2 gün sonra // 20 Haziran
Hayat çoğunlukla ansızın zayıf yönünüzden vurabilirdi. Hayat sizi aşk ile sınayabilirdi. Hayat her şeyi yaptırabilirdi size, öylece oturup düşünedebilirdiniz. "Acaba," dersiniz, "Acaba neden olmadı ki?" dersiniz. "Neden dönmüyor?" dersiniz. Her şeyi dersiniz çünkü acılarınızla yapamayacağınız şey yoktur. Acılar insana en büyük kaygıyı yaşatır ve belki de birçok travmaya yol açar, acılar insanı kalbinin en zarif noktasından vurur ve insanı adeta nefretle beslenen birine dönüştürür. Dönmeyen birini beklemek, size en acı veren şeydir ve elinizden gelen hiçbir şey yoktur. Onun öylece gidişine karşı siz sadece gözyaşları döker ve geceler boyu uykusuz kalırsınız, harap olursunuz fakat o dönmez. Gecenin karanlığında karmaşık gökyüzüne karşı gülümsersiniz, aya gülümsersiniz fakat gece bile sizi karanlıkta bırakırken etrafa bakınmak çok zordur. Acıları örtüştürmek, yarayı kapatmaya çalışmak çok zordur. Giden birinin acısını, onun her adını duyduğunda kalbinde hissetmek, acıları tazelemek ve yarayı tekrar kanatmak, güzel anıları şimdi acı çeken bir ruh haliyle anlatmak çok zor gelir insana. İşte ben de onlardan biriyim. Ben de onlar gibi terkedilmiş hissettim, belki de öyleydi. Belki de ben de terkedilmiştim kalbime bu güzelliği kazandırıp kendime olan güvenimi arttıran kişi tarafından. Ama hep acıları arkadaşlarımla örttüm, yaraları önemsemeyip şakaya vurdum. Güldüm ama hep ağladım. Gündüz gülerken, güneş yüzüme vururdu, gece karanlığı çöktüğünde güneş bile beni terkettiğinde ben yine ağlardım ve geceleri hep uykusuz kalırdım. Onun tarafından da bir gece bırakıp gidilmiştim öyle ve benim tek yapabildiğim onun attığı her bir adımda arkasından öylece bakakalmak.Şimdi gecenin bir yarısıydı ve ben parkın önündeki kaldırımda oturmuş Asya ve Dilara'nın içeriye nasıl gireceğimiz hakkında yaptıkları planı dinliyordum. Kalbim hâlâ acımakta ve sızlamaktaydı fakat aldırış etmedim ve yine "Geçer Gülçi, geçer," deyip kalbimi varla yok arasında sınadım.
"Gülçin senin bir planın var mı?"
"Yok."
"Hadi canım vardır, şuan burda oturmanın sebebini dahi biliyorum. Bir planın olduğunu zaten bileceğim." burukça gülümsedim, kardeşlerim gerçekten de beni benden bile daha iyi tanıyorlardı.
"Bildiğini ben de biliyorum Dilara. Evet, aklıma Aras geldi." dediğimde hepsinin ofladığını gördüm. Evet, arkadaşlarımın biri bile Aras'ı sevmiyorlar. En son beni bırakıp gidişinden sonra hepsi ona düşman kesilmişti fakat benim aptal kalbim sizce nefret etmek ister mi? Daha fazla severdi çünkü neden kalp aptaldı.
Hepsinin kollarını göğsünde bağlayıp bana dimdik bakmasından dolayı kafamda dönen o mistik planı açıklamam gerektiğini öğrendim çünkü karnıma bir tekme yiyeceğimi hissediyordum. "Off, tamam!" Asya'nın çok şükür diye mırıldandığını duydum. "Bu parka başka bir sitenin bahçesinden atlayabiliyoruz ama sorun şu ki kamera sistemlerini devre dışı bırakabilmemiz lazım. Tabii ki, buna da bir çözümüm var; çantamda 12 tane taş var ve herkese 3 taş vereceğim. Taşları iyi kullanabilmeniz lazım, hedef yeteneğiniz ne kadar iyi bilmiyorum ama bir kameranın camını parçalayacak kadar sert taşlar bulduğuma adım gibi eminim ki bu taşları Arda'nın üzerinde denedim." dediğimde Arda kısmına herkes kıkırdamaya başladı, "Susun, devam ediyorum; ilk öncelikle parkın çevresinde üç site var fakat park ile bitişik olan bir tek Güneşli Park Evleri var. Bu siteye giriş için önce Güneşli Park Alışveriş Merkezi'nin içinden geçerek sitelere çıkan asansörü bulacağız. Bu alışveriş merkezinde toplam 5 asansör var. Biri davetiye salonuna çıkarıyor, biri garaja iniyor, biri alışveriş merkezinin alt ve üst katına çıkıyor, biri boş bir zemin kata iniyor ve biriyse Güneşli Park Evleri'ne çıkarıyor. Hangi asansörün nereye gittiğini bilmiyoruz, bunu kendimiz bulacağız. Şuan ne yazık ki alışveriş merkezi kapalı fakat güvenliklerden bir eşyamızı unutma bahanesiyle izin alıp içeri gireceğiz." dediğimde hepsi gözlerini irice açarak bana bakıyordu, ne yani Allah Allah! Hayatınızda hiç bir alışveriş merkezine gizlice girmediniz mi? Evet, ben de girmedim. "İçeri girdikten sonra asansörleri teker teker deneyeceğiz. Yakalanmamamız gerekiyor çünkü yakalanırsak olacakları siz de biliyorsunuz. Neyse, doğru asansörü bulduktan sonra Güneşli Park Evleri'ne çıkmış olacağız, neyse ki sitede bir arkadaşım oturuyor ve ona bir eşya bırakacağım, bu sayede arkadaşımın sitesine yani Güneşli Park Evleri'ne zorlanmadan kolaylıkla girebileceğiz. Biliyorum saat gecenin 11 buçuğu ama çok sorun değil, arkadaşımla gece 1'de buluştuğumuz, evine gittiğim zamanlar da oldu." hepsinin büyük bir tebessümle iç çektiğini görmek beni de gülümsetmeye sebep oldu, Eee yani, ben yapıyorum da güzel olmayacak mı canım?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sevmiş Gibi
Aventura''Sana nasıl baktığını gördün mü?'' ''Görmedim, nasıl bakıyordu nefret edermiş gibi mi?'' ''Hayır.'' ''Nasıl o zaman?'' ''Sevmiş gibi...''