Sen, kime kafa tuttuğunun, kimin mekanın da olduğunun farkında değilsin sanırım.
"Hajime, bu yaptıkların sana pahalı patlar, yapma."
Karşımdaki rezil adam, zil zurna sarhoş olmuştu. Hafif hafif yükselen baş ağrımla birlikte kalkıp onu vurmamak için kendimi zor tutuyordum. Belli belirsiz şakalarımı ovaladıktan sonra her zamanki iğrenç gülümsememi takınmış, sol kulağımdaki küpenin ucuyla oynarken gözlerimi ismi Hanma olan adama doğru çevirdim.
Bir tehdit mi seziyorum? Beyler, neden geriliyoruz ki? Buraya eğlenmeye gelmediniz mi?
_Hiçbir sikim bildiğiniz yok. Bonten olarak götünüz sıcakta tabi, siz yaptınız dimi lan!_
Madarame, senin ne demek istediğini ben hiç anlamıyorum. Neyi biz yapmışız?
Benimle hemen hemen boyu aynı olan adam aldığı içki ve uyuşturucu dozundan olsa gerek kan çanağına dönmüş gözlerini bana doğru çevirmiş, ardından yumruğunu masaya sertçe çarpmıştı.
_Biricik adamımız, değerli Chisaki. Tutuklandı._
Ortamdaki gerginlik demek bundan dolayıydı. Ne olacak, diyememiştim. Her ne kadar dünya çapında öyle çok büyük suçlar dahi olsa hapishaneler rahat sayılabileceği için çoğu kişi için ev bile oluyordu. Yine de tutuklanması iyi olmamıştı. Kaşlarımı duyduklarım karşısında belli belirsiz çattım ve söylediği adamı hatırlamaya çalıştım. Hafızam kuvvetli olduğu için şanslıydım ki bu muhtemelen herkese nefret saçıp manyak gibi temiz olan herif olmalıydı. Kollarım hala göğsümde birleşikken gerginliğimi belli etmeden yeniden gülümsedim.
Ama bak, Shuji-san yanında.
_Sen benimle alay mı ediyorsun lan?_
İnan bana, bana böyle diklendiğin sürece hayatında yaşamadığın alayı yaşatırım sana. O yüzden kes şu gaganı.
Elimdeki iskambil kartlarını bir kez daha birleştirip yanımdaki kıza doğru uzattım. Neredeyse giyinmeyi unutan kız, kucağıma oturunca onun beline doğru elimi sarmalayıp masaya kağıtları dağıtmasını bir müddet izlemiştim. Ardından sinirli Madarame'e yeniden dönerek yanımdaki kızın saçlarını arkaya doğru alarak parmaklarımı saçlara doladım.
Aslında burası zaten bir bok çukuru. Chisaki için üzülmekten çok, siz korkmuş gibisiniz. Ve diyorsunuz ki, Bonten nasıl tutuklanmıyor öyle mi? Yoksa o küçük solucan beyninizle bize savaş mı açıyorsunuz?
Kendimi tutamadan büyük bir kahkaha atınca yanımdaki kız da kıkır kıkır gülmüş, yanağıma öpücük bırakmıştı. Hoşuma gittiği için şimdilik onu yanımda tutuyordum, nereden bilebilirdim değil mi? Belki bir polisti, belki bir casustu? Bu herifler buraya sadece oyun oynamak için gelmiş olamazdı. İstifimi bozmadan kızın saçlarıyla oynamaya devam etmiş, ensemdeki o yeniden hissettiğim ürperti hissine aldırmadan bu sefer bakışlarımı hamlesini yapan Hanma'a çevirdim.
Madarame-san'a göre çok daha iyi eliniz var. Ama yine de beni yenebilen henüz çıkamadı. Acaba diyorum, oyunu biraz kızıştırsak mı?
Hanma söylediğim şeyi kabul etmiş olacak ki gözlerini çıkartarak parmaklarını sallamıştı.
_Elimin bir isminde günah, bir isminde ceza yazıyor. Sence ben korkar mıyım?_
Pekala.
Parmağımı bir kez havaya kaldırıp çıtlattığım da istediğim adamın bana doğru koşa koşa geldiğini görmüş, istediğim fısfıs şişesiyle beraber keyifle arkama yaslandım. Kucağımdan kalkan kadın bana bir kadeh uzatınca onu elimle çevirip hızla getirilen fısfıs şişemi önce cebimdeki eldivenlerimi takmış, sonra elime almıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Glowing in the Dark | Kokonui.
Teen FictionInupi dedi Hajime, o soğuk ve kan donduran sesiyle ; iyi bir yol seçmişsin.