5✨ (The Man in the Hat)

92 6 95
                                    

Bölümü atmam uzun sürdü biliyorum ama öncekini silmek zorunda kaldım ve yarınki sınava çalışırken neho_ir tarafından tehdit edildiğim için bölümü atmaya karar verdim. Umarım bölüm geciktiği için öldürülmem..
AŞKM BENİ YEME BAK BÖLÜMÜ ATTIM KOŞ GEL 😖✨💀
(SENİ SEVİYORUM LÜTFEN AİLEME ZARAR VERME MEHR'İM) 🥲

NEYSE İYİ OKUMALARRR 🖤💚

'Beyaz ışık pek sevilmez,
Deneyimleyenlere göre ölümün kıyısına gelmek gerekir görmek için..
Belki sadece bilinçaltıyla ilgilidir,
Belki de sadece hastane floresanıdır..'

"Trafik kazasıymış. Arabanın freni patlayınca otobandan uçuruma fırlamışlar. Kadın ölmüş. Kafasını dallar koparmış."
"Yazık olmuş. Adamı buradan götürün. Karısını son görüşü bence böyle olmamalı. İyi günler Jack! Yarın sabah nöbet bittiğinde yine gel!"
Cerrahi asistan gittiğinde baş hemşire derin bir nefes çekti. Gece yorucu geçiyordu ve artık biraz ara vermek istiyordu. Ne yazık ki biraz erken konuşmuştu.
Hastanenin girişinden iki paramedik bir de doktormuş gibi görünen uzun bir adam girdi.
"Biraz hızlı olamaz mısınız?! Adam kanamadan ölecek!"
Adamın dalgalı saçları dağılmıştı.Sürekli sedyede yatan kişiye bakıp duruyordu. Sedyedeki adamın muhtemelen dikişi patlamıştı. İkisinin de her yerinde dal parçalarıyla yapraklar vardı.
"Olay nedir?"
"Yangın. Bir hastanede mahsur kalmışlar. Yangın büyünce ve giriş kapalı olunca atlamak zorunda kalmışlar. Çevredekiler bir patlama sesi duyduklarını söylediler. Buradaki adamın sadece kolu kırılmış ama diğeri duman zehirlenmesi geçiriyor ve sanırım dikişten bahsetmeme gerek yok."
Konuşmanın bitmesini sabırsızlıkla bekleyen dağınık saçlı adam sinirle konuşmaya başladı:
"Acaba muhteşem analiziniz bittiğine göre arkadaşımı kurtarmaya mı odaklansanız? Beklerken sıkıntıdan ben öldüm."
Adam saçındaki yaprak ve dal parçalarını eliyle yere düşürdü ve hızla komut vermeye başladı.
"2 tampon getirin. Oksijene devam ve 1000 ml'lik serum fizyolojik solüsyon takın. Gerisi kolay. Hadi neyi bekliyorsun?! Daha kolum için alçı gerek!"
Hemşire afallayarak son bir kez adama baktı ve dediklerini getirmeye gitti..







***







GECE,2.49

"Delilik... Nasıl hala hayattalar.."
"Sussana! Uyanacaklar. Gidelim yoksa kovulacağız Will."
John duyduğu seslerle gözünü açtı.Etrafına baktı.Bir hastane odasındaydı.Büyük ihtimalle düşüşten sonra yarası açılmıştı.Hayatta olduğuna inanamıyordu.Önce dedektifin belki de ölmüş olabileceği aklına geldi.Ama dışarıda konuşan adamlar onun da hayatta olduğunu söylemişlerdi.Bunu doğrulaması uzun sürmedi. Bir çift yeşil göz karanlıkta onu izliyordu.Bunu fark etmemişti.Yani..o konuşana dek:

"Ölmenin modası çoktan geçti. Tekrar olması için daha zamanımız var, değil mi?"
John elindeki bardağı korkudan fırlattı ve cam kırıkları etrafa yayılırken dedektif şaşkınlıkla ona baktı.
"Seni şerefsiz! Korkudan ölüyordum!"
"Korkudanı bırak gerçekten ölüyorduk. Neyse konumuz bu değil-"
"Bari atlarken haber verseydin ya uyuz herif! Konumuz nasıl bu değil?! Sırada ne var? Şimdi de o herifin hala peşimizde olduğunu mu söyleyeceksin?!"
Sherlock kafasını eğip öksürdü ve biraz sıkıntı biraz da alayla konuştu:
"Tahmin yeteneklerin gerçekten gelişiyor sevgili Watson.."





