Jongho, sinirle Yeosang'a yazmaya devam ederken bir yandan odasından çıkıp salona ilerledi.
Gece evine gelmişti ve fazla yorgun olduğu için koltukta uyuyakalmıştı. Gördüğü kabus'un gerçek olabileceğine inanmak istemiyordu Jongho.
Jongho, Yeosang'a yazmaya devam ederken arkasından sessizce gelen bedeni fark etmemişti. Jongho telefonu elinden bıraktığı sırada koluna batan iğne ile arkasındakinin kollarına düştü.
...
Jongho, gözlerini araladı ve sızlayan bileklerine baktı. Elleri bağlıydı. Daha sonra karşısına baktı. Maskeli biri oturuyordu.
karşısındakinin bakışlarını görünce kahkaha attı maskeli çocuk. "Sürpriz!"
Her şey rüyasındaki gibi ilerliyordu. Jongho artık dayanamıyordu. Oturup bağıra bağıra saatlerce ağlamak istiyordu.
Maskeli çocuk, elini maskesine atıp çıkarttı. Jongho, karşısındaki maskesini çıkarırken hızlıca kafasını eğdi. Yeosang çıksın istemiyordu.
Jongho, bir süre öyle dururken maskeli olan, Jongho'yu dürttü. Jongho kafasını kaldırıp ona baktı.
Jongho, neredeyse rüyasında gördüğü şeyleri yaşıyordu. Maske bile aynıydı ama sadece maskeyi takan, asıl suçlu olan kişi farklıydı.
"Aa! şansa bak bugün senin doğum gününmüş. Sürprizimi beğendin mi Jongho?"
Jongho, bugün doğum günü olduğunu unutmuştu. Kafası kadar doluydu ki tarihe bile bakmamıştı.
Taehyun, cebinden bıçağı çıkarırken olacakları düşünüyordu Jongho. Ölecek miydi? kurtulacak mıydı? kurtulacaksa nasıl kurtulacaktı?
"Sıra sen de Jongho"
"Neden? neden yapıyorsun?"
"İntikam"
"Ne intikamı?"
"Ben çok sevdim Jongho"
"Kimi?"
"Soobin"
"O kim? onun benimle ne alakası var?"
"Soobin bizim iş yerinde güvenlik. Aslında giriş katta görevli ama hep senin katında duruyor, niye?!"
"Niye?"
"Çünkü seni görmek istiyor, çünkü sana aşık!"
"Ne diyorsun Taehyun?"
"Ben ne yaptıysam kendimi sevdiremedim Jongho. Ama sen hiçbir şey yapmasan bile seni seviyor!"
"Tamam sakin ol... Beni seviyor olabilir, ama beni öldürdüğünde ne değişecek Taehyun?"
"Seni öldürdüğümde... Soobin bana gelecek! beni sevecek. Sevecek değil mi?"
"Hayır Taehyun. Yanlış düşünüyorsun"
"kes"
Sesli bir şekilde içeriye giren ve elinde silah olan Mingi hızlıca Taehyun'un yanına gitti ve ayağı ile eline vurarak bıçağı düşürdü.
Arkasından Yeosang ve birkaç polis daha gelirken Taehyun'un yanına gidip yerdeki bıçağı aldı Yeosang. Diğerleri Taehyun ile ilgilenirken Yeosang, elindeki bıçakla Jongho'nun yanına geldi.
Elindeki silahı yere bıraktı ve Jongho'nun bağlı olan bileklerinden tuttu. Elini kesmemeye çalışarak ipi kesti.
"Silahı nereden buldun?"
"Mingi verdi"
"Evimi nasıl buldun?"
"Mingi söyledi"
Yeosang, bıçağı uzağa koyup yerde oturan Jongho'ya sarıldı. özlemişti onu. Jongho'da sarılışına karşılık verirken Mingi yanlarına geldi.
"İyi misin?"
"İyiyim ama siz gelmeseydiniz sanırım Taehyun çoktan beni öldürmüştü"
Mingi, tekrardan Taehyun'un yanına giderken Yeosang ve Jongho hâlâ sarılıyorlardı.
"Kardeşimin sana bulaşacağını biliyordum, ama böyle yapacağını bilmiyordum. Ayrıca sanırım süpheliyi buldunuz"
Jongho, anlamayarak Yeosang'a bakmaya devam ederken yeosang, Jongho'dan ayrıldı ve getirdiği küçük çantanın içinden Maske çıkarttı. Bu güvenlik kamerasında gördüğü maskeydi.
"Bu maske daha önce güvenlik kamerasında çıkmıştı. Ayrıca Taehyun'un saçı kırmızı" Yeosang çantanın içinden bir tane de şapka çıkarttı. "Bu da palyaço yüzlü eski bir şapka. Yani bu demek oluyor ki aradığınız şüpheli, Taehyun. Eğer emin olamıyorsanız çantanın içinde Taehyun'un telefonu da var. Mesajları okursunuz"
Jongho, kafasını sallayıp tekrardan Yeosang'a sarıldı. Tüm gün boyunca böyle durabilirdi Jongho. "Teşekkür ederim"
Mingi, tekrar yanlarına geldiğinde onları ne kadar ayırmak istemese de şimdilik yapmak zorundaydı. "Biz karakola geçiyoruz. Jongho, iyi olduğun zaman gel"
Jongho, kafasını salladı ve ayağa kalktı. Yeosang'da ayağa kalktığında maske ve şapkayı çantasına koydu. "Bu evde kalamazsın değil mi?"
"İstesem bile kalamam. Güvenli değil"
Yeosang, kafasını sallayıp Jongho'nun elinden tuttu ve yavaş yavaş kapıya yürüdüler. "Benim evime gelmek ister misin? hep kalmak istemezsen bile en azından yeni ev bulana kadar"
"Tamam"
...
Jongho, yatakta uzanırken rahat bir nefes aldı. Duş almıştı ve şimdi de uzanıyordu. Yeosang, ondan önce duşa girmişti. Jongho'nun ne kadar zayıfladığını söyleyip onu azarlamış ve yemek hazırlamaya gitmişti.
Yeosang geri geldiğinde Jongho yattığı yerden kalktı. "Yemek hazır, istediğin zaman ye"
Jongho, kafasını salladı ve yatağa geri uzandı. Yemek yeme gibi niyeti yoktu ama Yeosang için biraz yiyecekti.
Yeosang'da Jongho'nun yanına gidip uzandı. Yeosang bir kolunu Jongho'ya doladı ve kafasını kaldırarak Jongho'nun yüzüne yaklaştı.
"Bugün doğum gününmüş. Sana gece doğum günü hediyesi vereceğim ama ilk önce yemek"
"Hediye? merak ettim"
"Etmelisin"
Jongho, Yeosang'ın yüzüne yaklaşırken Yeosang onun öpeceğini anlamış hızlıca ayağa kalkmıştı.
"Önce yemek!"
--
Diğer bölüm Taehyun'un telefondaki mesajlar olacak

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Crime Mask | Jongsang
Short Storyİşlenen gizemli cinayetleri çözmeye çalışan Jongho, zaten hayatında olan ancak bu zamana kadar fark edemediği Yeosang ile yakınlaşmaya başladıklarında kafası daha da karışır.