Yıl 2080,
Sabah alarmın uyandırma servisiyle uyandım. Yataktan kalkar kalkmaz işlerimi halledip giyinme dolabıma yöneldim. İçindekilere bakmaya yeltenmeden her zamanki okul kıyafetlerimi ve ayakkabılarımı dolabın üzerinde bulunan ekranda eşleştirdim. Ardından dolabın kapağı açıldı ve üniformalar dışarı çıktı. Giyinip sadece içinde cam tablet bulunan çantamı aldım.
Evet buraya kadar her şey iyi ve teknolojik fakat buradan sonrası sadece facia.
O gün bizi okula bırakan servisten indikten sonra arkadaşlarımla kafede oturup
tabletlerimizle ilgilendik. İletişim yok. Sınıfımıza çıktık ve herkes yerini aldı. Tabletlerimizi masanın üzerinde bulunan çıkıntıya yerleştirdik ve ders anlatan öğretmen içeri girdi. Robot. Dersimizi dinledik, zil çaldı kimse dışarı çıkmadı , sadece önlerindeki tabletlerle ilgilendiler. Sosyalleşme yok.
Dünya değişti, artık diller unutulmak üzere, dersleri robotlar anlatıyor, yemekleri ve işleri onlar yapıyor insanoğlu oturuyor,düşünme işlerini bile makineler yapıyor. Çevre kirleniyor, artık yapay bir atmosferde yaşıyor gibiyiz. Her şey yok oluyor, besinler tükeniyor,meyve sebze yerine küçük haplar, abur cuburlar ; su yerine adını koyamadığım şefaf bir madde tüketiliyor. Kesinlikle su değil.
İşte biz artık böyleyiz,etraf sakin ama bu uzun sürmeyecek. İnsanoğlu yaptıklarını büyük ve durdurulması imkansız bir kaosla ödeyecek. Bilim bile çare bulamayacak, o çok güvendikleri makineler, robotlar çalışmayacak, itaat etmeyecekler. Dünya yok olma sürecine girecek, kıyameti onlar getirecek ve bu çok yakında olacak...
Ve yine o gün son ders, alarmlar çalmaya kapılar ve pencereler kapanmaya başladı. Bizler lise öğrencileri neye uğradığımızı şaşırdık ve o an daha önce hiç sesini duymadığım sınıf arkadaşlarımın endişe seslerini duyum. Binanın içinde bir ses yankılandı," Öğrenciler lütfen tabletlerinizi ve diğer elektronik eşyalarınızı kapatınız." dediğini yapmaya başladılar fakat ben yapamadım. Ne kadar uğraşsam da tablet kapanmadı. Kapanmayı bırak yerinden bile kıpırdamadı. Arkadan arkaşlarımdan biri seslendi. Adını bile bilmiyorum,"Kapatsana şunu." arkamı dönüp sinirli ve aynı zamanda sitresli bir sesle ," Kapanmıyor kolaysa sen yap." çocuk yerinden kalktı ve yanıma geldi. Boyu oldukça uzun ve sarışındı. Yeşil gözlülerinden. Yanıma yaklaşıp kapatmayı denedi ama o da yapamadı. Sonra ... ekran aniden kapandı fakat rengi şeffaf değildi. İkimiz de ekrana bakakaldık, ardından etrafa somut bir enerji yayıldı . Acı, bedenimi yakıp kavuruken sandalyeden düştüm ve bilincimi kaybettim. Gördüğüm son şey yeşil gözlerdi.
ooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooo
Umarım başlangıcı sevmişsinizdir devamını belli bir yorum ve vote den sonra yayımlamayı düşünüyorum. Öhm öhm saygılarımla :)
