Cool with you & Get up

31 4 0
                                    

Kalbe batan porselen parçaları

Bir zamanlar Hoony adlı bir kız yaşarıyordu.En bilinen adı ise "Cupid"idi. Uzun süre insanları aşk oklarını kullanarak birbirine aşık eden cupid, dünya üzerinde gezinirken bir tablo gördü.

Eski cupid ve psyche'nin tablosuydu bu. Cupid ve Pshyce'yi size anlatmama izin verin.

Pshyce kralın üç çocuğunun en küçüğüydü ve büyüleyici bir güzelliği vardı. Büyüleyici derken söz olsun diye demiyorum, gerçekten büyüleyici bir güzelliği vardı. Hatta insanlar onun güzelliğine bakmaktan Tanrıçaları Venüs'ü unutup tapınağa bile gidemez olmuşlardı. Venüs o kızı çok kıskandı. Çünkü bir ölümlü ondan daha güzeldi. O ise ölümsüzdü. Bunu kaldıramadı ve oğlu Cupid'i yanına çağırıp, kızı oklarını kullanarak bulabildiği en çirkin insana aşık etmesini söyledi. Cupid bunu onaylayıp işe koyuldu. Tam olarak annesinin istediği gibi birini buldu. Oklardan birini ilk olarak kıza attı.

Sıra çirkin adamdaydı.

Ama o da ne?

Tahmin edilemeyecek akla gelmeyen birşey oldu...

Cupid'in eli oklardan birine geldi ve kıza kendisi aşık oldu. Şaka gibi bir durum ama Cupid aşk nedir bilmiyordu. Bu yüzden Apollo'ya yalvarıp yardım istedi. Apollo onun bu isteğini geri çeviremedi ve yapabileceği en mantıklı şeyi yaptı.

Artık erkekler Psyche'ye baksa bile ona aşık olmuyordu, kimse onunla evlenmek istemiyordu. Kral bunun büyük bir şanssızlık olduğunu düşünüp Tanrıya gitti. Apollo Cupid'in aşkının bir sır olarak kalması gerektiğini söyledi ve kehanetini duyurdu.

"Kral insan damat değilde yer altı dünyasından ejdarha gibi bir yaratık beklemelidir." Kral buna çok üzülsede mecbur kabul etmişti. Daha sonra kızı alıp bir dağın tepesine bıraktılar. Kız çok ağladı.

Kız gözünü açtığında kendini çok güzel bir bahçede buldu. Bir ses ona istediği şeyleri giyip yiyebileceğini ve akşam kocasının yanına geleceğini söyledi. Ayrıca onu uyardı, kocasının yüzünü asla görmemesi gerektiğini yoksa ayrılacaklarını söyledi.

O günden sonra Cupid ve Psyche geceleri buluşmaya başladılar ancak bir gün Psyche merakına yenik düştü. Eline kandili aldı ve uyuyan kocasının yüzüne tuttu. Gördüğü şeyle şaşkınlığa uğradı çünkü gördüğü kişi beklediği gibi çirkin biri değildi. Bu Cupid idi.

Elini Cupid'in oklarında gezdirirken biri Psyche'nin elini kesti ve Psyche aşka aşık oldu. Elindeki kandilin suyu ise Cupid'in kolunu yaktı. Cupid acıyla uyanınca onun yüzünü görmüş olan Psyche'yi gördü ve gelmemek üzere gitti.

Psyche ne yapacağını bilemiyordu. Venüs'e gidip yalvardı ancak Venüs onu türlü türlü deneylerde kullandı. Psyche sonra Apollo'ya gitti. Apollo ona Hades'in kutusunu getirmesini ancak kutuyu açmaması gerektiğini söyledi.

Psyche yine merakına yenik düştü ve kutuyu açtı. Kutu ona ölüm uykusunu verdi.

Aslında hep onu izleyen Cupid, karısının bu halini görünce çok yalvardı. Apollo Psyche'ye bir iksir içirdi. Psyche'de artık ölümsüzdü. Bunun üzerine Cupid ve Psyche evlendi. Bu hikaye mutlu bitti.

Biz kendi hikayemize dönelim.

Hoony müzede fotoğrafı inceledikten sonra yanında aynı fotoğrafı inceleyen bir adam gördü ve onu takip etmeyi seçti.

Hoony şimdiki Cupid idi. Bu yüzden indanlar onu göremiyordu. O, adamı ne kadar takip etse de adam asla onu fark etmedi.

İşler hiç mi yolunda gitmez. Durum şu ki Tanrı'nın elçileri Danielle, Haerin, Hyein, Hanni ve Minji sürekli Hoony'i izliyordu. Onun bir adamı sevdiğini gördüler. Her adımında onu izlediler.

Hoony bir gün herşeyin farkına vardığında sadece yağmurun altında ağladı. O, yağmuru kutsal gördü. Gerçekten birşeylerin farkına varınca yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.

Belki Tanrı belkide melekler ona acımıştı. O da diğer insanlar gibi olmuştu. Fark ettiğinde ilk işi sevdiği adamın peşine takılmak oldu.

İkisi de birbirine aşık olmuştu.

Gençliklerinin ve taze aşklarınım tadını çıkarıp dolu dolu bir yaz geçiriyorlardı ancak birgün Hoony, onu gözetleyen kızları fark etti. Sevgilisini saat 5'te buluşmaya çağırdı.

"Eğer senin için gerçekten önemliysem saat 5'te sokakta ol."

Sevgilisi bu mesajı dikkate aldı. Saat tam 5'te buluştular. Aralarında sadece bir yaya geçidi vardı. Tam kavuştular derken Tanrı kendini gösterdi.

Tanrı, Cupid'in görevini terk etmesine çok sinirlenmişti. Bu yüzden Cupid'in sevgilisini yanındaki kıza aşık etti. Cupid'i tekrar görevine yerleştirdi. Tekrar görünmez olmuş ve ömür boyu mutsuzluğa hapsolmuştu. Bu iyi sonla biten bir peri masalı değildi. Bu bir hayal kırıklığıydı. Kalbinde porselenden bir kalkan varmıştı sanki ve o gün kırılmıştı. Parçaları kalbine batıyordu. Kanıyordu. Yarası asla kabuk bağlamayacaktı.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Get up|New jeans fanfic-Türkçe-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin