BÖLÜM 14 ɸ yak bizi
Okyanus'tan
Gözlerimi araladım ve loş ışıkta etrafa şöyle bir baktım. Çatlayacak kadar ağrıyan başımı tutup doğruldum. Büyük ve geniş camdan gelen ışıklar odayı az da olsa aydınlatıyordu. Çıplak ayaklarımı yataktan sarkıttım. Etrafıma bakınıp ayakkabılarımı aradım. Ayakucuna, yere bırakılan topuklularımı elime alıp merdivenlerden indim. Çanta ve telefonumu ne yaptığımı düşünürken odadan çıktım. Anılar o kadar silikti ki burada ne zaman uyuyakaldığımı bile hatırlamıyordum. El yordamıyla ışıkları bulup onları yakarak alt kata inen merdivenleri adımlarken Sancak'ı görmeden önce bulunduğunu düşündüğüm yerden gelen sesleri duydum. Onun spor giyimini ilk defa görürken başım döner gibi oldu. Uzun birkaç adımda yanıma gelip bana destek olurken iyi olduğuma dair bir şeyler geveledim.
Beni mutfağa getirip kolçaklı bir sandalyeye oturttu. Elleri yüzümü kontrol ederken davranışları ve sesi kontrollüydü. "Neredeyse bir gündür yemek yemedin, bir şeyler denemeye çalış. Hala kendini kötü hissediyor olursan hastaneye gideriz."
"Bir gün mü?" En son ev hakkındaki düzenlemeleri konuşuyorduk. Arka bahçe için bir peyzaj mimarı çağırmaya karar verdiğimizi hatırlıyordum. Sonrası yoktu, burada uyuyakalmış olmalıydım. "Hayır," diye mırıldandım. Başımda dikildiği yerden kaşları çatılırken bunu nasıl unutabildiğimi düşündüm. Kalkmaya yeltendiğimde omuzlarımdan tutarak beni engelledi. "Ne oldu?"
"Bugün kontrol günüydü. Düğün hazırlıkları yüzünden okula doğru düzgün gitmiyordum," Genelde de okula doğru düzgün gitmiyordum ama bunu zaten biliyor olmalıydı. "Aylık çalışmalarımız teslimden önce üç kontrol aşamasından geçer. Değerlendirme için en az iki kontrol kaşesi gerekiyor. İlki nişandan sonra olduğu için kaçırmıştım ve şimdi de bu." Düşen omuzlarımla masada üzüntümü kendimce yaşarken bir şey olmamış gibi arkasını döndü. Buzdolabından çıkardığı birkaç parça kahvaltılığı masaya yerleştirmeden önce çaycıyı çalıştırdı. Telefonuyla birini aradıktan sonra birkaç yumurta çıkardı. Oldukça pratik hareketlerle yumurtaları kırıp çırparken onu izliyordum. Aklımda okuldu ödevdi, hiçbiri kalmamıştı.
Sesimin çıkmadığını fark ettiğindeyse bana bakıp manidar bir ifadeyle gülümsedi. Gözlerinde yıldızlar çakarken midemde bir spazm hissettim. "Biraz daha aç kalırsan geri kalan ödevlerini de kaçıracaksın. Gel de yardım et hadi." Ben ayaklarımı zorlayan ayakkabılarımı çıkarıp yanına giderken acıyan ayaklarımla yüzümü buruşturdum. Şişmiştiler. "İki tabak lütfen." Gösterdiği dolaba yöneldiğimde seri bir bilek hareketiyle omleti havada çevirdi. Ocağı kapatıp omleti eşit olmayacak bir şekilde böldüğünde tabakları tezgaha bıraktım. "Bu gerçekten havalıydı."
Tabakları sessizce alıp masaya ilerledi. Büyük parçayı önüme bıraktıktan sonra kapı çalmamış olmasına rağmen mutfaktan çıktı. Saniyeler sonra elinde bir poşet vardı. Çıkardığı başka bir tabağa poşetten çıkardığı dilimlenmiş ekmekleri koydu. "Babam eve dönmediğim için delirmedi mi?" Sancak sorumla ayakta duraksasa da sandalyesini çekip oturdu. Ekmeğe uzandığında ayağa kalkıp ikimiz için çay aldım. "Asım Amcanın burada kaldığından haberi var. İçin rahat olsun, Durukan da dışarıda."
Başımı salladım. Çayları masaya bırakırken gözleri çıplak ayaklarıma kaydı. "Tahmin etmesi zor değil, son on yedi yılda Durukan'sız bir yere gittiğimi hatırlamıyorum." Yüzünde az öncekine benzer manidar bir ifade oluşurken afiyetle omletimden bir parça aldım. Masaya fazla uzak kaldığımı fark ettiğimdeyse ayaklarımla zeminden destek alarak kendimi öne çektim. Buruşan yüzümü görmesiyle köklerine geri döndü ve homurdandı. "Belki de bu kadar topuklu giymemelisin. Hem bileğini yakın zamanda incitmiştin." Önerisiyle yüzüm düştü. "Uzun olduğum için mi? Bu benim seçtiğim bir fiziksel özellik değil ki! Topuklularımı seviyorum ben bir kere."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ISIRIK SERİSİ ||EMANET||
Teen FictionAsım Kale'nin isteklerine karşı gelmek olanaksızdı. Biricik kızı bilinmezlikler içinde geçmişin silik bir anısına giderken etraflarını çevreleyen kaosun merkezinde cancağızının haykırışlarına sağır kalıyordu. Peki ya Okyanus? Hayatı tanımadığı bi...