Lee Minho Parker:
Ayaklarım benim değil, koyverdim her şeyi uğursuzca koşuyorum. Kafamı soktuğumda işte ben diyebileceğim bir yeri arıyorum.
Koş Min koş!!
Min-Ji halamın elime tutuşturduğu sırt çantamla ve resmen pijama olan eşofmanımla kaykayımı kaptığım gibi okula doğru sürdüm. Giderken her zaman yaptığım gibi kestirme ve bana keyif veren yolları kullandım.
Okula vardığımda tabii ki koridorlar bomboştu. Hemen biyoloji sınıfının kapısının önüne geçtim ve kapıyı 3 kez tıklattım. 'Gir!' diye bir ses duyduğumda içeri girdim. En arka cam kenarındaki sırama oturup uykumun keyfini çıkardım. Biraz uyumalıydım çünkü saat 3'te 11. sınıflar olarak JYP'ye gezimiz vardı. JYP New York'un merkezinde bulunan global bir şirketti ve bilim üzerine araştırmaları, çalışmaları, icatları vardı.
JYP'ye gitmek üzere okulun servislerinden birine binmem gerekiyordu bende en sondaki bomboşken bindim. Otobüs neredeyse tamamen dolduktan sonra sadece yanımda tek kişilik yer kalmıştı ve bende yol boyunca rahatça oturabileceğimi düşündüğüm için sevindim. Ancak 5 dakika kadar sonra yalnız oturmaktan çok daha iyi olacak bir seçenek çıktı gözlermin önüne.
Hwang Hyunjin
Neredeyse omuzlarına kadar düşen perçemli sarı saçları rüzgardan olacak ki bütün gözlerini kapatmıştı. Ağzına giren bir kaç tutam saçlarıyla muzip bir gülümseme vardı suratında. Gözleri her zaman ki gibi güldüğünde kısılmıştı ve normalde kapkalın olam dudakları dişlerinin gözükmesi için yol açmışlardı resmen. Ellerinde bir kaç kitap ve sırtında çoğu zaman çıkarmadığı o sırt çantasıyla etrafa bakındı.
Geç kaldığı için otobüste benim yanımdan başka yer yoktu. Beni gördüğü gibi bana gülümsedi ve yanıma doğru yürümeye başladı. Yürürken ağzındaki ve yüzündeki saçlarını düzeltti, her zaman ki gibi gülerek yanıma oturdu.
"Selam Min!"
"Selam Hyun."
Selamlaştıktan sonra elim ayağıma daha fazla dolaşmasın, yanaklarım daha da çok kızarıp ellerim daha da çok titremesin diye kulaklıklarımı takıp cama kafamı yasladım.
Araçtan indiğimde Hyunjin çoktan koşarak inmişti ve ben yine yalnız kalmıştım ama sorun yalnız kalmak değildi. Ne kadar konuşmasakta yanımda olmasını, her kafamı çevirdiğimde beni deli divane etmesini istiyordum.
Binanın içine girdiğimizde etrafıma bakındım ve gözlemledim. Ben bir Parker'dım, babam bilim adamıydı ve senelerce burada çalışmıştı tabii ki dikkatimi çeken pek çok şey vardı. Ancak odaklanacak başka bir şeyim vardı. Ve bugün tamamen rahatlıkla onu izleyebilecek, gülüşüne yeniden aşık olabilecektim. Sadece biyoloji derslerimiz ortaktı, yemek saatleri dışında onu çok göremezdim ama bugün şansıma olacak ki 2 saat boyunca onunla olabilecektim.
Bize yoldaş olan bir öğretim üyesiyle binanın halka açık olan yerlerinin neredeyse gezmiştik. Son bir yer kalmıştı. Orası ise örümceklerle, onların üzerinde yapılan araştırmalarla dolu bir odaydı. Hyunjin örümceklerden fena korkardı ve bu durum biraz canımı sıkmıştı. O kadar ilgili ve özenli bir şekilde dinliyordu ki her şeyi, dikkatinin dağılıp tek bir detayı bile kaçırmasını istemiyordum. Bu yüzden cebimde neredeyse yamulmuş olan not defterimi ve mini kalemimi çıkarıp not almaya hazırdım.
Odaya girdiğimizde gözlerimi Hyunjin'e kitledim ve yavaşça ona yaklaştım. Rahatsız olmaması için arkasından ama biraz uzağından ilerledim. Hem kadını dinleyip hem notlar alıp hemde Hyunjin'e dikkat ediyordum. Notlarımı alırken birden Hyunjin'in kafasına doğru düşmekte olan bir cam denek kutusu gördüm. Tabii ki Hyunjin'in üstüne düşmesini göze alamazdım. Hemen koluma astığım hırkamı kafamın üstüne tutup Hyunjin'in sırtına yaklaştım ve belinden tutup kendime çektim. Cam kutu benim sırtımın bir kısmına düşüp sonra da yere düşüp kırılmıştı. Sırtım çok ama çok acıyordu ama o an bile kollarımın arasında olan Hyunjin'i düşünüyordum. Korkudan kendini bana daha da bastırmış koluma ise sarılmıştı. Sonra Hyunjin'in aklı yerine gelmiş olacak ki benden ayrıldı. Ve hemen bana döndü.
"Min! İyi misin?"
"İyiyim iyiyim. Sen iyi misin Hyun?"
"Ben iyiyim Minho! Çok özür dilerim benim aptallığ-"
"Hayır Hyunjin fark edememen çok normal, zaten örümcek fobin var korkudan çevrene bile bakamadın."
"Sen nerede-"
"Biliyorum işte bir yerden. Ha, bu arada örümceklere ayrı bir ilgim olduğu için birkaç not çıkardım az önce. İstersen sana verebilirim."
"Hyunjin benim için bu kadar şey yeter bugünlük. Hiç gerek yok gerçekten teşekkür ederim. Ayrıca bir yere oturmalı ve konuşmayı bırakmalıyız. Az önce cam bir şey düştü başımıza ve insanlar biz sohbet ettiğimiz için bize manyak gibi bakıyor."
"Pekala, bir yere oturalım o zaman."
Tam oturacakken boynumda bir acı hissettim ama aldırmadan oturdum.
Biraz oturduktan sonra otobüs geldi. Ben Hyunjin'le binme hayalleri kurarken annesinin onu arabayla almaya geldiğini öğrendim ve biraz üzüldüm ancak güvende olacaksa bu en doğrusuydu.
Ben tam otobüse binecekken Hyunjin omzumdan tutup beni aşağıya indirdi.
"Hyun, tekrardan teşekkür ederim. Bu iyiliğini unutmayacağım."
Yaklaşıp yanağıma bir öpücük kondurdu.
-------------------------------------------------------
evt bu bir spiderman fici
uzun zamandir var olan spiderman ve hyunho takintimi boyle dile getirmek istedim
begenirsiniz ins
