Arabadan inip karşımdaki oldukça lüx eve doğru yürüyemeye başladım. Bahçesi baya geniş ve çok güzel görünüyordu. Hakan'ın bu evi alabilmesi çok kolaydı. Ailesi oldukça varlıklı insanlardı. Oğullarına onlar istemediği halde bir sürü şey alıyorlardı. Laf arasında Altay abiden duymuştum ailelerinin onlara çok düşkün olduklarını.Kapıya gelince yan taraftaki zili çaldım. Bu eve ilk gelişimdi. Daha öncekine ne olmuştu da evini değiştirdi bilmiyordum. Kapı bir kaç saniye sonra açılınca anında sımsıkı ve sıcak hissettiren kolların arasında buldum kendimi.
"Caner'im." Öyle duygulu çıkmıştı ki sesi, sanki bir şeyden korkuyor gibi. İlk defa şahit olmuştum bu ses tonuna. Toparlanıp bende kollarımı beline sardım. Geri geri adımlayıp bizi içeri soktuktan sonra kapıyı kapattı. Kafasını eğip boynuma sokunca delince nefes aldı ard arda. Gözlerimi kapatıp bekledim. Böyle duygu dolu anlarımızı özlemiştim. En son ne zaman bu şekilde sarılmıştık?
Onu bu şekilde sağlıklı görünce rahatladım. Gayet iyi görünüyordu. Kollarını ayırıp beni kendinden uzaklaştırmadan içeri adımladı. Beraber büyük bir salona gelince geniş koltuğa oturup beni de yamacına çekti. Konuşmuyordu. Yüzünü de göremiyordum. Beni bu şekilde karşılayacağını beklemiyordum niyeyse. Her an bu durumdan çıkıp eski aksi haline dönebileceğini hisseder gibi tetikte duruyordum.
"Çok...çok özledim." dedi. Kafamı göğsüne yaslayıp sarılışına karşılık verdim."Bende. Sana bir şey olmasından endişelendim." Dedim yaşadığım stres ve endişeli anlar tekrar gözümün önüne gelirken. Saçlarımı koklayıp ara sıra öpücükler bırakıyordu. Ayrı kalmak cidden ona yaramış gibi gözüküyordu. Aklım karışıyordu o böyle yaptıkça. Ben buraya gelirken aklımın bir köşesine ayrılma mevzusunu açmayı yazmıştım. Fakat bu şekilde davranması benim o düşüncemi istemeye istemeye unutmamı sağlıyordu.
İlgisi ve sevgisini seviyorum yalan yok. Beni bir anlığına afallatmıştı. Dakikalar boyunca sevgi ve özlem dolu cümleler söyleyip öpüp kokladı. Bu süre boyunca ona izin verdim. Öğle vakti olmasına rağmen onun bu sarılışı ve saçlarımı okşayışı beni mayıştırmaya başlamıştı. Uyku ile uyanıklık arasında gidip gelirken sesini işittim.
"Aç mısın?" diye sordu. Sabah kahvaltımı yapmıştım. Antreman falan da olmadığı için acıkmamıştım. Başımı iki yana salladım. Esnerken hayır dedim.
"Oy benim bebeğimin uykusu mu gelmiş. Ama ben uyumanı istemiyorum yavrum." deyip eliyle ensemden tutup kafamı kaldırdı. Dudağımı minik minik öpmeye başladı. Kapalı gözlerimi açıp yüzünü izlemeye başladım. Kaşları hafif çatıktı. Kirpikleri ıslanmıştı. Şaşırmıştım. Ağlamış mıydı?
Gözlerini açıp benimle göz göze geldi. Yüzü anında hüzünlü bir ifade kaplayınca içimde bir yer sızladı. Ellerimi kaldırıp yanaklarına koydum. Dudaklarımdan ayrılıp alnını alnıma yaslayınca gözlerini kapattı. Göz kapakları kapandığı an birer damla düştü.
"Bir an....bir an seni kaybedeceğimi düşündüm. Aklım hayalim durdu inan. Seni hayatımın merkezi yapmışım oğlum. Hiç bilmeden , farketmeden." dedi. Bu denli açık konuşması beni mutlu etmişti. Çoğu zaman duygusuz gibiydi. Bazen bana bile. Şimdiki itirafı o içimdeki sızıyı ikiye katladı. Ne zaman yaşardığını bilmediğim gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
"Hakan-" beni içine sokmak ister gibi sıkı sıkı sardı. Neden birden bu kadar duygusallaşmıştık ikimizde hiç bir fikrim yoktu. Ama ikimizde şu an birbirimizin özlemini çekiyor gibiydik. Görevdeyken neler yaşadı da bu hale geldi sorup tekrar canını sıkmak istemiyordum. Bu anın hiç bitmemesini istedim. İlişkimizin başlarındaki nazik , beni kırmamak üzmemek için elinden geleni yapan adam vardı şu an karşımda.
