16. Bölüm

94 7 5
                                    

Uykusuz geçen bir geceyi arkamda bırakmıştım. Pencereden sızan güneş ışığını görünce oraya doğru adımladım. Güneşin sıcaklığını tenimde hissetmek istemiştim.

Etrafa biraz göz attığımda fazlaca koruma olduğunu gördüm. Farkettiğim bir şey vardı. Benim penceremin altında biraz fazla koruma vardı. Bu kadar adam başka hiçbir yerde toplanmamıştı. Benim camdan atlama ihtimalime karşı bu adamlar buradaydı belli ki. Gerçi aklımdan geçmedi değildi.

Bu akşam hiç uyumayıp sadece düşünmüştüm. Bu yüzden başımda hafiften ama sürekli olan bir sızı vardı.

Kapım tıklatıldığında başımı o yöne çevirdim. Kimin geldiğini merak ederek gelmesine izin verdim. Kapı açılmadan önce bir kilit sesi geldi. Beni odaya kilitlediklerinden haberim yoktu.

İçeriye, buraya ilk geldiğimde beni karşılayan hizmetçi kadın geldi. Felemenkçe bir şekilde "Efendim kahvaltı hazır, sizi bekliyorlar." dedi. Bu "-lar" tam olarak kimler oluyordu merak etmiştim.

"Yemeyeceğim." dedim kesin bir dilde. Kadının gülen yüzü bir an düşmüştü.

"Peki efendim." diyerek kapıyı kapatıp gitti. Bende biraz daha etrafı inceledikten sonra geri yatağa yattım. Elimi başımın altına koyarak tavanı izledim. Kafamda binbir düşünce geçiyordu. Buradan nasıl çıkacağıma dair türlü türlü senaryolar düşünmüştüm gece boyunca. Gece düşündüklerimi şimdi de tartıp biçiyordum. Düşüncelerimi bölen kapının tıklatılması olmuştu. İstifimi bozmadan gelmesine izin verdim.

"Efendim, Harold bey gelmezseniz fena olacağını iletmemi istedi." dedi. Duyduğum yabancı isme karşı kadının yüzüne baktım.

"Harold kim ?" diye sordum. Kadın sorumun üzerine şaşırmış gibiydi.

"Geldiğinizde konuştuğunuz kişiydi efendim." Harold diyerek Hamza'yı kastediyordu belli ki. Gerçek adı Harold muydu ?

Bir süre düşündükten sonra kadının dediğini unutarak "Ne demiş bu Harold beyin ?" diye sordum.

"Gelmezseniz fena olacağını iletmemi istedi."

Gülmemi tutamayark "Fena olurmuş, en fazla ne yapabilir senin o Harold beyin" dedim. Sonra dün böyle dedikten sonra yaptıkları aklıma geldi. Aklıma gelenle yüzümü buruşturmuştum.

"Efendim ne dememi istersiniz ?" dedi kadın cevap almaya çalışarak. Eğer gitmezsem Hamza buraya gelip beni bir şekilde o kahvaltı masasına oturtacaktı. Bir süredir tuttuğum nefesimi vererek "Geliyorum." dedim ve yataktan kalktım. Kadın gülümseyerek odadan çıktı.

Üzerime çarşafı şerifi giydikten sonra odanın kapısını açmamla gördüğüm şeye anlam verememiştim. Kapının sağına ve soluna koruma dikmişlerdi. Ben kapıyı açtığımda korumalar kapıdan birkaç adım uzaklaştılar.

Kapıdan çıktığımda karşımda hizmetçi kadın içten bir gülümsemeyle duruyordu. Eliyle merdivenleri göstererek "Bu taraftan efendim." dedi. Onu arkamda bırakıp merdivenlerden indim. Ben merdivenlerden indiğimde hizmetçi kadın koşar adımlarla önüme geçip bana yolu gösterdi. Bir kapıyı açıp benim içeriye girmemi bekledi. Uzaktan içeriye baktığımda dünkü insanlar vardı. Herkes tek kelime etmeden beni bekliyorlardı. Derin bir nefes alıp verdim ve içeriye girdim. Gözlerim ilk önce Hamza'yı bulmuştu. O da bana bakıyordu. Gözleri bir zafer kazanmış gibi parlamıştı beni gördüğünde.

Herkes dünkü yerlerindeydi. Bende yine Hamza'nın karşısındaki sandalyeye oturdum. Herkesin gözleri üzerimdeydi. Bundan rahatsızlık duyarak bir şeyler söyledim.

"Tam kadro toplanmışsınız." Diana hiç beklemeden cevap verdi.

"Tam kadro değiliz. Ne yazıkki bir fazlamız var." dedi bana imalı bir şekilde bakarak. Söylediği şeyle beni kastetmişti. Ona bakıp gülümseyerek "O fazlalığı çıkar o zaman bu odadan." dedim. Kaşları havalandı. Kendime olan güvenim karşısında bir şey demeyerek önüne döndü.

ORKİDEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin