BÖLÜM YEDİ ∞DOKTOR ALİ

45 4 0
                                    


Asıl mesele, herkese ve her şeye rağmen savaşabilmektir.

Benim adım Ali.

Doktor Ali.

Kim olduğumu biliyorum, asıl konu kimlerden olduğum. Zamanı gelmişken onu da söyleyeyim kötülerdenim ben.

Dibe vurmuş o en kötüler!

Yere düştüğün de, bir tekmede ben atayım diye düşündüğünüz kötülerdenim.

Kötünün de kötüsüyüm!

Merhamet mi? O duyguyu hiç tatmadım, tattıran da olmadı zaten

Üzülmek mi ? Gülerken bile ağlayanlardanım.

Sevgi mi? Nasıl bir his tahmin bile edemiyorum.

Beni sorarlarsa eğer, bir Ali vardı dersiniz. Hayat ona çok acımasız davrandı ama o daha çok acımasızdı.

Çalan telefon zil sesi tüm motivasyonumu alıp götürmüştü. Yazdığım kompozisyon bloğunu kapatıp telefonuma yöneldim. Varisti! İki parmağımla telefonu kulağıma götürüp

"Bir sorun mu var" dedim. Karşıda nefes nefese kalmış Varis bana cevap vermek yerine yanındakilere kızıyordu. "Hastanede misin? Değilsen çabuk gel Bengi bayıldı." Diyerek telefonu suratıma kapattı.

Beyaz önlüğümü giydiğim gibi aşağıya indim. Gelen kalabalık seslere doğru yöneldiğimde Varis, sedyenin yanında Benginin elini tutuyordu. Telaşlı ve ne yaptığının farkın da değilmiş gibi duruyordu.

Doğa ve Doğu ise Varisi sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Hemen arkalarından gelen Benginin teyzesini görmemle yüzüm de sırıtış oldu, asıl teyzeyi kim sakinleştirecekti.

"Hemşire! hastayı klinik 4 deki odaya götürün, Fuat doktora haber verin" seslendiğim hemşire beni duyduğu gibi Benginin yanına gitti onlar gözden kaybolunca ben de Kendi hastamın yanına gittim. Varisin...

"Odama geçelim" dedim omzunu sıvazlarken, sıkıntılı bir şekilde nefes aldı. Eli cebinde ki sigaraya gittiğinde onu durdurdum. "İlaç içtin şimdi içme " diye uyardım. Bengiden sonra onun da bayılmasını istemezdim ölü bir Varis işime yaramazdı. Odaya geçtiğimiz de duvarın bir ucundan diğer ucundan streslice gidip gelmeye başladı. Bir eli çenesinde hızlı adımlarla düşünüyordu. Panik içindeydi. Kafese konulmuş kuş gibi oradan oraya çırpınıyordu.

"Abartma istersen sadece kızı bayıltmışsın" dedim onu sakinleştirmek istercesine. "üstelik isteyerek yapmamışsın." Diye ekledim

Çatık kaşlarını bana çevirdi, tam masamın önüne gelerek iki elini masanın üstüne koydu. Sert ve net bir şekilde konuşmaya başladı.
" Bengiye bayılsın diye vurmadım, ölsün diye vurdum." Cebinde ki sigarayı çıkartıp ağzına götürürken sözlerine hızlıca devam etti
" kafamın içimde ki sesi susturamıyorum artık, her şey kontrolüm dışında oluyor. Beni kontrol eden içimdeki karanlığın ikizi." diyerek bağırdı.

Söylediği düşünceler kafamın karışıklığını gidermişti. O kızdan hoşlandığını sanmıştım. Daha çok üstüne gittim. "Ona ilgin nerden geliyor, fazla ilgilisin " dedim kalemi elime alıp not almaya başlarken. Eğildiği masadan koltuğun üzerine oturdu. Kafasını iki kolunun arasına koyup bana döndü

"Anne babası polis  " deyip, biraz durdu.

"Ne olmuş onlara" dedim meraklı gözlerle

"Bir keresinde Karahisarda hayatımı kurtarmışlardı. Fakat şimdi ikisi de öldürülmüş" dedi

Lafını devam etmesine izin vermeden ben devam ettim " katili bulmak istiyorsun" dedim

Elinde ki sigarayı tekrar dudaklarına götürürken "borçluyum bu kadarını" dedi. Gözleri geçmişin hüznü doluydu yada pişmanlığımı demeliydim.

"ne zaman hatırladın ?" sorduğu soruların fazlalaştığının farkındaydım fakat bu kıza olan ilgisi aşırıydı.

sigarasında ki son dumanı da havaya üfleyip küllükte söndürdü. " Anne ve  babasının resimlerini gördüğümde, bir yerden tanıdık gelmişlerdi, tam çıkaramamıştım sonra Doğuya araştır dedim oda baya bir araştırmıştı. fakat o zaman da pek emin olamamıştım. hatta katile helal olsun dedim içimden tebrik ettim" bakışları değişmişti. şu an konuşan Varis değildi iyice oturduğu yerde yayıldı "Aselin ölümünden sonra hatırladım." dedi

Daha çok soru sormak istiyordum bu fırsatı kaçıramazdım. polis üniforması üstündeydi ve karakterine hiç uygun durmuyordu. Tam soru soracakken kapının aniden açılmasıyla lafım başlamadan bitmişti. içeri giren Benginin teyzesiydi. Doğruca Varise yöneldi. işaret parmağını ona sallayarak "sen " dedi. "benim yeğenimi nasıl bayıltırsın" tehtitkar bir şekilde Varisin üstüne yürüyordu. Varis umursamayarak "uyandı mı?" dedi.

Teyzesi tam konuşacakken bu sefer araya ben girdim. "Asuman hanım sizin ameliyathanede olmanız gerekmiyor mu?" dedim sitemkar halde. Aynı hastane de çalışmak benim için büyük sıkıntıydı. Benimle ilgili herhangi bir şey öğrenebilirdi. salık saçlarını toplayarak "Ameliyat iyi geçti " derken bana değil Varise bakıyordu.

"sen Benginin yanına git istersen Varis" dedim.

"yeğenimden uzak duracaksın Karahisar" diye itiraz etti Asuman hanım.

"ya o benden uzak duramazsa " diye fısıldadı Varis

"Varis" dedim uyarır tonda.

Bana baktı, odadan çıkmaya yeltendiği sırada Asuman hanım Varisin kolundan tutup "Bir daha uyarmayacağım." diyerek son ikazını yapıp dışarı çıktı. Asuman hanım odadan çıktığı gibi Varis elini sertçe masaya vurdu. Ardından Varis de odadan çıktı.

Gözlerimi kapatıp sandalyeme oturmadan pencereden dışarıya baktım. Hava aydınlık fakat her yer bembeyazdı. Bulutlar aydınlanan lamba gibi ışık veriyordu. Kış ayı olmasına rağmen hastaneye akın akın gelen insanlara gözüm kayıyordu. Hastanenin kapısından sinirle çıkan Varise baktım. Otoparka girmeden önce  kaldırımda ağlayan çocuğa gözü kaymıştı. Uzun bir müddet soğukta ayakkabı boyacılığı yapan çocuğu izledi. Ne yapacağını merakla seyrediyordum. Çocuğa yaklaştı elini çocuğun saçlarında gezdirdi. Siniri geçmiş gibiydi. Kendi şapkasını çocuğun kafasına takıp, elinde ki eldivenleri de çıkarıp çocuğa verdi. Çocuğun gözlerinde ki mutluluk uzaktan bile fark edilecek cinstendi. Arabasına binmeden önce cebinden bir miktar para çıkarıp çocuğun cebine zorla koydu.

İçinde bir yerlerde hala merhamet duygusu vardı. Onu yanlış mı tanıyordum? sonra düşündüm. Acımak merhamet etmek değildi, asıl acıtmadığın yerdi merhamet. Varis o çocuğa merhamet etmemişti acımıştı.

KARANLIĞIN İKİZİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin