Garip

45 4 1
                                    

bildiğimiz şeyleri anlatmamızın kanıt olmaması çok saçmaydı. polis olmanın belki de en sinir bozucu ve uğraştırıcı tarafı bu kanıt meselesiydi. bir şeyler biliyorduk, gözümüzle görüyorduk ama suçlu olan tarafın inkar edebileceği seviyede kaldığında her şeye baştan başlamamız gerekiyordu. saatlerimizi, günlerimizi, hatta bazen aylarımızı bile buna harcıyorduk ama suçlu olan taraf ceza almaktan paçayı yırtabildiği için doyamadan kutlama yapıyordu. insanlar neden suç işlerdi? dünya üzerinde tek bir doğru yol olduğu düşüncesine sahip kişilerden değildim. her şey illa ki iyi olmak zorunda değildi, bunu biliyorum. ama yine de insanların birinin hayatına son verme hakkını kendilerinde nereden bulduğunu anlayamıyorum. bir insanın hayatını alma hakkını kendinde bulduran ne gibi bir üstünlük olabilirdi ki? para? makam? güç? ya da tüm bunların asıl kaynağı ego? suçluların anlayamadığım tek saçmalığı buydu. onlara bunu yaptıran neydi? sana tüm bunları yaptıran ne, Kokonoi Hajime?

garip demek..

üzerinden gelen kan kokusuyla sen daha garipsin. yüzündeki ifadeyle yaptıkların hiç uyuşmuyor. üzerinden cidden keskin bir kan kokusu geliyordu. bu demir kokusunu unutmak pek mümkün olmadığı için aramızda biraz mesafe olsa da fazlasıyla hissediliyordu. belki de esen rüzgardan dolayı bu kadar net geliyordu koku. bana bakmamasını fırsat olarak kullanıp üzerini inceledim. simsiyah giyindiği ve hava da karanlık olduğu için üzerinde kan lekesi varsa da belli olmuyordu. ama yakasındaki mendilde fark ettiğim koyuluk aradığım kanıt olabilirdi. bu kadar dikkatsiz olacak kadar dalgın mısın cidden Kokonoi?

yalan söylüyorsun. anlattığın gibi biri olmadığını anlamak için insan sarrafı olmaya gerek yok. beni kurtarmanın başka bir sebebi vardı Hajime–san.

şaşırmıştı. kendini profesyonel yalan makinesi olarak tanımlayan, yüzündeki maskeyle her kim olursa olsun kandırabilen bu adam, benim karşımda istemsizce de olsa maskesini, gardını düşürüyordu. içimden bir ses bunun, Akane denen kızla çok yakından bir ilişkisi olduğunu söylüyordu ama ne olduğunu bulana kadar beklemem gerekiyordu. tanışalı çok kısa bir süre olduğu için Akane'nin kim olduğunu hemen sormak şüphe uyandırabilirdi. bu yüzden adım adım ilerlemem gerekiyordu. ilk önce mendili alarak başlamam gerekiyordu. ama nasıl onu şüphelendirmeden alabilirdim ki?

ben nasıl alacağımı düşünürken gülümseyerek bana dönmesi ve söyledikleriyle çoktan bir çözüm bulmuştum. bu tehlikeliydi, yaptıktan sonra geri dönüşü zor bir yola gireceğime tamamen emindim ama düşünüp tereddüt edecek kadar zamanım yoktu. bu yüzden elimdeki tek çözüm yolunu kullanıp, sözlerini tamamlamasına izin vermeden aramızdaki mesafeyi tamamen kapatıp dudaklarına yapıştım. evet, yaptığım pek akıl kârı değildi, sonradan pişman olacağıma ve kurtulmanın kolay olmayacağına da adım kadar emindim ama bir suçlu suçunu işlemekten ne kadar zevk alıyorsa, ben de işimi yapmaktan o kadar zevk alıyordum. ahlâkî değerleri o kadar da yüksek olan biri değildim ve işimin sonucu başarıya ulaştığı sürece, kanunlara karşı gelmek harici elimden geleni yapardım. en neticede utanacak bir şeyim yoktu.

beklemediği bu atak karşısında bir süre donakaldığında, gözlerini kapatana kadar bekledim. gözlerini kapatıp dudaklarını oynatmaya başladığı sırada elimi önce boynuna sonra da göğsüne kadar yavaşça indirdim. sol göğsünün cebindeki mendili alıp geri çekilceğim sırada bırakmak şöyle dursun, daha da kendine çekmiş, yetmemiş gibi dudağımı da ısırmıştı. küçük bir öpücüğün tamamen bir öpüşmeye dönüşmesi beklemediğim bir şey değildi ama yine de etkilenmemek için kendi kafamda kendime binlerce kez tokat attım. kendimi bildim bileli erkeklerden hoşlanan biri olarak, özel hayatım pek de renksiz değildi ama bu her önüme gelenle öpüştüğüm anlamına da gelmiyordu elbette. gerçek anlamda nefes kesici öpücüğü bitirdiğim zaman bir süre kendime sakinleşmek için zaman verdim. o da nefes nefese bir şekilde bana bakarken yüz ifadesini görmemle gülmeden edemedim. yüz ifadesi gerçekten komikti. sanki ilk öpücüğü çalınmış gibiydi ve itiraf etmeliyim biraz da sevimliydi. bir süre güldükten sonra kendimi toparladım ve gözlerimi sakin bir ifadeyle bana bakan adama çevirdim.

üzgünüm, ifaden çok tatlıydı. gülmeden edemedim.. sadece, teşekkür etmek ve rahatsız olmadığımı söylemek istedim. senden rahatsız olmuyorum. senin de sorunun yoksa benden uzaklaşmanı istemem.

gözlerimi hâlâ sessizce duran adamdan karşımdaki denize çevirdim. Hava bugün oldukça esiyordu. ikimizin de açık yaraları için pek iyi olmayacağından konuşmayı çok uzatmamaya çalıştım.

demin de söylediğim gibi yalan söylediğin her şekilde belli oluyor ama güvenmediğin birine sorunlarını anlatmanı beklemiyorum. yine de konuşmak istersen senin için burada olmaya çalışırım. yalan söylemenin karşılığında mendilini alıyorum. daha sonra görüşürüz, Koko.sözlerimi sıralayıp hâlâ konuşmayan adama el sallayarak yanından uzaklaştım ve kaskımı takıp motoruma bindim. evet, bugün gerçekten operasyon için büyük bir adım olmuştu ve geri döndüğümde Ken'in bile dırdır etmeyeceğine emindim. her şey, operasyon için..


-Keyifli okumalar!

Glowing in the Dark | Kokonui. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin