Esen rüzgarın hissiyatı ile gözlerimi araladım. Açık kalmış pencereden giren hava tenimi sıyırıp geçiyordu.
Yavaşça yataktan kalkıp dolabıma ilerledim, rastgele eşofman ve tişört alıp üstüme geçirdim. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gidip soğuk suyu açtım. Biraz suratıma çarptıktan sonra rahatlamış bir nefes verip havluya sildim.
Kahvaltı için mutfağa giderken dolaptan kendime yiyecek bir şeyler çıkartıp sandviç yaptım. Hızlıca ağzıma tıkıştırıp tekrar lavaboya girdim ve dişlerimi fırçaladım. Bugün hastane sonuçları çıkacaktı ve az çok heyecanım var gibiydi. Bu evden ve aileden kurtulma düşüncesi beni son derece mutlu ediyordu.
Telefonuma gelen bildirim sesiyle annemin mesajı düştü.
Anne: Saat birde hastanede ol.
Çok netti. Hayatım boyunca olduğu gibi.
Kafamı kaldırıp saate baktım on ikiyi çeyrek geçiyordu. Yürüyerek yetişebilirdim bu yüzden çantamı ve kulaklıklarımı alıp evden çıktım.
Sevdiğim şarkılardan birini açıp kulaklığımı takarken adımlarımı ilerletiyordum. Yavaş yavaş mırıldanmalarım başlamıştı.
I don't wanna talk right now
I just wanna watch TVBahar güneşi ile yüzüme yayılan gülümseme ve burnuma dolan çiçek kokusu mis gibiydi.
*.✧∘˚˳°。☆
Sonunda yol bitmiş hastaneye varmışken kapıdan içeri girdim. Danışmaya ilerleyip odayı sordum.
Üçüncü kata çıkmam gerektiği için asansöre ilerleyip tuşa bastım. Önümde açılan kapı ile içeri girip üç numaralı tuşun ışığını yaktım.
Ayağımı yere ritmik bir şekilde vururken ikinci katta asansöre tanıdık biri bindi. Nereden tanıdığımı çıkaramasam da uzun boylu bir erkekti.
Üçüncü katta açılan kapı ile kendimi dışarı fırlatırken sağdan ikinci odanın kapısını tıklattım. İçerden gir sesi gelince kapıyı aralayıp girdim.
"Merhaba."
"Merhaba Alkım."
Doktor tüm samimiyetiyle yanaşırken iyi hissettiriyordu.
Annemler daha gelmemişti ama diğer biyolojik olma ihtimali yüksek aile buradaydı. Onlara gülümseyip kenara oturdum.
Onlarda bana gülümsedi ve bir şey içime doğru aktı sanki.
Bakışmaktan gerildiğim için elimdeki telefonuma odaklandım, bileğimdeki tokayla oynadım, ayağımı salladım. Zaman geçerken odanın kapısı açıldı ve annemler içeri daldı. Geç kaldıkları ile ilgili birkaç cümle geveleyip yanıma oturdular. Annem detaylı şekilde süzerken gözlerinin rahatsız ediciliği üstümdeydi.
Yaşamak zordu ama bu insanlarla yaşamak daha da zordu.
Doktorun sesi ortamın sessizliğini bıçak gibi keserken gerilmiştim.
"Evet sonuçlar az önce elime ulaştı, hastane adına özür diliyorum farkındayım bu özür bu zamana kadar yaşadıklarınızı affettirmez ama elimizden başka bir şey gelmiyor. Üzgünüm. Alkım Can %99,9 Ahmet Çankaya'nın, Aslı Çankaya %99,9 Mehmet Can'ın kızıdır."
Zaten beklediğim bir şey olduğundan pek tepki veresim yoktu. Sadece 17 yılımda yaşadığım şeylerden dolayı kendime acıyordum hepsi bu. Kırıcı şeylerdi hem de fazlasıyla kırıcı.
Yavaş adımlarla odadan çıktım çünkü ufak bir tartışma çıkmıştı ve rahatsız olmuştum. Odanın kapısının yanındaki koltuklara oturdum iyi hissetmiyordum tek bildiğim buydu. Kapıda bir hareketlilik hissetmiştim herkes dışarı çıkıyordu.
"Bence herkes kendi kızını almalı, bunca sene ne olduğu belirsiz birini doyurdum zaten artık kendi kızımı istiyorum." Demişti Yasemin Can. Dedikleriyle içimde bir şeyler kopmuştu ama ben bir şey yapmamıştım ki. Üzgünce o tarafa baktım biyolojik anam üzüldüğümü anlamış gibi bana yaklaşarak konuşmaya başladı.
