5.Bölüm "Gerçek Hisler"

1K 59 9
                                    

Bölümün güzelliği der ve susarım. İyi Okumalar:)


 İyi Okumalar:)

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

5.Bölüm "Gerçek Hisler"



Ahu sabah kalktığından beri evin bütün işlerini halletmiş şimdi ise hazırlanıyordu. Cihangir ona zeybek oynamayı öğretecekti. Hazırlanıp Sıla ile birlikte gölete gitmek üzere evden çıktılar.

"Abla?" Koluna giren Sıla'ya dönüp baktı.

"Efendim." Kız hınzırca sırıtarak ablasına takıldı. "Ben kaybolayım mı ortadan? Annemi atlattık sonuçta.''

Ahu kardeşinin burnunu tutup sıkıştırdı. "Eline düşmeyelim aman, doğru yürü beni sinirlendirme."
"Abla ya koparttın burnumu ya da yamulttun. Her neyse ikisi içinde estetik gerekiyor." Ahu gülerek başını iki yana salladı.

Gölete vardıklarında sazlıkların gölgesinin düştüğü çimlerde oturan Cihangir ikisine el salladı, yanına doğru ilerlediler.

"Hoş geldiniz fıstıklar."

“Hoş bulduk enişte, gelene kadar sıcaktan eridim. Bu sıcakta beni dışarı bir tek şey için çıkarabilirsin o da para. Ablam yolda gelirken burnumu yamulttu, estetik parası senden artık.” Ahu kardeşinin kolunu çimdiklerken Cihangir kahkahalarla gülüyordu.

"Gözümden yaş geldi, Allah iyiliğini versin kız. Ne paragözsün kız sen. Karun’la evlendirelim seni."

"Beni evlendirmeyi boş ver şimdi enişte. Sen ablama nasıl öğreteceksin ki, kadınlar ile erkekler farklı oynamıyor mu?"
Cihangir de kızın burnu sıkıp bıraktı. "Çok bilmiş, biliyorum ben ikisini de."
Sıla sızlanarak yerinde kımıldandı.

"Ya burnumla alıp veremediğiniz ne sizin. Enişte estetik param kesinleşti, sen ödüyorsun."

Ahu ciddi ciddi konuşan ikiliyi gülerek izliyordu. Cihangir'in ailesiyle olan ilişkisi çok hoşuna gidiyordu. Cihangir, Ahu'ya bakınca güldüğünü gördü. Sağ yanağındaki gamze yine belirginleşmişti.

"Sen ne gülüyorsun Çilli, burada ciddi bir şey konuşuyoruz?"

"Sıla'nın estetik parası mı ciddi konu?" Elini ağzına koyup kahkaha attı. Sıla ve Cihangir kaşlarını çatmış Ahu'ya bakarken gülmemeye çalışıyorlardı. Ahu ciddileşerek ikisini ittirdi hafifçe. "Tamam hadi öğret artık, hiç umudum yok ama dene sen"

Cihangir başını hafif eğdi. "Bak şimdi. Olmaz böyle ama inanç lazım bize." Ahu elini savurdu. "Tamam, tamam inanıyorum bak inandım."

"Ya sabır, neyse dua et Sıla var." diye fısıldadı kulağına doğru. Ahu'nun gülümsemesi kesilirken Cihangir sırıtmaya başladı.

 
*


"Ya adam! Karşımda horoz gibi kabarmış duruyorsun seni nasıl ciddiye alayım, gülesim geliyor."

Cihangir kaşlarını çatıp gözüyle işaret etti. "Oyna, hadi başla. Ver müziği Sıla." Sıla telefondan müziği açtı. İkisinin de kolları yavaş yavaş havalandı oynamaya başladılar. Ama Ahu'nun sürekli gülesi geliyordu. Kendini tutamayıp kahkaha atmaya başlayınca Cihangir de bu sefer dayanamayıp gülmeye başladı.

"Sinirim bozuldu Ahu o yüzden gülüyorum." Diye takıldı kıza. Ahu daha çok gülmeye başladı.

"Kızım ciddiye al beni." derken Ahu'ya yaklaştı, fısıldayarak konuştu. "Gülmeye devam edersen öperim."

Ahu'nun gülüşü kesilirken çevresine bakma ihtiyacı duydu. Etrafa kısaca baktıktan sonra gözleri tekrar Cihangir'i buldu. Yanakları alev alırken gözlerini kısmış kendisine bakan adam ile yutkundu. Sıla'nın varlığını bile unutmuş adamın yoğun bakışları altında ayakta durmaya çalışıyordu. Cihangir uzanıp önüne gelen saçlarını kulağının arkasına sıkıştırınca dudaklarını yaladı. Aralarındaki çekimden ağzından çıkacak gibi atan  kalbi Ahu'nun başını döndürdü. Cihangir'in bakışları dudaklarına düştü. İkisini de daldıkları alemden çıkaran şey ise Sıla'nın sesi oldu.

"Hey hey ben buradayım, ve insan içindeyiz. Köyün ağzına sakız olursunuz."

Cihangir gözlerini Ahu'dan ayırmadan konuştu. "Ben içecek bir şeyler alıp geleyim sıcak oldu." Dedi vurgulayarak.

Ahu utancından bayılacaktı. Sıla'ya bakmadan olduğu yere oturdu. Şimdi Sıla, daha da utandıracaktı onu.

"Abla adamın aklını uçurttun."

"Uğraşma benimle Sıla."

"Aman abla ya seninle de iki muhabbet edilmiyor. Sen arkadaşlarımla bizim muhabbetleri duysan küt diye gidersin herhalde."

"Terbiyesiz." Diyerek göleti izlemeye başladı Ahu. Bozulan dengesini toparlamaya çalıştı.

Ahu ve Sıla şakalaşırken serinlemeye başlayan hava ile gölete gelenlerin arasında Zeliha da vardı.

Zeliha, gülerek şakalaşan iki kardeşi görmesi ile sinirlendi. Peşinden koşturduğu oyuncağı elinden alınmıştı. Hırsı içinde kalmış, dışarı çıkarmaya yer arıyordu. Yanındaki arkadaşını dürttü. "Bak şu fareye Gülnur." Onlara doğru yürümeye başladığında arkasından gelenlerde onu takip etti. Ahu'nun yanından geçerken sanki arkadaşlarına söylüyormuş gibi konuştu.

"Kızlar, bu aralar kocalarınıza dikkat edin. Çevremizde meraklıları var."

Sıla kaşlarını çatıp oturduğu yerden kalkacakken ablası kolunu çekip durdurdu.

"Ne diyorsun sen be, geri zekâlı."

Zeliha yüzünü buruşturup cık cıkladı. "Sen büyüklerinin işine karışma Sılacım, ablanı da örnek alma sonra çok başın ağrır. Milletin sevgilisine kuyruk sallayıp ayartarak mutlu olamazsın. Benden abla tavsiyesi sana, malum ablan öğretmez bunları sana."

Ahu sessiz kalıp, muhatap olmak istemese de duyduklarıyla siniri bozukluğu ile güldü. Ayağa kalkıp Zeliha'nın karşısına dikildi. "Kimin sevgilisini ayartmışım ben?"

"Bir de anlamamazlıktan gelmiyor musun?" Ufak bir kahkaha atıp "Komik şey seni." Dedi. Parmağı ile omzunu ittirdi.

"Seni de nasıl beğendi bilmiyorum. Ne yaptın kız adama büyü falan mı? Başka türlü benim olanı elimden alamazdın bu tiple."

Ahu içi gitgide daralırken siniri daha da bozuldu. Benim olan lafını duyunca kıskançlıkla Zeliha'ya karşılık verdi. Kendini sakinleştirmeye çalıştıkça kadın üzerine üzerine geliyordu. "Cihangir senin değil."
Zeliha alayla kaşlarını çattı. "Senin mi?" Bir adım attı kıza doğru. "Salaksın kızım sen, bana inat evleniyor seninle. O hep beni sevdi."

"Evlisin sen kancık." Sıla kendini tutamayıp bağırınca Zeliha ona baktı.

"Seninle işim yok küçük sus."

"Abla sustursana şunu."

"Ah tatlım onu başaramaz. Onun işi erkekleri ayartmak. Aile terbiyesi almayınca böyle oluyor demek ki. Pardon aile dedim annen ölmüştü senin."

Ahu duyduklarıyla beyni uyuştu. O kadar sarsılmış hissetti ki kendini. Kalbi sıkıştı bedeni hissettiği adrenalin ile titredi. Yumruklarını sıktı. Konuşmaya devam eden kadının söyledikleriyle kendini tutmayı bırakıp kadının üzerine atladı.

"Kızının bu günlerini görmemek için erken yaşta gitmiş herhalde zavallı kadın."

Zeliha hırsından kızın yarasını deşerken üzerine atlayacağını asla tahmin etmezdi. Saçlarına asılan Ahu boğazı yırtılırcasına bağırıyordu. "Seni gebertirim ben."

Ahu eline dolandığı saçlara daha sert asıldı. Sıla ablasının beklemediği hamle ile şoka uğramış öylece duruyordu. Elinde içeceklerle gelen Cihangir kalabalığın arasında Zeliha'yı döven Ahu'yu görmesiyle gözleri kocaman açıldı. Elindekileri umursamazca atıp oraya koştu. Çay bahçesinde arkadaşıyla muhabbete dalmış geç kalmıştı. Geri döndüğünde kesinlikle böyle bir manzara beklemiyordu.
"Ahu." Diye bağırdı telaşlı bir sesle. Ahu onu duyacak halde değildi. Yanlarına geldiğinde Ahu'nun belinden tutup kendine çekti. Ahu, Zeliha'dan ayrılmanın hırsıyla bağırırken Cihangir'in kollarını itmeye çalışıyordu.

Cihangir kollarından tutup kendine çevirdi. Kız sinirden kendisine de vurunca kaşları çatıldı. Ahu'yu ilk defa böyle görüyordu.

"Yavrum, ne oldu? Dur, sakin ol."

Ahu duraksadı. Gözyaşları yanağında süzülmeye başladığında alt dudağı titredi. Cihangir gördüğü görüntüyle içi ezildi. Ahu ise hızla kendini çekip ayrıldı. Kimseyle göz göze gelmeden hızla uzaklaşmaya başladı. Cihangir arkasından bağırsa da kız durmadı. Cihangir de peşine takıldı.

Ahu yeri döve döve ağaçlık alandan köye ulaşmaya çalışırken kolundan tutup çekilmesiyle durdu.

Cihangir omuzlarından tutup kendine çekti. Sımsıkı sarıldı Ahu'ya. Bir elini saçlarının arasına sokup başını kendine bastırdı.

Ahu başı Cihangir'in omzuna değer değmez kendini tutmayı bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Kollarını sımsıkı Cihangir'in beline doladı.

Cihangir'in  bir eli saçlarını okşayarak bir eli de belinde hafif daire çizerek kızı rahatlatmaya çalıştı. Yüzünü saçlarının arasına gömüp kokusunu içine çekti. Gözlerini yumup kızın sakinleşmesini bekledi.

Ahu'nun ağlayışı iç çekişlere dönünce, Cihangir hafifçe omuzlarından tutup ayırdı. İki eliyle yanaklarını kavradı. Yanağında süzülen yaşları baş parmağıyla silip eğilip iki yanağına da tüy gibi öpücükler bıraktı.

"İyi misin şimdi yavrum?"

Ahu başını salladı. Cihangir'in öptüğü yerler alev alırken uzaklaşmak istedi. "İyiyim, ben gideyim."

"Şsşh, yok öyle gideyim. Anlatmadan bırakmam. Ne yaptı sana da o kadar çıldırdın. İçinden ne çıkmış kızım korktum senden."

Ahu hafifçe gülümsedi. "Evet işte bu, gamzeler önemli, gamzeler mühim."

Ahu duyduklarıyla içi yumuşacık olurken gülümsemesi genişledi. "Gamzeli Panter. Tehlikelidir, yaklaşmayınız."

Ahu çekilmeye çalıştı. "Bırak yaklaşma madem. Bıraksana." Dedi uzatarak.

"Kızım bir dur şaka yapıyorum. Ben hariç yaklaşmayınız. Sadece Cihangir yaklaşabilir. Hele bir yaklaşsınlar." Yine olmayan şeyler için kıskanmaya başlayınca Ahu burukça tebessüm etti. Bu adam ona çok değişik hissettiriyor, dengesini alt üst ediyordu.

Cihangir elinden tutup kendi kurduğu şeyi kıskanıp söylenerek ağacın birinin dibine çöküp oturdu. Ahu'yu da yanına çekip oturttu. Avcundaki Ahu'nun parmaklarıyla oynamaya başladı. "Anlat bakalım."

Ahu bir süre sessiz kaldı. Annesi ile ilgili söyledikleri aklına gelince içi burkuldu. Hayal meyal hatırladığı annesi içinde yaraydı. Derin bir nefes alıp anlattı.

"Ben öyle bir şey yapmadım ki. Feriha geldi, Cihangir seni istiyormuş dedi, babam da tamam deyince bir şey diyemedim ben."

Cihangir duraksadı. Başından aşağı kaynar sular boşaldı. Ahu'nun söyledikleri ile dondu kaldı. "Ne, ne diyorsun sen Ahu?"

Ahu beti benzi atan adama baktı. "Ne diyorum."

"Beni sen istemedin mi? Annem öyle söyledi. Beni seviyormuşsun, Feriha Abla gelip konuşmuş annemle."

Ahu duyduklarıyla ağzı açık kaldı. "Ne!?"

Cihangir oturduğu yerden hızla ayaklandı. Ahu da onunla birlikte kalktı.

"Sen beni sevmiyor muydun?"

"Hayır, babama Yelda Teyze söylediğinde ben dedim o başkasını seviyor dedim ama annem 'Cihangir kabul etmiş, sana ne oluyor da reddediyorsun.' Dedi."

Cihangir duyduğu gerçeklerle dişlerini sıktı.
"Sen o yüzden..." diye kafasında Ahu'nun hareketlerini tavırlarını oturttu. Ne yapacağını şaşırmış elini ensesine atıp saçlarını avuçladı.

"Sevmiyordun, sen söylemedin?" Başını salladı Ahu istemsizce. Cihangir yumruklarını sıkıp sakinleşmeye çalıştı.

"Tamam ben halledeceğim, merak etme tamam mı? Artık istemediğin bir şey olmayacak." Hızla Ahu'nun yanından uzaklaşırken Ahu kalakaldı. Arkasından seslense de adam duymadı.

BEYAZ GİYMEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin