Yoongi, telefon kılıfını dikkatle süzdü. Sevdiği adam ile olan fotoğrafı, vardı. Ne yapmıştı? Lunapark günü, her şey iyiydi. Ancak bir problem vardı, Jimin ona geri dönecek miydi? Muhtemelen, hayır. Onun gibi birini, kim isterdi ki? Jimin, istemişti. Ama yaşananlar, o kırıcı anılar... O anılar, her sevgiyi yenip yok edebilecek türdendi.
"Rezil herif." kendi kendine, mırıldandı. Bunu da, mahvetmişti.
"Bir şeyi de, düzgün yap." Kendine kızdığı sırada, zil sesiyle afalladı.
Birkaç defa, üst üste basılan zil ile bağırdı;
"Geldim!" Kapıyı açınca, yüzündeki buruk ifadeyle ona bakan Jimin ile karşılaştı.
"Jimin... Ne yapıyorsun, burada." Jimin, sadece Yoongi'ye sarıldı. Yoongi, kaşlarını çattı. Ne yapacaktı ki? Kollarını, cılız bedene sardı.
"Veda etmeye, geldim." Sessizce konuştu, Jimin. Bunun olacağını biliyordu, Yoongi.
"İçeride, konuşalım?" sorarcasına konuştu, Yoongi. Geriye çekilmesiyle, Jimin içeriye geçti.
Sessiz sedasız, geçtiler içeriye. Karşılıklı oturup, bir süre izlediler birbirlerini. Yoongi, kelimeleri toparlayamıyordu. Ne demesi lazımdı, neye nasıl tepki verebilirdi, hislerini dışa vurmalı mıydı? Hiçbiri hakkında, bir fikri yoktu. Jimin, konuşmaya başladı;
"Geçmişimiz... Pek iç açıcı, değil. Tabii ki, güzel anılarımız da yok değil. Ancak, burayı sevmiyorum. Üniversiteyi, JiHyun ile aynı şehirde okuyacağım. Hem, ona da yardımcı olurum. Derslerinde, ev işlerinde falan. Temelli gelmişti, ancak fikir değiştirdi. Ben de onunla beraber, bu pek de ani olmayan kararı, aldım." Yoongi, sessice mırıldandı;
"Pek de ani olmayan karar..." Jimin, boğazını temizledi.
"Burada kalmak, istemiyorum. Boğuluyorum, Yoongi. Beni anlamanı bekleyemem. Hiçbir zaman, anlayamadın zaten." Yoongi, dudaklarını ısırdı. Zamanında, onu elleriyle kendi bırakmıştı. Üzülmeye, hakkı var mıydı ki?
"Haklısın, ancak anlıyorum seni. Eskisi gibi değilim, Jimin. Çocuk değilim." Jimin, başını eğdi.
"Birkaç ayda, ne kadar büyüyebilirsin ki?" Yoongi, sustu. Yaşattıkları, ağırdı. Kırıp dökmüştü, her şeyi. En önemlisi de, Jimin'i paramparça etmişti. Tüm önyargıları, haklı buluyordu. Affedilmeye, değer birisi değildi zaten.
"Özür dilerim." Jimin, derin bir nefes aldı.
"Özür, hiçbir işe yaramaz." Yoongi, Jimin'in ayaklarına çöküp af dilemek istedi. Ne acınası ama.
"Ve en kötüsü ne, biliyor musun? Seni, asla unutamıyorum Yoongi. Hep farklıydın, farklı da kalacaksın. O kısacık sürede, hissettirdiğin hisler. Arkadaş olduğumuz zaman bile, çok özeldi. Seni, özlüyorum. Ama yaptıkların, çok ağır. Senin için, hasta ettim kendimi. Artık, istemiyorum bu duyguları." Yoongi, ayaklandı. Çocuğun gözlerine, dolu gözleriyle baktı. Yaşlar, hafif hafif firar etmeye başlamıştı.
"Nefret ediyorum, kendimden. Harikaydın, Jimin. Biz, harikaydık. Bozdum her şeyi." Jimin bakışlarını, halının desenlerine indirdi.
"Eskinin de, bir önemi yok artık." Yoongi, aşıktı. Seviyordu, deli gibi. Ancak, neden Hoseok onu etkilemişti. İğreniyordu, şimdi. Kendini, suçluyordu çünkü suçluydu. Problemli çocukluğu, bir bahane değildi. Asla da, olmayacaktı. Problemli çocukluğunun izlerini, Jimin ile beraber silebilirdi. Ancak o bunu değil, Jimin'i umursamadan saçmalamayı seçti.
"Son bir defa, öpsen?" diye, sessizce mırıldandı, Yoongi. Jimin, güldü.
"Aslında bu bile, fazla sana. Bir öpücüğü dahi, hak etmiyorsun. Lunaparkta olduğumuz gün, korkuyu iliklerime kadar hissettim, Yoongi..." Ayağa kalktı, Yoongi'nin yanına ulaştı. Elini, Yoongi'nin yanağında, gezdirmeye başladı.
"...Sana bir şey olacak, diye korktum. O an, her şeyi boşverip sana gelmek istedim. Ancak, kendime yapamadım bunu, yapamayacağım da." Elinin hareketlerini, durdurdu. Diğer elini de, gencin yanağına çıkarıp dudaklarını birleştirdi.
Yoongi, hemencecik ince bele sarıldı. Yumuşak hareketlerle, karşılık verdi. Bir süre sonra, Jimin geri çekildi. Yoongi'nin dolu gözlerine, kenetledi gözlerini. Gözlerini çekti, ellerini de çekti beraberinde. Yoongi'nin kolları, hâlâ Jimin'in beline sarılıydı. Jimin kollarını, sıkıca Yoongi'nin boynuna doladı. Yoongi, sarılışını sertleştirdi. Gitme, demek istiyordu. Ancak, haddi değildi. Uzunca bir süre, kaldılar öyle.
Jimin, geriye çekildi. Yoongi'yi son defa süzdü. Yoongi, iyice izledi Jimin'i. Geldikleri gibi, sessizce adımladılar, kapıya. Jimin, kapıyı açtı. Evden çıktı, arkasını döndü. Gülümseyerek konuştu;
"Hoşçakal, Min Yoongi."
"Hoşçakal, Park Jimin."
-------------------------------------------------
Fic bitti...
Yani, zamanı gelmişti bence PDLĞAPDLADLŞ
okuma oranları falan da düşmüştü -benim suçum-
az yb atıyordum ama bir şekilde hallettim ve yani bitti işte ne diyeyim PUAHDWIUHADJKHDJ
belki içim rahat etmez özel bölüm falan atarım da yb atmayan insan özel bölüm mü atacak...
Neyse bence olması gerektiği gibi bitti hatta normalde Jimin öpmeyecekti reddedecekti ama acıdım Yoongi'ye
Öyle işte ya bu kadardı umarım kitabı severek okumuşsunuzdur sıkmamıştır sizi diye umuyorum başka kitaplarda görüşürüz demem lazım galiba bilmiyorum
görüşürüz🙋♀️
Bitiş: 3 Eylül 2023, 00.16

ŞİMDİ OKUDUĞUN
are you falling in love? | yoonmin
RandomYoongi ve Jimin sevgiliydi, ancak Jimin'in bilmediği bir gerçek vardı. # 5 - yoonmin