***







~Mycroft~
"Hastane patladı ve ben daha yeni mi duyuyorum?! Siz ne işe yarıyorsunuz?! Anthea! Git şunları bul ve bana getir! Ne yaptıkları umurumda değil!.."
Adam sinirle odasına kameraları kontrole giden Mycroft'u ufak bir kahkahayla izledi ve şapkasını çekerek oradan ayrıldı..






***







İKİ GÜN SONRA, 221B BAKER SOKAĞI

"Acaba suçlulara artık e-mail diye bir şeyin var olduğunu söylesek mi? Bu mektuplar canımı sıkmaya başladı."
John postacının bıraktığı yeni mavi zarfı aldı ve söylenerek koltuğunda oturan Sherlock'un önüne attı.
"Düşünüyorum John. Biraz daha sessiz olur musun?"
"Bence bu zarf hafıza sarayından daha çok ilgini çekecektir Sherlock."
Sherlock iç çekerek gözlerini açtı ve mavi zarfı görünce hızla ve dikkatlice zarfın kenarını yırttı. İçinden pembe telefona çok benzeyen ama kılıfının rengi biraz mora çalan bir telefon çıktı.
"Sanırım Moriarty'nin büyük bir fanı var John."
"Bütün gün telefonun çalmasını beklemeyeceksin değil mi?"
"Bekle önce zarftan ne çıkarabileceğimize bakalım." Sherlock kağıdın yapısını inceledi ve boyutuna baktı. Bir baskı aradı ama mürekkep lekesi bile yoktu.
"Letter bu. ABD mektubu olarak da geçer. Bilerek göndermiş. Kanadadan gelmişe benziyor. Büyük ihtimalle aldatmak için oradan postalatmış. Ama hiç pul da yok-"
O sırada telefon çalmaya başladı. Hızla telefonu açtılar ve konuşmaya başladılar:
"Kiminle görüşüyorum?"
Genç ve ürkmüş bir adamın titrek sesi odayı doldurdu:
"A-artık tanışıyoruzdur d-diye düşünüyordum Bay Holmes. Ha-hastanede ısındığınıza göre çay saatine geçebiliriz, ne dersiniz?"
"Kimsin ve bizden ne istiyorsun!?"
"Şşşt! B-bağırmayın Bay Holmes. Kuklamla birlikte 20 kişinin de ö-ölmesini istemezsiniz de-değil mi?"
"Tamam madem böyle oynayacağız, öyle olsun. Kurallara göre oyna."
"Elbette. 12 saatiniz var B-bay Holmes. Videodan bakarsınız. İyi günler!"
Telefon kapandı ve bir video geldi. Videoyu açtılar ve bir haber kanalından alınmış kesiti izlemeye başladılar:
"Evet sayın seyirciler bugün maalesef bağışlarıyla ve lösemili çocuklar için yaptırdığı hastane zinciriyle tanınan Blain Williams vefat etti. Yakınları uçak kazası olduğunu söyleseler de polis olayı soruşturuyor. Kanında bonzai çıkan Williams'ın şüpheli ölümü iş dünyasını sarstı. Anlaşmalı olduğu şirketler araştırılmaya başlanırken ünlü iş adamının şüpheli ölümü hala sır perdesi ardında. Evet bugünlük haberin sonuna geldik. Yarın bu saatte yine doğru haberin peşinde olacağız. İyi noeller!" Video 5 bip sesiyle kapandı ve John'la Sherlock göz göze gelerek her şeyin daha yeni başladığını anladılar..

 İyi noeller!" Video 5 bip sesiyle kapandı ve John'la Sherlock göz göze gelerek her şeyin daha yeni başladığını anladılar

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
•NEW CASE• |°JOHNLOCK°Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin