8

1K 160 52
                                    


"Vampirsin ve onun kanı seni kendisine çekiyor! Buna aşk diyorsan, o zaman bu güne kadar eve gelen, kanını içip sonra bir çöp gibi kenara attığın herkese aşık olmuşsun demektir! Tebrikler aptal! Büyücüler artık ona da bulaşacaklar!"

____________

"N-ne saçmalıyorsunuz siz?! Ne diyor bu adam Taehyung!"

İkisinin de bakışları bana çevrildiğinde yutkunarak elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim. İçimdeki öfkeyi dökmek istiyordum. Bana yardım edeceğini söylemişti ve beni sevdiğine inandırmıştı! Aptal gibi umutlanıp bir vampirin sözlerine inanmıştım. Onu seviyordum ama böyle kalbimi hiçbirşeymiş gibi avuçlarının arasında yok edemezdi.

Kim olursa olsun kimsenin hakkı yok buna. Her ne kadar kötü olursak olalım her insanın kalbi vardır.
Bazı aptallar bunu unutup, birilerini üzüp, sanki zaten hayatları çok iyiymiş gibi daha berbat hale getirmeyi seviyorlar! Kimsenin içinde dönen fırtınayı bilemezsiniz.

Kimseden cevap gelmeyince sinirle Taehyung'un  yüzüne doğru bağırdım.

"Cevap ver bana! Ne saklıyorsun benden?! Ne diyor bu adam? Y-yalan olduğunu söyle.."

Hiçbirşeyi umursamadan bütün öfkemi dökmek ister gibi bağırdım yüzüne doğru. Sarı saçlı adam konuştuğunda durmak bilmeyen göz yaşlarımı silip serçe yutkundum.

"Ne söyledin sen bu insana Taehyung! Sikeyim herşeyi mahvettin! Uzun zamandır uğraşıyorum farkında mısın sen! Gerçekten seviyor musun bu insanı?"

Sarı saçlı adamın konuştuğunda yutkunarak bakışlarını yüzümde gezdirdi. Gözlerini okumak istedim. Hiç bir duygu barındırmayan gözlerinden bir umut bekledim...

Boş gözlerle bakıyordu bana. O an gerçekten ölmek istedim. İnkar etmedi. Beni gerçekten sevdiğini, sadece kanıma susadığı için böyle davranmadığını söylemedi!

"C-cevap ver bana! Pislik herif cevap ver! Bakma bana öyle!

Sinirle bağırıp sinirden titreyen ellerime hakim olmaya, sıkışan ve yerinden çıkacakmış gibi atan kalbimin acısını dindirmeye çalıştım. Sıkışan kalbimin acı sancıları canımı acıtırken ellerimi saçlarıma geçirip çekiştirdim sertçe.

Verilen sözleri tutmazdı zaten kimse. Duyduğuna değil gördüğüne inan derlerdi hep. Ben inanamıyorum şuan. Onun ağzından duymaya, beni gerçekten önemsediğini bilmeye ihtiyacım vardı.

Yeni tanıştığım birine bu kadar güvenip ona bu kadar hızlı bağlanmam ne kadar doğru? Doğru değil.

Bana bağlanacaksın demişti. Tanrı şahit bir şeyler döndüğünü o an anlamalıydım. Bana söylediğinde üstünde durmam gerekirken önemsemeden iki lafına kandım.

"S-sakın bir daha bana yaklaşma!"

İşaret parmağımı ona doğru tutarak konuşup sinirle üst kata çıkarak odama girip kapıyı arkamdan çarparak kilitledim. Yatağıma girip hıçkırarak ağlamaya başladım. Dış kapının kapanma sesi geldiğinde tek elimi göğsüme bastırarak gözlerimi sıkıca kapatıp, ruhumdaki kabuk tutmuş kanayan yaraların geçmesi için durmadan ağladım.

Sevgiye muhtaç biri herzaman ona sevgi veren ilk kişiye kendini kaptırır. Doğru insan olsun veya olmasın.

"S-senden başka k-kimse sevmiyor beni.. Sana ihtiyacım var... keşke y-yanımda o-olsan"

İçim dışıma çıkana kadar saatlerce ağladım. Bu kadarı fazlaydı. Kaldıramayacağım kadar fazlaydı.

Her zaman birinin sırtına yüklediğiniz o kadar yükü nasıl taşıyacağını bir düşünün. Kendiniz taşıyamıyorsanız bir başkası nasıl taşıya bilir ki? Çoğu kişi öyle geniş düşünce yapısına sahip olmasa da o da bir insan.

_____________

2 gün sonra

2 gündür bu küçük odadan dışarı adım dahi atmamıştım. Onun yüzünü görmek istemiyordum. Eğer görürsem ona acırdım, affederdim. Kavga ettiğimiz günün gecesi odanın kapısının önüne gelerek kapıyı açmam için beni ikna etmeye çalışmıştı.