"Yasemin hanım bunlar ne biçim laflar onlar daha çocuk kalpleri küçücük. Tabi en doğrusu herkesin kendi çocuğunu alması ama gerçekler ortaya çıkınca büyüttüğünüz bir çocuğa karşı böyle konuşmak ne kadar doğru." Sakince konuşan kadına bakıyordum.
Taşşaktan yürüyemiyo be kurban olduğum.
Yasemin anlamsız gözlerle bakarken kızını alıp iyi günler dileyerek uzaklaştı. Vaov hızlı bi gidişti, en azından bir hoşça kal demesini beklemiştim.
"Merhaba kızım, içeride konuşamadık ben annen Serap. Ay böyle de bir tuhaf oldu. Her neyse umarım bize alışırsın çünkü biz seni çok bekledik, sarılabilir miyim?" Gözleri dolmuştu sanırım sarılmasına izin verebilirdim.
Hafifçe kafamı salladım. Hemen etrafıma kollar sarılmıştı, sıcacıktı. Ben de ellerimi kaldırıp nazikçe beline koydum. Biz sarılırken bir ağırlık daha hissettim gözlerimi araladığımda Ahmet Bey olduğunu gördüm, ses çıkarmadım sarılabilirlerdi. Çünkü bu masum bir sarılmaydı.
Biraz sonra ayrılınca sesimi ayarlayıp konuşmaya başladım. "Memnun oldum ben de Alkım. İnanın benim de aile olmaya ihtiyacım var ama bunu bize zaman gösterecek ve şu an desem boşa gidecek gibi hissediyorum o yüzden en iyisi birbirimizi tanımaya çalışmak." Yüzüme ufak bir tebessüm kondurup bir bakış attım, tatlı bir aileydi ve tabii ki onlara fırsat verecektim. Onlar benim ailemdi.
Karşımdaki aile gülümserken Ahmet Bey benim sırtıma hafifçe elini koyup yürütmeye başladı. "Güzellik benim kızım olduğun için o kadar şanslı hissediyorum ki diğer eşşek sıpaları bile beni bu kadar mutlu etmiyor." Güldüm bu dediğine.
"Aslında çok sakin duruyorlar." Dedim sessizce. "Ah güzel kızım sen bunlara bakma bu ikisi sakindir ama diğerleri kazık kadar herifler hâlâ beş yaşında gibi davranıyorlar bir görsen bana hak verirsin." Bana tatlı tatlı onları çekiştirmesi ve kafamı dağıtmaya çalışması hoşuma gitmişti. Ama diğerleri kimdi ve çoğul eki vardı. Konuşurken arabaya gelmiş ve çoktan binmiştik. Ben, bana benzeyen, bana benzeyen küçük ve biyolojik annem ile babam. Aklımda kalan o soruyu sormuştum.
"Şey diğerleri kim?"
"Dört tane abin var şekerlik." Ağzım açık bakarken hepsi bana gülmüştü. NE???!!
"Şaka?"
Bana benzeyen küçük konuşmuştu. "Maalesef gerçek." Bir süre şaşkınlığımı üstümden atamayarak baktım hafifçe kapıyı açıp atlasam mı acaba diye düşündüm.
Yol boyunca havadan sudan konuşmuş ve beni rahatlatmaya çalışmışlardı. Sanırım işe yaramıştı ama ne yazık ki bileklerimin anasını ağlatmıştım kaşırken. Nefret ediyordum saf nefret.
Ben camdan bakarken araba bir villanın bahçesine giriş yapmıştı. YUH. Zenginliğe bak be maşallah. Evin dışı gri ve beyaz ağırlıklıydı, üç katlıydı ve genel olarak camlar yere kadar uzanıyordu. En tepesinde terası vardı ve aşağı sarmaşıklar sarkıyordu. Baya geniş ve ferah duruyordu.
Serap Hanım bana gülümseyip elini sırtıma koydu ve ilerletmeye başladı. Kapının önüne gelince durdu.
"Hazır mısın bir tanem?"
Sanırım hazırdım, hafifçe kafamı salladım.
Hadi bakalım sonumuz hayır olsundu.
Biiiiittiiii.
Sonraki bölümde görüşmek üzere ballar.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Alkım - Ailem
Chick-Lit"Şaka maka üvey çıktın be. Küçükken sana şaka yapıyordum fazla manifestlemişim sanırım." "Aynen Eren. 777 aldım, verdim, amuda kalktım." Gerçek ailem kurgusu.