Mert' in gözünden:
Hepimiz derin bir nefes almıştık fakat bu uzun sürmedi merakla "Ece bunu nasıl yaptın " diye sordum Veli de şaşkındı ve "Ece yiksa sen bir büyücümüsün " Ece sonunda konuştu "Bilmiyorum siz ne kadar biliyorsanız ben de o kadar biliyorum ve bu ilk kez oldu nasıl yaptığım hakkında hiç bir fikrim yok " anlaşılan hepimiz şoktaydık ama asıl şoku şimdi yaşıyorduk Ece' nin yaraları bir anda kendiliğinden iyileşmeye başlamıştı Ece korkudan ağlıyor ve çığlık atıyordu bizse olanların şokuyla donup kalmıştık sonunda kendimize geldiğimizde Ece'nin yaraları tamamen iyileşmişti Veli ile Ece' nin yanına gittik Ece' yi sakinleştirmeye çalışıyorduk ama nafile kızcağız çok korkmuştu Ece sakinleşmeye başladığında çoktan hava kararmaya başlamıştı Veli "Mert sen Ece ile kal ben geceyi geçirmek için odun bulup gelirim " ,"Veli yalnız gidemezsin burası çok tehlikeli birbirimizden ayrılmamalıyız " "başka şansımız yok Ece çoktan uyudu onu tek başına bırakamazsın kız bu gün bir çok şey yaşadı bırak da uyusun " itiraz etmeme kalmamıştı ki Veli kapıyı açtı ve kısa bir süreliğine kayboldu kısa süreliğine diyorum çünkü gideli bir dakka bile olmadan geri dönmüştü hem de elinde odun ve yiyeceklerle Ece de ben de şok olmuştum bu nasıl işti önce Ece' nin özel güçleri sonra Veli',nin elindeki yiyecek ve odunlar burda neler oluyordu "Veli nasıl bu kadar hızlı gelebildin ?" "Biri bunları kapının önüne koymuş ben de aldım" "Veli ama ya bu yiyecekler zehirliyse ?" "Kimin umrunda ya yiyeceklerden öleceğiz ya da bu kalede aç susuz bir şekilde canavarlara yem olacağız " bu konuşan Ece' ydi zaten o hep böyle rahattı Veli "bunu söylediğime inanamıyorum ama sanki biri bizim ya da birimizin ölmesini istemiyor gibi bu yiyeceklerin zehirli olduğunu düşünmüyorum " ,"ne demek istiyorsun yani şato birimizin ölmemesi için mi çabalıyor " "emin değilim ama öyle görünüyor tetikte olalım" ,Ece "her neyse açlıktan öleceğim şimdi yardım edin de ateşi yakıp yiyecekleri pişirelim " "kulaklarıma inanamıyorum Ece sen iş mi yapacaksın yoksa bana mı öyle geldi " Ece kızararak "bak ben önceleri kaba ve kibirli davrandığım için özür dilerim bana dostluğun ne olduğunu öğrettiniz beni hep desteklediniz ve yardım ettiniz ama ben hep size kötü davrandım özür dilerim beni affedebilecekmisiniz ?" Veli "hey Ece biz sana hiç kırılmadık ki ama hatanı anlaman çok iyi " , "dost muyuz " ikisi bir ağızdan "dostuz hem de sonsuza dek " dedi mutlulukla birbirimize sarıldık bu bir kaç saniyelik sürede kendimizi gerçekten güvende ve tamamlanmış hissettik ...
Ece haklıydı açlıktan ölmeden önce yemekleri pişirmeliydik Veli ateşi yakarken Ece de tavukları çubuğa geçiriyordu Ece ve Veli' nin işi nihayet bitince görevi devraldım ve tavukları pişirmeye başladım bu arada da Veli limonata yapıyor Ece de kocaman bir masanın üstünü temizliyordu bunu kim için yaptılarsa gerçekten ona çok değer veriyo olmalılardı kralların sofralarindan pek bir farkı yoktu soframızın. yemekler pişince hep birlikte oturup bir güzel karnımızı doyurduk. "Yemek işini de halletigimize göre beni takip edin", "Mert bir dur başımızı bu gün yeterince belaya soktuk zaten artık uyuyalım" bu konuşan Veli 'idi ," Hey sakin olun bu sarayda bir yatak odası var kaybolduğum da rastgele kapıları açarken görmüştüm ve tuhaf bir şekilde diğer odaların aksine temiz ve bakımlıydı " ,Ece "Mert sen ciddi misin hadi hemen oraya gidelim ben bu sert zeminde yatmak istemiyorum " dedi ve Veli de daha fazla itiraz etmeden yola çıktık.
Bir kaç dakikalık yürüyüşün ardından bir kapının önünde durdum. Kapıyı açtım ve arkadaşlarıma döndüm "İşte burası çok garip dimi sanki birileri kısa bir süre önce burdaymış gibi " oda gerçekten kocamandı Ece ve Veli buna çok şaşırdılar. Gerçi ben de başta şaşırdım ama bu kadar da değil yani. Ece "Vay canına bir prenses odası gibi..." dedi ama cümlesini tamamlayamadan kapı açıldı gelen şey Ali' yi öldüren canavardı. Canavar Ece' ye döndü ve "prenses ben Baron hizmetinizdeyim" dedi ve Ece'nin önünde eğildi. Hepimiz şoka girdik. Hepimiz korkuyordum ama merakımız korkumuzdan daha büyüktü. Ece "Şey sanırım beni biriyle karıştırdı. Mert ,Veli o bana mı dedi? yok yok ne bana diyecek sanki tek Ece benim..." Ece iyice saçmalamaya başlayınca yaratık yani Baron "Evet prenses size dedim", Veli "Baron Ece nasıl bir prenses oluyor " diye sordu.
Baron "Kralın kızı olduğu için şatomuzun gelecekteki kraliçesi kral bu habere çok sevinecek" dedi
Ece şaşkınlıkla "kral kim çünkü ben babamın kral olmadığından eminim" dedi ben de üvey babasının kral olmadığını biliyordum ama Ali'nin babası da kral değildi off çok garip bir durum artık kimseye güvenemezdik.
Biz sessizce olanları düşünürken Baron araya girdi ve "afedersiniz prenses ama son bilmeceyi çözemezseniz lanetten öleceksiniz böyle olmasını istemezdim fakat kuralları sadece kral boza bilir. Ama size 1 gün süre vereceğim üzgünüm ama elimden ancak bu kadarı geliyor" dedi. Hiç birimiz inanamadım şaşkındık fakat bir seçeneğimiz olmadığınıda biliyorduk. Çocuklarında benim gibi düşündüğünü anlamıştım,zaten yüzüne baktığımızda anlamamak imkansızdı.Hepimiz birbirimizle sessizce bakışıyorduk.Sonunda Ece sessizliği bozarak "Baron öncelikle teşekkür ederiz. Artık bilmeceyi söyleyebilirsin" ben de Ece gibi bilmeceyi merak ediyordum. Baron konuşmaya başladı "keşke daha fazlasını yapabilsem prenses ama yetkim buna yetmiyor tekrar özür dilerim. Bilmece işine gelirsek size bunu şu anda söyleyemem ama zamanı gelince başka bir muhafızı size bilmeceyi iletmesi için görevlendireceğim." Hepimiz bilmeceyi merak ediyorduk ama elimizden bir şey gelmezdi sessizce başımızı sallayarak kabul ettiğimizi gösterdik. Baron da Ece' ye referans yapıp gitti. "Oğlum bunların da kibar olası tuttu ha bu ne ya? O kadar kötü davran sonra özürdile bitsin oh ne güzel dünya be " Veli'nin sitemi bizi güldürmüştü . Veli neye güldüğümüzü anlamamış olacak ki "Oğlum neye gülüyorsunuz yalan mı? he söylediklerim." Başımızı hayır anlamında salladık. Veli "E o zaman neye gülüyonuz bana da söyleyin, ben de az güleyim " dedi. "Veli takıldığın tek şey bu mu şuanda" ,"Evet başka ne olacaktı", "mesela Ece'nin prensesliği" Veli Ece'nin prenses olduğunu unutmuş olacak ki şakayla karışık bir şekilde Ece'ye reverans yaptı ve "prensesim lütfen affet beni çok kaba davrandım, pişmanım lütfen hayatımı bağışla " dedi. Ece de altta kalmadı ve o da Veli'ye "Ne bağışlaması. Askerler vurun kellesini!" diyince hepimiz gülmeye başladık. Gece olduğunu ve uykumuzun geldiğini ise esnememiz sayesinde belli etmiştik. Oda da bir tane daha kapı vardı oda da tek yatak olduğu için Veli ile kapının öbür tarafındaki odaya bakmaya karar verdik. "Arkadaşlar hadi artık geç oldu yatalım. Ece sen burada yat bir şey olursa bağır bizde Veli ile yandaki kapıya bakalım belki orada yatacak bir yerler vardır. " dedim kimse itiraz etmedi bir birimize 'iyi uykular' diyerek ayrıldık. Veli ile kapıyı açtığımızda orada da iki yatak olduğunu gördük. Sevinçle yataklara geçtik. Ama kafamı kurcalayan bir şeyler vardı. 'Neden oda bizler için hazırlanmış gibiydi?' Bunu Veli'ye sormaya karar verdim. "Veli uyudun mu?" ,"Hayır uyumadım.Neden sordun?" ,"Veli kafama takılan bir şey var." ,"oğlum hadi uzatma da söyle ya merak ettik." ,"Tamam,tamam sakin ol. O zaman direk konuya giriyorum. Veli söyleyeceklerimi merak ediyordu ve içimden bir ses onunda benle aynı şeyleri düşündüğünü söylüyordu. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı 'anlatmak'.
-"Veli sence de sanki bu oda bizim için tasarlanmış gibi değil mi?"
-"Evet bende aynı bu benim de kafamı kurcalıyor sanki her şey fazla mükemmel gibi ama şimdi bunu dert etme buradan kurtulmak istiyorsak dinç olmalıyız" dedi.
Veli haklıydı ben de dert etmeyin bıraktım ve yattım. Gece saat 3 gibi Ece'nin çığlığıyla korku içinde kalktık ve hızla Ece'nin yanına gittik. Veli "Ece iyi misin bir şeyin yok ya?" Ece "Hayır teşekkür ederim iyiyim gerçekten sadece bir kabus gördüm. Sizi uyandırdığım için üzgünüm" ,"Ece önemli değil ama sorun olmazsa gördüklerini dinlemeyi çok isterim. " içimden bir ses burada bir işler döndüğünü söylüyordu ama neydi. Sanki tüm yaşananların Ece'nin rüyasında gördükleriyle bağlantılıydı. Ece "hayır, sorun yok. " dedi ve rüyasını anlatmaya başladı. "Rüyamda bir adam gördüm ama yüzünü hatırlamıyorum bana 'tahtın sahibi olarak krallığın lanetden kurtarmak senin görevin' dedi adama laneti ne olduğunu sordum ve bana 'babanın laneti! Baban ülkeyi ele geçirmek için içinde ki tüm canlıları lanetledi her biri korkunç canavarlara dönüştü ama sen onları kurtarabilirsin onu öldür çünkü o herkese zarar verecek!' dedi ve korkunç bir yaratığa dönüştü. İşte böyle zaten gerisini biliyorsunuz"
Arkadaşlar öncelikle buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim en kısa sürede devamı yazacağım. Lütfen Düşüncelerinizi yorumlara yazın her bir görüş benim için çok değerli ve kitabı oylamayı da unutmayın.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Karanlıktaki Şato
HorrorKitabın lanetiyle karşı karşıya kalan 4 arkadaştan biri inanmayarak kaderini belirlemişti geriye kalanlar ne tür bir tehlikede olduğunu anlamıştı acaba lanetten kurtulabilecekler miydi?...