Cevap vermedim. Konuşmadım bile. Bana yaşattığı o hayal kırıklığını kelimelerle anlatmak hiç te kolay değildi.
Ailesi tarafından sürekli hayal kırıklığına uğratılan biri olarak, güvenip inandığın biri tarafından da hayal kırıklığına uğratılınca, çıkmaz bir sokağa girmiş gibi, sürekli yaşadıklarının etrafında dönüyormuş gibi hissedersin.

Bunun kadar iğrenç bir hiss yoktur. Sürekli kötü şeyler yaşarsın ve hayatında hiç iyi şeyler artık olmayacağına kendini inandırırsın.
Sadece mutlu olmak istemiştim. Birilerinin gerçekten beni seve bileceğine inanmak istemiştim.

Sevgiye muhtaçtım ama bir başkasının değil. Ailemin ve onun sevgisine.
Kelimerle anlatamıyorsan göster, kanıtla.
Sadece beni sevdiğini bir kez daha hissede bileyim.

Güneşin parlak ışıkları bu kez güldürmedi yüzümü. Hiç kalkmamak olmayı diler, yaşadıklarımın, kendi içimde olan çaresizliğimin bir rüya olmasını isterdim.

Günlerdir adım dahi atmadığım yatağımdan kalkarak banyoya geçip ayna karşısında iğrenç görüntümle yüzleştim. Zaten şişen gözlerim kızarmış, saçlarım elektrik çarpmış gibi dağılmıştı.

Yüzüme soğuk su çarpıp bir süre aynadan kendimi izledim. Hiç hissedemediğim, bilmediğim kadar kırgındım. Beklemediğim, inandığım birinden darbe aldım. Kendimi huzurlu bir araba gezisindeymiş gibi hissederken aniden duvara tosladım.

Yüzümü kurulayıp odaya adımlarken kapının arkasında duyduğum sesle duraksadım.

"Jungook! Lütfen açarmısın artık kapıyı! Sandığın gibi değil herşeyi anlatacağım!"

Gözlerimi kapatarak derin iç çekip yumruklarımı sıktım.

"Güzelim kaç gündür yemek bile yemedin sana birşeyler hazırladım. Endişelendiriyorsun beni!"

Sinirle kapıya doğru yürüyüp kilidi çevirdiğim gibi dağılmış yüzüyle karşı karşıya kaldığım. Benden farksızdı. Gözleri kızarmış içki kokuyordu.
Elindeki tepsiyi odadaki masaya bırakarak üstüme doğru adımladı.

"Y-yaklaşma bana Taehyung! Sen sana olan güvenimi, inancımı herşeyi kırdın! İnan burdan şuan gitme şansım olsaydı arkama bile bakmaz siktir olup giderdim!"

"Beni sensiz bırakmaya hakkın yok! Seni seviyorum Jungkook. Ben sadece-"

"Sen sadece ne Taehyung! İnkar etmedin..."

Göz yaşlarım yanaklarımdan boynuma doğru yol alırken yumruğunu sıktığını gördüm. Boynundaki damar seğiriyor zorlanıyormuş gibi görünüyordu.

Bakışlarını yere dikip öylece durdu karşımda. Beni
sevdiğini söyleyen fakat bunu dile getiremeyen adam.

Bir kaç adım atarak dibimde durdu ve çenemden tutarak gözlerine bakmamı sağladı. Başımı yukarı kaldırıp gözlerine bakarken titrediğimi hissettim.

Karnımdaki kelebekler bana ihanet etmiş, ufak bir temasta hemen affetmişti karşımdaki heybetli adamı.
O büyülüydü. Bense ona kendini kaptıran aptal bir aşık.

Baskın tınısı kulaklarımda yankılandı. Hızlanan kalbimi sakinleştirmeye çalışırken sertçe yutkunarak kuruyan boğazımı ıslattım. Ağzından çıkan her bir kelime elektrik akımına kapılmış gibi sarstı zayıf vücudumu.

"İkimiz de yarın burdan çıkıyoruz Jeon. Sana benden başka kimse dokunamaz, kimse cüret edemez. Sen sadece bana aitsin ve ben istemediğim müddetçe hiçbir yere gidemezsin küçüğüm."

___________________

Oy sınırı +60

Selamm. Uzun süreden sonra tekrar birlikteyiz. Severek okuyan bir çok kişi var ve bu beni mutlu ediyor(⁠◍⁠•⁠ᴗ⁠•⁠◍⁠) Umarım sevmişsinizdir. Okuduğunuz için teşekkür ederimm🌟







PUREBRED VAMPIRE • TAEKOOKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin