7 Bölüm 🍊

10 3 105
                                    

Nil'den

"O gittikten sonra kendimi koltuğa bıraktım. Zaten müzik sisteminde üst sıraya koyduğum o şarkıyı açtım ve telefonu karnımın üzerine bırakıp, parmaklarımı birbirine kenetledim. Baş parmaklarımı şarkının ritmine hafifçe eşlik ederek öne arkaya hareket ettiriyordum. Ve tabii tavanla bakışarak..."

"Sesim, şarkıyı bastırmayacak şekilde eşlik ediyordu."

"Açalım ve en az bir kez dinleyelim lütfen, olur mu?"

"Baby, I'm yours (baby, I'm yours)
And I'll be yours (yours) until the stars fall from the sky
Yours (yours) until the rivers all run dry
In other words, until I die..."

"Şarkıyı söylerken, bir yandan da çevirisi dolanıyordu zihnimde.
Bebeğim, ben seninim diyordu tüm gerçek hisleriyle.
Ve yıldızlar gökten düşene kadar, nehirler kuruyana kadar senin olacağım...

'Başka bir deyişle, ölene kadar.'"

"Şarkı, ne olursa olsun 'ona' bağlı kalacağını, dünyadaki hiçbir şeyin onu uzaklaştıramayacağını anlatıyordu. Her bir sözcüğü, ona olan aşkını haykırıyordu."

"Şarkı bittiğinde yüzümde buruk bir gülümseme oluştu. Hayat ne garipti. Bu şarkıdaki adam rolünü Sinan'a biçmiş, her fırsatta onunla bu şarkıyla dans etmek istemiştim. Ama o, her seferinde beni reddetmişti.
'Saçmalama aşkım, bu şarkıyla dans mı edilir? Biri bizi görse rezillik!' derdi.

Aşık olduğum çocuk, aşık olduğum şarkıyla benimle dans etmeyi rezillik olarak görüyordu. Asıl rezillik buydu.

Bunları düşünerek koltukta uyuya kaldım..."

---

Sabah:

"Bir anahtar sesiyle gözlerimi açmadan kımıldandım.
'Ne oluyor ya?' diye mırıldandım. Uyku sersemiydim, gözlerimi tam aralayamasam bile koltuğun kenarına çökmüş birinin bana gülümseyerek bakışını fark ettim.

'Günaydın, portakal.' Gülümsedim. Alnımı, parmaklarının üst kısmıyla hafif hafif okşuyordu. Bu his bana öyle huzur veriyordu ki sonsuza kadar sürsün istiyordum.

'Günaydın canım,' dedi. Eli hâlâ alnımdayken öne doğru eğilip, 'Seni seviyorum, güzelim,' diye fısıldadı ve beni dudağımdan öptü. Karşılık verdim.

'Seni seviyorum bir tanem...'

---

"Aniden bir sarsılmayla irkildim. Ada, kolumdan hafifçe tutarak beni uyandırmaya çalışıyordu.

'Abla? Kalk hadi, sabah oldu. Bak ben geldim!'

Bir anda oturdum ve şoka girmiş gibi hissettim. Yanaklarım alev alev yanıyordu.

'A-abla? İyi misin sen?'

Hiçbir şey söyleyemedim. Sadece Ada'nın sırayla yanaklarıma ve alnıma dokunduğunu hissedebiliyordum.

'Abla... Sen yanıyorsun!' dediğinde kendime geldim.

'Şey... Dün hava biraz serindi, üstüm açık uyuyakalmışım. Ondandır, iyiyim. Duş alınca geçer,' dedim onu korkutmamak için zoraki bir gülümsemeyle.

'Emin misin?'

'Eminim kuzum.'

'O zaman ben odamdayım. Bir şey olursa seslenirsin.'

Portakal Saçlı Kız Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin