- Waa heyecanın bana da bulaştı. Ben Mark'a söylerim yolda hadi çıkalım. Dünyaya senin gözünden bakalım bir de.
~~~~~~
Wangji yer üstünü görmek için ne kadar sabırsız diye gülümsedi Wuxian. Onlar second gezegenini resimlerden görmüştü yola çıkmadan önce. Uzaydan bakıldığında görülecek çok şey yoktu çünkü. Ancak resimlerden baktılar. Farklılık görülüyordu. Orası daha aydınlıktı her şeyden önce. Bitki örtüsü, ormanlar çok yoğun değillerdi. Bunu yağmurun az yağmasına bağlıyorlardı. Yer altı kaynakları yoktu, denizler epey azınlıktaydı. Dünya ise yeşil cenettiydi. Tabi bu loş alaca karanlıkta yeşilin tonlarını göremiyorlardı. Bir renk görmek bile mucizeydi yer yüzünde.
Wuxian düşüncelerinden sıyrılıp Wangji'ye baktı. Gözleri Wuxian'ı takip ediyordu.
Eskiden şehir olan yerleşim yerinin tam ortasındaydılar. Wuxian Mark'a söylemiş ve çıkmışlardı. Wangji'nin merakı hepsinin hoşuna gidiyordu.
Wangji'nin başka planları vardı oysa. Kısa süreliğine duyularını kapattığında karanlık bir yalnızlık hissetti. Hiç yaşamamıştı bunu. Günleri, yılları hep tek başına yaşayan Wangji ilk kez yalnızlıktan korktu. Wuxian'ın yokluğu onu korkuttu. Başını çevirse onu görecekti. Ardındaydı Wuxian. Onu hissedemiyordu ama. Konuşmayınca, düşüncelerini duymayınca varlığı kaybolmuştu sanki. Kalbini acıttı bu yalnızlık. İyice anlamıştı ki Wuxian'a çok bağlanmıştı. Bebekler gibi. Gözünü açınca ilk kimi görürse ona bağlanır, gülümserdi ya Wangji de öyleydi şu an. Yeni dünyaya gelen bebek gibiydi. Gözleri Wuxian'a açılmıştı. Ona çevrilen bakışları onda kilitlenmişti. Ruh eşinin anlamını fısıldıyordu tüm duyguları. Yarım bıraktığı araştırmasını tamamladı bu boşlukta. Harekete geçmesi gerekiyordu. Wuxian onun başkasına gideceği endişesi ile acı çekecekti. Bunu istemiyordu. Ne yapması gerektiğini anlamıştı. Başlangıcı bugün yapacaktı.
Wuxian'ın bu planlardan haberi tabi ki yoktu. O büyük bir hevesle Wangji'yi peşine takmıştı. Birlikteydiler. Wangji duyularını açmıştı ya, küs değildi. İçi rahatlamıştı. Şimdi bulundukları yeri gezdirecekti ona. Çok şey yoktu elbette. Ama sürekli uzayı seyreden biri için burası cennet sayılırdı.
Wangji çıkmadan önce Mark'a yazıp merak etmemelerini söylemişti. Ayrıca kendilerinin duyulmasını da istemiyordu. Yapılacak şey belliydi. O yüzden merak etmeyin diye not göndermişti Mark'a. Ayrıca aileleri hazırla zaman şimdi diye de yazdı.
Çevre de ilgisini çekiyordu. Lunaparkı ilk kez gören çocuk gibi deyimi yerini bulmuştu. Bir yandan ise yeterince uzaklaştık mı diye düşünüyordu. Düşüncelerini bloklamalıydı. Onları kimse duymasın istiyordu şimdilik. Wuxian'ı ikna etmeliydi önce. Sonrası gelirdi.
Bunlardan haberi olmayan Wuxian ona çevreyi anlatmaya çalışıyordu. Buraları malzeme ararken karış karış gezmişlerdi. Eskiden hastane denilen yere yakındılar. Kocaman binalar hala yerlerinde duruyordu. Tek fark artık içilerinde insan yerine bitkiler vardı. Tek tük de küçük hayvanlar.
Wangji boş olan bir binaya doğru yürümeye başladı. İlginç geliyordu bunlar ona. Second gezegeninde ki tesis böyle kat kat değildi. Tek bina olarak geniş bir alana kurulmuştu. Bir şeyi daha merak ettiğini anladı.
*Wuxian bu yakınlarda Deniz vardı. Deniz araçlarını görmem mümkün olur mu?
- Tabi ki olur. Ama şu an biraz uzağız oraya. Küçük uzay mekiklerimiz var onlarla çabucak ulaşırız. Ama bugün değil. Sanırım şimdi herkes tanışmaya başlamıştır. Herkes olmasa bile bir kısmı tanışabilirler. Benim ekip de merakla bekliyorlardı. Kimse uzayı görmedi bizden. Anlatmam için beklediklerinden eminim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
New World & New Life ~ Yizhan ~ Wangxian ~ Yeni Dünya & Yeni Hayat
Fanfiction2168 yılı... Dünya gezegeninin son görüldüğü tarih... - Dünya kayboldu. Bir sis bulutunun ardında artık. - Bir daha ulaşabilecek miyiz dünyaya kaptan? - Belki. Ama ne zaman bilemeyiz. 2340 yılı... - Kaptan... ...