeyi boynuna takarak dolabından Galatasaray formasını çıkarmıştı.

Formasını giyerek saçlarını serbest bırakmıştı. Oyalanmadan odasından çıkarak salona geçmişti. Cemre koltukta oturmuş telefonuna bakıyordu.

"Geldim çıkabiliriz." demişti Beren gülümseyerek. Cemre telefonundan bakışlarını çekerek Berene bakarak gülümsemişti. "Gidelim." demişti.

Beren annesine gideceklerini söyleyerek annesini haberdar etmişti. Cemreyle beraber stadyuma doğru yola çıkacaklardı.

Cemrenin arabasına binerek kendisine aynadan bakmış gülümsemişti. Cemre gülümseyerek "Biliyormusun Beren içimde güzel bir his var sanırım bugün gerçekleşicek öyle umuyorum." demişti.

Beren aynadan bakışlarını çekerek Cemreye bakmış "Umarım." demişti. Cemre arabayı çalıştırarak stadyuma doğru sürmeye başlamıştı.

Kırmızı ışığın yanmasıyla Cemre bakışlarını Berenin kolyesine çevirmişti. "O bu kolyemiydi." demişti gülümseyerek.

Beren gülümseyerek "Evet o bu kolye benim için hala çok değerli." demişti kolyeyi avuçlarının arasına alarak kristal şeklinde olan sembolü okşamıştı.

Bu kolye Beren için değerliydi hemde fazlasıyla. Keremin ona küçükken verdiği kolyeydi. Kerem gittikten sonra sürekli takmaya başlamıştı. Eskileşmişti bu kolye ama Berenin umrunda değildi...

~~~~~~

Hayatı boyunca Keremin geleceğini düşündü hep düşündü ama gelmemişti. Hayatındaki söylenen gelme yalanlarını çok kez duymuş inanmıştı.

Kırılmıştı fazlasıyla ama annesini üzmemek için belli etmemişti. Ama içinde hala bir ümit vardı Keremin geliceğini düşünüyordu.

Keremi özlemişti hemde çok. Sürekli düşünüyordu acaba Keremde onu özlemişmiydi? Kendisi kadar üzülmüşmüydü acaba? Beren bunu çoğu kez düşünmüştü.

Keremle tekrardan bir araya gelseler ona ilk göstereceği şey Keremin ona hediye ettiği kolyeyi göstermek olurdu.

Küçüklük aşkımıydı yoksa yakın arkadaşlıkmıydı pek bilinmez ama tek bildiği şey Keremi seviyordu.

Ve hala sevicekti...

-Bölüm sonu-

böyle gitme ; kerem aktürkoğluHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin