Umarım beğeneceğiniz bir bölüm olur, iyi okumalar dilerim. 💜
×××
Hoseok hyung ve Jeongguk'un aynı ortamda bulunmasının korkutucu olacağını düşünsem de Jeongguk pek de bilmediği şeyler anlatmamıştı. Çok içerek sarhoş olacaklarından şüphe etsem de günün sonunda Jeongguk neredeyse tamamen ayık, Hoseok hyung ise susmayı bilmeyecek kadar körkütük sarhoş olmuştu. Ben ise kendi ağzıma sahip çıkabilmek için arada bir yerde kalmıştım.
Tahmin ettiğim gibi Hoseok hyung ona ve yaptıklarına bayılmıştı. Sanki uğraştığı kişi ben değilmişim gibi yaptıklarını dinlerken büyük bir keyif alıyordu ve utanmadan sürekli karşılık verdiğimi iddia ediyor, hoşlandığımı ve neden kaçıp durduğumu merak ettiğini söylüyordu. Bu saçmasapan ve karışık durumu Jeongguk'un yanında dillendirmesi hiç hoşuma gitmemişti ama sarhoş olduğundan yapacak bir şeyim de yoktu. Bir şeyler hissetsem bile neden olmayacağını o da çok iyi biliyordu.
O günün üzerinden zaman hızlı bir şekilde akıp gitmişti. Bahsedip durduğumuz vize haftası gelip çatmıştı ve hatta bitmesine yalnızca birkaç gün kalmıştı. Şans yine benden yana olsa gerek, Jeongguk bir dersimin sınavına girerken o gün görevli öğretmen olmuştum. Çocuk kontrol eder gibi sıraların arasında gezmiyor olsam da bir ara kısa bir tur attığımda kolaylıkla soruları doldurduğu gözümden kaçmamıştı. Zaten beklediğim bir şey olduğu için şaşırmasam da o an içimde tuhaf bir gurur hissi belirmişti.
Tabii onu her gördüğümde olduğu gibi aramızdaki ilişki aklımda dolanmaya başlıyordu. Hoseok hyung ile tanışmanın onu benimle yakınlaştıracağını sanıyor olabilirdi ama bana eskisi gibi yaklaşmasına izin vermemeyi başarmıştım. Pes ettiği söylenemezdi ama bir süredir kontrolü elimde tutuyordum. Kucağıma oturduğu ve yanağımı öptüğü anı düşünerek yeniden gardımı düşüremezdim.
Siktir, bunu neden düşünmüştüm ki?
Tam Jeongguk'un sırasının önünden geçerken adımlarımı hızlandırmış ve kimsenin dikkatini dağıtmamak için kürsüye ilerleyerek orada beklemeye başlamıştım. Dikkatleri çekmemiştim fakat en olmadık anlarda böyle şöyleri düşünmek bana hiç de profesyonelce gelmiyordu. Özellikle de bunların gerçekleşmesine kendim göz yumarken.
Sınav süresinin bitimine on dakika kala bir hatırlatma yaptığım sırada Jeongguk da ayaklanmaya başlamıştı. Yüzüme ufak bir gülümsemeyle bakarken kocaman attığı adımlarla yanıma gelmiş, gururlu bir tavırla kağıdı önüme bırakmıştı. Çantasını onu salaş gösterecek bir şekilde kavrarken hiç de başarılı bir öğrenci imajı vermiyordu fakat böyle yargılar yapmak hiç de bana göre değildi.
''Kapıda sizi bekliyor olacağım, hocam.'' başını hafifçe eğerek yüzüme yaklaştığında, fısıltıyla konuştuğu için neredeyse sözlerini duyamayacaktım. ''Değerli öğrenciniz için kısa bir vakit ayırırsınız herhalde?''
Saniyeler içerisinde konuşarak yanımdan ayrıldığı için ifademe bile şahitlik edememişti. Derin bir iç çekerek sınavın bitişi için saati kontrol ediyor ve öğrencilerin kağıtlarını vermesini bekliyordum. Kısa bir süre sonra herkes toparlandığında kalan birkaç öğrencinin de kağıtlarını almış, yanımda getirdiğim çantanın içine koyarak sınıftan ayrılmıştım. Daha doğrusu kapıdan adımımı attığım anda söz verdiği gibi beni bekleyen beden ile anında karşı karşıya gelmiştim.
''Hocam, bugün nasılsınız?'' sohbet eder gibi bir tavırla konuşmaya çalışsa da aramızın öyle olmadığını ikimiz de biliyorduk. En azından son birkaç haftadır öyleydi. ''Bir süredir doğru düzgün konuşamıyorduk, açıkçası sizle bir şeyler içerek sohbet etmeyi özledim.''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shameless
Fanfiction''Arsız, ha? Arsız olduğumu mu düşünüyorsunuz hocam?'' ''Bunun için başka bir ifade var mı? Öyleyse eğer beni aydınlatmanı çok isterim, ama...'' parmaklarıma dokunan eline karşılık vererek üstünkörü kavramış, dudaklarıma küstah bir gülümseme yerleş...