8.Bölüm "Vişneli Kek"

1.1K 77 8
                                    

Merhabalar efendim. Staj yaptığımdan dolayı çok odaklanamasamda bölüm atmaya çabalıyorum. Stajımı hafta bitiyor ve kurtuluyorum çok şükür. Artık düzenli bölüm gelecek. İyi Okumalar:)

İnstagram: @kizilcadde_

İnstagram: @kizilcadde_

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


8. Bölüm "Vişneli Kek"

Ahu hissettiği susuzluk ile gözlerini araladı. Hava zifiri karanlık olmuş balkon kapısından hafif hafif esinti geliyordu. Duvardaki saate baktı. Saat üç olmak üzereydi. Cihangir'in beline sarılı olan kolunu yavaşça çekip yataktan çıktı. Cihangir kıpırdanıp kollarıyla yastığı sardı. Ahu onun bu haline tebessüm etti. Pikeyi beline kadar örtüp su almak için mutfağa indi.

Mutfağa girince bir an tuhaf oldu. Bulunduğu ortam yabancı gelmişti. Sanki babasının evinin mutfağına girmiş gibi hissetmişti. Ama girdiği yer ona farklı hissettirmişti. Güzel bir farklılık. Kendine ait hissetmişti. Su içip tekrar odaya döndü. Kapıyı sessizce açıp, kapattı. Uykusu kaçmıştı. Cihangir'e bakınca yatağın ortasına iyice yayılmış yatıyordu. Yüzünde huzurlu bir tebessüm oluştu. Pikeyi üzerinden atmıştı. Sıcaktan bunaldığını düşünerek tekrar örtmedi.

Uykusu kaçtığı için sinekliği açarak balkona çıktı. Balkonun köşesine uzunlamasına koyulan sedire geçip oturdu. Dizlerini kendine çekip kollarını etrafına doladı. Çenesini dizine yaslayıp zifiri karanlıkta kalan tarlaları, ay ışığı uzun bir yol gibi aydınlattığı noktadaki ağaçları izledi.

Hayatı o kadar hızlı akıyordu ki yetişemiyor gibi hissediyordu. Ama bundan mutsuz da değildi. Son birkaç haftadır kendini yenilenmiş hissediyordu. Değer görmek, önemsenmek ruhuna iyi geliyordu. Sadece bir gün olmasına rağmen yıllardır yaşadığı evden daha çok sahiplenmişti. Bunu kendisine bile açıklayamıyordu.

Fark etmeden Cihangir'i düşünmeye başlayınca gülümsedi. Kendi kendine güldü. Yanağını çenesine sürttü. Hafif esen rüzgar ile yüzüne yapışan saçları huylandırdı. Gözlerini yumup sakinliğin huzurun tadını çıkardı.

Sineklik açılınca başını o tarafa çevirdi. Cihangir yarı kapalı gözünü ovuşturarak yanına geldi.

"Ahum?"

"Efendim." Dedi tebessüm ederek. Cihangir yaklaşınca kollarını çözüp ayaklarını uzattı. Cihangir gelip bacaklarının arasına oturdu. Başını göğsüne yaslayıp kollarını beline sardı.
"Niye kalktın yavrum?"

"Uykun kaçtı. Seni rahatsız etmek istemedim."

"Rahatsız etmezsin yavrum."

Ahu'nun elini tutup yine saçlarına bıraktı. Ahu hemen anlayıp saçlarını okşamaya başladı.

"Sen otur, ben de burada uyuyayım. İçeri girerken kaldırırsın." Soluk boşluğuna bir öpücük kondurup başını tekrar göğsüne yasladı.

"Tişörtünü giyseydin ya tutulmasın boynun üşürsün."

"Bir şey olmaz bebeğim. Sen bakarsın bana."

"Hasta olmasan da bakarım, hasta olmana gerek yok."

Cihangir başını kaldırıp Ahu'nun gözlerine baktı. Ahu başını hafif eğip gülümseyince gamzeleri belirdi. Cihangir, gamzelerini görünce parmağını uzatıp sol yanağındaki çukura bastırdı.

"Bana böyle şeyler söyleme yerim seni görürsün." Başını tekrar göğsüne yaslayıp yerine yerleşti.

Cihangir tekrar uykuya dalmak üzereyken, uykulu ve boğuk sesi Ahu'nun hoşuna gittiği için onu konuşturmayı sürdürmek istedi. Bir eli saçlarını okşarken diğer elini parmaklarını çıplak sırtına hafif hafif sürttü.

"Ya uyumasana konuşuyoruz ne güzel."

"E yavrum, sırtımı huylandırıyorsun, saçlarımı seviyorsun nasıl uyumayayım, uykum geliyor tatlı tatlı."

Ellerinin hareketini durdurdu. "Tamam yapmam o zaman, konuşalım."

"Ya hayır yap sen. Tamam uyumayacağım." Derken bile uykuya dalmak üzereydi.

"Çok çabuk uyuyorsun."

"Diyorum yavrum dinlemiyorsun. Huylandırıyorsun uykum geliyor. Senden ötürü bir şey."

"Benden ötürü?"

"Hee senden ötürü." Küçük bir kıkırtı sesi döküldü dudaklarından.

"Tamam hadi kalk içeriye girelim."

Cihangir mızmızlanarak kalktı. Ahu'yu çekeleyerek kaldırdı. Kucaklayıp omzuna atınca Ahu'nun dünyası ters döndü.

"Na’bıyorsun ya, beynim ters döndü. Hem beni kaldırmasana fıtık olacaksın. Ağırım."

"Bir karımızı taşıyamayacaksak zaten, ölelim."

"Tövbe yarabbim. Düzgün konuşsana dua saatine gelecek."

"Tövbe yavrum tövbe."

Odaya girip yatağın yanında Ahu'yu indirdi. Kendisini yatağa atıp yerleşti. Eliyle yanına vurup Ahu'yu çağırdı. "Gel yavrum."

Ahu yatınca kendisine doğru çekip göğsünün üzerine yatırdı. Saçlarıyla oynamaya başladığında Ahu, hissettiği rahatlama ile gözleri kapanmaya başladı.

"Haklısın galiba, böyle insanın hemencecik uykusu geliyor."

Boğuk çıkan sesine tebessüm etti. "Uyu bebeğim."

Ahu ayağının birini Cihangir'in üzerine atıp iyice yaklaştı. Kolunu Cihangir'e sıkıca sarıp bilincinin kapanmasına izin verdi. Saçlarının üzerine bırakılan öpücükle ise huzurlu bir uykuya daldı.

BEYAZ GİYMEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin