Salona girdiğimde gözlerim Binnur teyzenin gözleriyle buluştu. Gözlerinden bile soracağı soruların ne kadar çok olduğu anlaşılıyordu.
Gözlerimi ondan ayırıp Osman amcaya baktım. Osman amca şefkatli bir sesle "Hoşgeldin kızım." Dedi. Bir yandan da gülümsüyordu.
"Hoşbulduk amca" dedim bende ona gülümseyerek. Koltukların birine doğru adımımı attığım sırada Berfin kolumdan tutup benim gitmemi engelledi.
" Esila bugün çok yorulmuşta, biz direk benim odaya geçsek olur mu ?" Berfin ikna etmeye çalışan bir ses tonunda sormuştu soruyu. Tam Binnur teyze itiraz edecekti ki Osman amca girdi söze.
"Olur kızım. Kahvaltıda ne olduğunu anlatırsınız." Berfin babasını başıyla onaylayarak beni odasına götürdü. Yatağının ucuna oturttu. Kendisi de bir sandalye çekip karşıma oturdu.
"Anlat hadi. Noluyo? Sen gelmezdin gecenin bir vakti bizim eve." Dedi. Sesindeki merak çok bariz anlaşılıyordu.
"Ya benim daire kapısı kırıldı. Saatte geç olduğu için ustayı çağıramadım. Evde de kalmak istemedim. Öyle sizin eve gelmiş bulundum."
"Daire kapısını kırmayı nasıl becerdin?"
"Meslek sırrı yavrum. Söyleyemem." Dedim gülerek. Berfin ikna olmamış gibi bakıyordu ama üstelemedi.
Abdestimizi alıp yatsı namazını da kıldıktan sonra pijamalarımızı giyip yatağa yattık.
"Ahh, bizimle son yatmaların. Yerimizi enişte kapacak" dedim yalancı bir sitemle.
"Üzülme yaa, ortamıza seni alırız."
"Gerçekten mi?" Dedim sahte bir heyecanla.
"Tabi kuzum"
"Bana kimse böyle sahip çıkmamıştı." Dedim sesimi hafif ağlamaklı yapmıştım. O da bu hallerime gülüyordu. Biraz daha sohbet ettikten sonra uykuya daldık.
Normalde aynı yatakta yatmaktan da çok haz etmezdim ama mecburiyetten yatmıştım.
Uykuya dalacağım zaman hiç sabah olsun istemiyordum. Binnur teyzenin soruları insanı bezdiriyordu. Kadın taramalı gibi soru soruyordu. Gerçi Osman amca olduğundan bu sefer az soru sorabilme ihtimali yüksekti.
Sabah namazı alarmıyla uyandık. Abdestimizi alıp namazımızı kıldık. Berfin ve ailesi güne geç başlayanlardandı. Öğlene doğru anca kahvaltı yapıyorlardı.
Bende bugün günlük rutinlerimi aksatmak zorunda kalmıştım. Berfin uyuyunca benim de canım sıkılmıştı. Berfin uyumadan önce mutfak dolaplarının en soldaki olanında benim için almış olduğu çikolataların olduğunu söylemişti.
Odadan feracemi giyip bir kare örtüyü başıma geçirip mutfağa doğru ilerledim. Furkan ayakta arkası dönük su içiyordu.
"Ayakta içme,zararlı." Birden dediğim şeyle yerinden sıçramıştı. İçtiği su da boğazında kalmıştı. Bir kaç kere öksürdükten sonra şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Sen ne zaman geldin ?" Dedi hayret içinde.
"Akşam."
"Allah Allah. Sen normalde kalmazdın bizde. Bir şey mi oldu ?"
"Öğrenirsin kahvaltıda" deyip soldaki mutfak dolabına yöneldim. Furkan'da benim ne yaptığımı izliyordu. Çikolataları görünce dudaklarım mutlulukla kıvrıldı.
Bitter olanını elime aldım. Bir ara Berfin'in odasında yemeği düşündüm ama biryerlere dökülmesini istemiyordum. Bu yüzden mutfakta yiyecektim. Mutfak masasına oturmuş çikolatamı yiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORKİDE
Teen FictionEsila'nın 5 yıl önce aldığı kararla hayatı altüst olur. Ama yazarın da dediği gibi: "Hayatım altüst olur diye korkma nereden biliyorsun altının üstünden daha iyi olmadığını" ~ALINTI "Zor olmuyor mu ?" "Ah şu sorularını direkt sorsan da beni uğraştı...