5.Dostlar ve Düşmanlar

25 7 5
                                    


Artık geceler anlamsızlıklarıyla üstüme gelmeye başlamışlardı, bitmek bilmiyorlardı. Bu günlerde artık odamdan dışarıya çıkmak bile çok yorucu geliyordu Kelvin bile artık beni zar zor ikna ediyordu. Ama ne kadar güzel olduğunu anladım yalnızlığın sesiz ve huzurlu senden başkası yok. Evet annem ve babamı kaybetmek canımı çok acıtıyor ama bu yalnızlık denilen şey başka bir evrendi. Artık kâbus görmüyordum en şaşırdığım olaylardan biri de buydu. Nedenini bilmiyordum ama asla gelmemelerini istiyordum. Kapının çaldığını duydum Kelvin'in kapıyı açtığını anlamıştım. Umurumda değildi ama bunlar tanıdığım insanların sesleriydi bunlar İpar ve Giray'ın sesiydi. Özlediğim insanların sesini duymak beni mutlu etmişti. Kelvin güçlü bir şekil de '' Açılay birtakım arkadaşların seni bekliyorlar, gel istersen'' ben de ondan daha sert bir sesle Kelvin'i yok sayıp ''İpar, Giray gelebilirsiniz'' dedim Kelvin buruk ve bir o kadar da huysuz bir ses tonuyla ''Çok sağ ol kuzen sorduğun için, yoksa gelecektim'' gözlerimi devirdim umurumda değildi o zaten bu sıralar beni çokça sinir etmeyi başarmıştı. Biri koşmaya başladı tabi ki de bu İpar olmalıydı kapıya yaklaştığım da kapı aniden açıldı ve üstüme koca bir şey düştü İpar yanaklarımdan öperek '' Benim düşüncesi arkadaşım, seni çok özledim '' ona sarılmak çok eşsiz bir şeydi kokusu çok eşsizdi bana hatırlamak istemediğim birinin kokusunu hatırlatıyordu. Ona yavaş olmasını söyledim ama anlamadı. Artık İpar ile sarılmamız son bulabilmiştim arkamızda durup bizi izleyen Giraya baktım ona doğru gidip sarıldım '' Özür dilerim sana kocaman bir teşekkür etmem gerekiyordu'' bir adım geriye çekildiğim de '' Önemli değil'' dedi gözleri parlıyordu, ona baktığımda çok tuhaf bir hava görüyordum bulutlu yağmak ve yağmamak arasında kalmış bir bulut ''Belirsiz'' kolumu sıvazlayıp komi dona yaslandı. İpar beni kolumdan çekip yatağa oturttu '' ve bana ben yokken neler olduğunu anlatmaya başladı '' Sensiz okul o kadar boş ki, yani bizim için, sana bir şey söylemek istiyorum ama üzülmeni istemiyorum'' biraz garip siyerek '' İpar söyleyebilir misin artık?'' İpar giraya bakış atıp bana doğru döndü '' Üzülmeyeceksin ama.'' İpar'a artık sinirli bir şekil de bakıp '' İpar elimde kaldığında üzülebileceğimi zannetmiyorum'' o sırada kapının oradan onun kahkasını duydum elinde yarısı yenilmiş bir elmayla Kelvin geldi. İpara bakıp alaycı bir şekil de '' Onun elinde kalmayı tercih etmezdim'' ağır ağır Girayın yanına gidip o da komi dona yaslandı, hatta bir ara Giraya da elma uzatmaya çalıştığını gördüm, bu çocuk gerçekten aptaldı. Ama bu şu an ki önem arz eden konu değildi İpara odaklanıp '' Hadi İpar '' dedim İpar biraz bekleyip cevap vermeye hazırlandı, yutkundu ve başladı '' Bu aralar okulda ailenin ölümünde senin de elinin olduğunu düşünüyorlar... Yani senin öldürdüğünü değil bir şeyleri korkundan gizlediğini düşünüyorlar '' İpar başını kaldırıp ellerimi sıkıca tuttu '' Ama biz asla böyle bir şey düşünmüyoruz, zaten duyunca kısa süreli bir şok geçirdik'' insanlar bu kadar acımasız olmak zorun damılar. O sırada herkesin duyamadığı ama benim çok derinden duyduğum bir ses geldi derinlerden, kalbimin haykırışını duymuştum. Giray soluk gözler ile bakıp '' Takma kafana birkaç Aptal '' bunu söylemeye kimin kalbi yetmişti diye bir sormak istedim '' Bunu kim söyledi. İşte tam o sırada İpar ile Giray'ın gözleri çok sert bir şekil de çarpıştı, İpar Girayın söylemesini istedi. Giray çok düşünmeden ''Alev dedi, her zaman ki gibi kendi yancılarıyla koca ve bir o kadar da saçma, oyunlarına seni de alet ediyorlar '' zaten tahmin edebileceğim biriydi ama şu an bu benim için bir önem tanımıyordu. Şiddetli bir şekilde İpar'ın telefonu çaldı, o annesiydi İpar beş dakikaya yakın konuştuktan sonra bana sarılıp '' Üzgünüm ama gitmem gerek annem ve babamın her zamanki kavgaları, eve gitmem gerekiyor '' ona gitmeden bir öpücük verdim ve başımı salladım Kelvin ilk defa ciddi bir şekil de '' Sana eşlik edeyim'' dedi şaşırmıştım bu kadar centilmen miydi benim kuzenim? diye düşündüm. Onlar odadan çıktığında Giray ile baş başa kalmıştık önce gözlerim onun belirsiz gözlerini buldu sonra gökyüzünün bilinmezliğini. Şu an fark ediyordum da ne kadar da benziyorlardı ikisi de benim için bir bilinmezlik taşıyordu, içlerinde asla çözemediğim bir tarafları vardı. Ama bunları şu an düşünemezdim. Giray uzakta duran teleskopa bakıp ''Senin mi'' dedi bu bana babam ile olan anılarımı hatırlattı. Buruk bir şekil de teleskopa bakıp '' Hayır babamındı, on beş santimetrelik aynalı teleskop'' Giray gülümseyerek '' Baya güzel duruyor bakabilir miyim? '' ona başımı salladım bugün olanlardan sonra konuşma isteğim bile gelmiyordu. Giray gözünü yerleştikten sonra ağzı yerçekimine kapılıp biraz açıldı, kalkıp yanına gittim ve çenesini itti kendini sarsıp geri çekildi gözleri parlıyordu '' Bu harika bir şey biliyorsun demi, hayatım da gördüğüm en iyi şeylerden biri bu'' sonra tekrar komi dona yaslandı, teleskopa gözümü yerleştirip ''Biliyorum'' dedim gerçekten baya eşsiz gözüküyordu. Geri çekilip Girayın uzayla dolu olan gözlerine bakmaya çalıştım boyu benden uzundu ve o saçları görmemi engelliyordu. Yanına gidip ben de yaslandım. İlk söze başlayan ben oldum '' Giray hiç kendini koca bir boşlukta hissettiğin oldu mu. Böle kapısı, penceresi olmayan bir odada kilitli kalmak gibi'' içinde az önce kendimde duyduğum sesi duydum ''Kalbinin haykırışını'' her zaman masum gözüken gözleri solmuştu, başını iyice aşağıya doğru eğdi '' Var...'' kolunu zar zor sıvazlayarak '' Bana anlatmak ister misin ?'' dedikten sonra Giray'ın gözleri bana doğru kaydı artık o kararsız bakışları da yok olmuştu bulutlar, içindeki acıyı göstermek için kaybolmuştu. Giray kısık bir ses ile söze başladı ''Annem, onu kaybettiğim de hissetmiştim hala da hissediyorum aslında onu kaybettiğim de bir şey hissetmek den çok tüm hislerin kayboluşunu hissetmiştim.'' İçim burkulmuştu böyle bir soruyu neden sordum ki, bunu nasıl unutabilirdim. O vicdansız ve kalpsiz babasını, ona baba kelimesi bile yakışmıyordu Girayın ses tonu kabalaşmaya başladı '' Ama o adamı asla unutmayacağım. O hislerin kayboluşunu ona da hissettirmek istiyorum. Yalnızlığın nasıl bir his olduğunu '' bana doğru döndüğün de gözünden akan bir yaşa denk geldim ama yüzünde bir farklılık vardı daha sinirliydi. Bir anda elini sertçe komi dona vurdu, korktuğumu çok belli etmeden geriye çekilmeyi düşündüm. O sırada bu eylemimi gerçekleştirmek onu kötü hissettir bileceğini düşündüm. Acısını tam sol tarafımda bulmuştum, o sırada her şey bir anda gerçekleşti boynuna yavaşça sarıldım ellerini yavaş da olsa belime doladı. Göz yaşlarını ensemde hissetmiştim sonra sakin bir şekil de '' Özür diler- '' sözümü keserek ''Lütfen artık özür dileme. Sana bir tavsiye bir kelimeyi ne kadar çok tekrar edersen ona bağlanırsın asla sürekli kimseden özür dileyecek durumlara düşme'' dedi, kendini bu sefer o geriye çekmişti başını sallayarak güldü ve odadan çıktı. Dışarı yağmurluydu camdan baktığımda Giray yağmura aldırış etmeden eli cebinde yürümeye devam etti. Ve artık anladım yalnız olmadığımı ne yalan söyleyeyim başka kişilerin benim ne hissettiklerimi anlamaları hoşuma gidiyordu. Ben kendimi yeni çözmeye başlıyorum aslında sürekli birilerinin beni anlamasını beni görmesini istiyorum, ama ben bu dünyada bir şeyleri değiştireceğime inanıyorum bu yüzden de birilerinin beni görmesi gerekiyordu.


Bu bölümde daha çok bazı karakterler hakkında bilinmezliklerin izini görüyoruz 

Not: Yanlış anlaşılmalardan dolayı bir açıklama yapıyorum arkadaşlar Giray erkek :)

Karanlığın ArdındakilerHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin