Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Sabah okula gitmek için erken uyandım, yine de geç kalmıştım bile . Kahvaltı dahi yapamadan evden çıktım. Tam kapıyı açmıştım ki korkuyla yerimden zıpladım. Yine o adam bu sefer de kapıma gelmişti.
O an ki korkuyla ve sinirle "Yeter artık sen kimsin ve beni neden sürekli takip ediyorsun?" diye bağırdım. O an beni elleriyle susturmaya çalışarak "Okula geç kalıyorsun , şimdilik motora bin okul çıkışı oturup konuşuruz. Tüm sorularına eksiz cevap vereceğim söz." dedi. Saate baktım derse asla vaktinde yetişemezdim o yüzden bıkkın bir ses tonuyla "Tamam." dedim. motora bindik. Tanımadığım birinin motoruna bindiğimi babam duysa herhalde delirirdi, gerçi artık beni kızı olarak görmüyordu ama neyse.
Ben bunları düşünürken motoruna bindiğim bu yabancı adam beni okula yetiştirmek için birden gaza bastı. Düşmemek için ona sarıldım. Elim yanlışlıkla karın kaslarında gezindi. Kafasını döndürüp duymam için bağırarak "Hoşuna gitti herhalde." dedi. Elimi hızla karnından çekiyordum ki o , motordan bir elini çekerek ellerimi tek eliyle yakaladı ve tekrar ellerimi karnına sarılı bir şekilde kenetledi. Bir süre sonra boynum kaskı taşımaktan ağrımıştı bu yüzden başımı sırtına yasladım ve öylece okula gittik. Sonunda gelmiştik ve okuldakiler bize bakakalmıştı. Bir elinde okul çantam diğer elinde benim elim, beni sınıfıma götürüyordu. artık "Sınıfımı nerden biliyorsun?" diye sormaya uğraşmıyordum bile.
Tüm gün derslerime odaklanamadım. Okul çıkışını iple çekiyordum. Aklımdaki tüm sorular o zaman cevap bulacaktı. Bunları düşünürken tüm derslerim bitmişti bile.Sınıftan çıktım ve dalgın dalgın merdivenlerden inerken bir basamağı kaçırdım ve az daha düşüyordum.
Düşerken biri beni kolumdan yakaladı. Gene o adam mıydı acaba? Kolumu tutan kişi beni kendine çekti. O adam değildi. Bizim okulumuzun en popüler çocuklarından biri olan Anıl'dı. Beni kendine çektiği için yüzlerimiz çok yakındı. geri çekilmeye çalıştım ama gene düşüyordum. Anıl burnuma hafifçe vurarak "Dikkatli ol güzelim." dedi. Anıl'a anlamsız bir bakış attım. Diğer kızlara da böyle davrandığını bildiğim için pek umurumda olmadı bu.
Koşar adımlarla okuldan çıktım. Gözlerim onu arıyordu, dışarda yoktu. Sonra birden arkamda belirdi. Gelir gelmez söylediği ilk şey "O çocuk sana ne dedi?" olmuştu. "Niye merak ediyorsun ki? Hayatım hakkında bilmediğin tek şey bu galiba bırak bu bari bana özel kalsın. " dedim. Biraz sinirlenerek "Neyse sonra konuşuruz bunları." dedi ve motora bindi. bende motora bindim ve hafifçe omzuna vurarak "Nereye gidiyoruz ?" diye sordum. Kafasını döndürdü ve fısıldayarak "Çok güzel bir yere. " dedi. Yüzümü utanarak geri çektim.
Bir süre sonra sahil kenarında durduk ve bir seyyar kumpircinin önüne geldik. Ben o an ki açlığımla "Oha kumpir mi? En sevdiğim yemek." diye bağırdım. Yamuk bir gülümsemeyle "Hatırlatmana gerek yoktu." dedi. Kumpirlerimizi aldık ve denizi seyredebileceğimiz bir yere oturduk. Kafasını kaldırdı ve göz göze geldik "Sor bakalım şimdi ne soracaksan." dedi. Tüm ciddiyetimi topladım ve "Evimi nerden biliyorsun?" dedim. Küçük bir kahkaha atıp "Ben senin sadece evini, en sevdiğin tatlıyı ya da sınıfını değil ; en sevdiğin kokunun vanilya olduğunu , en sevdiğin rengin beyaz olduğunu hatta her gece anneni düşünüp ağladığını biliyorum." dedi.
Hayretle ona bakakaldım. Oradan kaçmak istedim çok korkmuştum. Sakinliğimi korumaya çalışarak "Sen bunları nerden biliyorsun?" dedim sesim titriyordu. Gözlerimin içine baktı. Derin bir sessizlik oldu. En sonunda "Bak seninle açık konuşacağım. Benden korkmana gerek yok yani bu şu an pek mümkün değil gibi ama neyse. Başlarda çok dikkatimi çekmiştin ve seni çok tanımak istemiştim bu yüzden seni takip etmeye başladım. Araştırdım ve fazlasıyla abarttım. hakkındaki her şeyi biliyorum sanırım." dedi. İçimde bir şüphe vardı ama zamanla ortaya çıkardı her şey. "Adın ne peki, sen beni benden iyi tanıyorsun ve ben de seni tanımak istiyorum." dedim. Derin bir nefes aldı ve "Adım Luci , 24 ya-" lafını kestim "Luci mi? Çok değişik bir adın var. bir anısı mı var?" diye sordum. Hafif bir şekilde güldü ve "Evet garip bir adım var ama bir anısı yok, annem İngiliz asıllı o yüzden bu adı seçmiş." dedi. "Peki hakkımda başka neler biliyorsun Luci?"dedim sırıtarak. Arkasına yaslandı ve kollarını kenetledi "Aden , sen hakkında ne biliyorsan ben de aynısı biliyorum." dedi.
Sakinliğimi daha fazla koruyamadım ve "Neden ben anlamıyorum." dedim. Duraksadı gerildiğimi o da anlamıştı " Aden bunu az önce de söyledim seni yine ilk karşılaştığımız kafede görmüştüm çok üzgün ve yalnız görünüyordun, çaresizdin. Bir elinde kendinden büyük bavulun diğer elinde profiterolün nereye gittiğini, ne yaptığını bilmez halin hoşuma gitmişti." dedi. Ne söyleyeceğimi bilemedim, evden kaçtığım o günü anlatıyordu. O günkünden daha çok korkuyordum ve üşüyordum. bunu fark etmiş olmalı ki montunu omuzlarıma koydu ve ayağa kalktı "Hadi kalk sen burada donarak ölmeden seni eve götüreyim." dedi.. Elimden tuttu ve beni ayağa kaldırdı. Onu reddetmek bile içimden gelmiyordu artık.
Motoruna bindik ve ''Yine aniden bırakma beni tamam mı?'' dedi. Sessiz kaldım yola çıktık.
İnsanlara ne kadar güvenmekte zorlansam bile ona biraz olsun ısınmıştım. Siyah gözleri o kadar şefkatle bakıyordu ki bu yaptığı ne kadar onu ruh hastası gibi gözüktürse de görmezden geliyordum.