3. BÖLÜM

24 4 4
                                    

Sınıfa öyle biri gelmişti ki o kişi ise Yamaç'tı. Dilan Yamaç'ı gördüğü an "Hayır böyle bir şey olmasın" der içinden.

Yamaç Dilan'a doğru yaklaşıp, gülümseyip, sağ gözünü kırparak ve "Günaydın" der. Dilan ise "Sensiz günüm aydınlanıyor" der. Yamaç buna aldırış etmez ve yerine oturur.

Hoca o sırada sınıfa gelir ve "Günaydın çocuklar" der ve hoca herkesten kendisini tanıtmasını ister.

Sınıf iki sütundan oluşuyordu. Öğretmen sırasının hemen önündeki sırada oturan kişi kalktı ve kendisini tanıtmaya başladı. "Merhaba hocam. Ben Eliz Büyük. 17 yaşındayım. Sivas'lıyım" der. Öğretmen "Tamam sıradaki kişi kendisini tanıtsın" der.

Eliz'in iki sıra arkasındaki kişi kendini tanıtmaya başlar. "Merhaba Hocam ben Doğukan Sümbülbağ. 18 yaşındayım. Urfa'lıyım.Sınıfın en büyüğüyüm. Bana abi diyeceksiniz!". Sınıftaki herkes gülmeye başlar. O sırada Eliz "Çok beklersin canım" der. Doğukan "Ben senin canın mıyım?" der ve güler. Eliz göz devirerek önüne döner.

En arkada oturan Yamaç kendini tanıtmaya başlar "Merhaba ben Yamaç Dağ. 17 yaşındayım Mardin'liyim. Taliplerimi beklerim" der ve gülmeye başlar. Herkes göz devirir.

Diğer sütunun üçüncü sırasındaki kız kendini tanıtmaya başlar"Merhaba ben Naz Kaya. 17 yaşındayım Ankara'lıyım. Taliplerim beni beklemesinler "der. Doğukan pişmiş kelle gibi sırıtmaya başlar.

En arka sıranın bir önünde oturan dilan'a  sıra gelir ve kendini tanıtmaya başlar "Merhaba ben Dilan Asan. 17 yaşındayım Diyarbakır'lıyım. İngiltere'den buraya yani Fransa'ya taşındım" der.

Hoca kendisini tanıtmaya başlar "Merhaba çocuklar ben sizin Tarih hocanızım ve aynı zamanda sınıf hocanızım.İsmim Mert Demir 32 yaşındayım. Adana'lıyım"der.

Doğukan "Hoca yaşını söylemese 60 yaşında sanacağım" der kısık bir sesle ve dilan gözünü kısarak doğukan'a bir bakış atar. "Tamam birşey yok prenses" der Doğukan ve dilan dişlerini sıkarak sinirli bir şekilde nefes verir. Dilan'nın en sevdiği ders tarih olduğu için hocasına laf söyletmez ama dilan'da biliyordu Mert hoca'nın bakımsız olduğunu.

Sonra ders'e geçerler. Dilan Okulun ilk günü olmasına rağmen iyi bir performans gösterir ve hocanın gözüne girmeyi başarır.Ve dilan'ın bir günü bu şekilde geçer.Dilan ders bitiminde eşyalarını toplayıp çıkışa doğru ilerler.

Babası dilan'ı okuldan aldıktan sonra otele doğru ilerlediler. Çünkü dilan'ın annesi otelde'ydi. Dilan'ın annesini yani Canan Hanım'ı otelden aldıktan sonra evleri incelemeye başladılar.

Dublex bir evdi duvarları bembeyaz,ilk kattaki camların çerçeve'lerinin rengi siyaha,ikinci kattaki camların rengi ise maviye kaçıyordu. Evin bahçesi yoktu ve ev bir tık küçüktü. Ev işsiz bir yerde olduğu için Canan Hanım ve Dilan beğenmemişlerdi.

Bunun üzerine Atlas Bey onları başka bir eve götürdü.

Bir sonraki geldikleri ev ise gri tonlarındaydı. Bu evde çatı katında bir kat olarak kullanmışlardı.Yani iki katlı ev denilebilir. Evin çatı katında bir balkon ve evin çatı tarafının önünde ve arkasında ikişer büyük camlar vardı. Evin alt katında ise cam yoktu ve havuza doğru açılan bir kapısı vardı.

Havuzun önünde iki şezlong vardı. Evi diğer evlerden ayırmak için çitler yerin çimenler kullanılmıştı. Evi çok beğenmişler ama ev dilan'nın gittiği okula uzaktı. Bu yüzden de başka ev bakmaya karar verdiler.

Geldikleri ev ise yine iki katlıydı. Evde kahverengi ve beyaz renkler kullanılmıştı. Evin üst katı camlarla kaplıydı. Alt katında ise büyük bir çardak vardı. Ve bir tık fazla cam kullanılmıştı. Evin güzel bir bahçesi vardı. Evin çardağına ilerleyen küçük bir yol vardı ve yolun etrafı çiçeklerle doluydu.

Evin bahçesinin köşelerinde birkaç tane ağaçlar vardı. Evi diğer evlerden ayırmak için kahverengi kısa çitler kullanılmıştı. Atlas Bey,Dilan Ve Canan Hanımın tepkilerini beklemeye başladı.

Dilan "Baba üzgünüm ama bu ev yazlık bir eve benziyor ve biz de yakında kış ayına gireceğiz. Başka bir ev bakalım mı?"dedi. Canan Hanım'da dilan gibi düşünüyordu ve dilan'ı onaylandıktan sonra Atlas Bey'e bakarlar ve "Tamam o zaman bir ev daha var oraya da bakalımmı kızım?" der ve Dilan Atlas Bey'e onay verdikten sonra eve bakmaya giderler.

Eve geldiklerinde evi incelemeye başlarlar. Ev gri ve beyaz tonlarındaydı iki katlıydı. Alt katında kahverenhiye yakın hır garaj kapısı vardı bu Atlas Bey'in işine yarar her zaman park yeri aramaya ihtiyacı kalmazdı. Evin girişine ise küçük bir merdivenden yukarı çıkarak eve giriliyordu.

Üst katında 2 küçük balkon ve 1 küçük pencere vardı. Alt katında ise 2 cam vardı. Evin etrafı renkli çiçekler ile süslenmişti. Evi diğer evlerden ayırmak için beyaz ve gri çitler kullanılmıştı.

Dilan etrafa büyülenmiş gözler ile bakıyordu. Dilan "Baba burası mükemmel nolur burda kalalım"der heyecanlı bir sesle."Tamam ama birkaç gün daha otelde kalacağız malum ev temizliği eşyalar falan derken birkaç gün otelde kalmak zorundayız Tamam mı kızım?"der. Dilan hızlı bir şekilde "Tamam canım babam"der.

Atlas Bey dilan'nın bu haline güler. Canan Hanım "Dilan kızım cidden bu ev tam bize göre"der. "O zaman kesin alıyoruz bu evi" der Atlas Bey.

Dilan,Atlas Bey ve Canan Hanım aldıkları Evin formlarını imzalayıp,bir miktar parayı da verdikten sonra otele doğru yola koyulurlar.

Ve Canan Hanım şöyle der "Dilan kızım hafta sonu senle çok işimiz var bu yüzden bugünlerde ödevlerini yap. Yani bütün işlerini hallet"

"Tamam anne, ama neden yarın ne yapacağız?"

"Yarın yeni evimizi temizleyeceğiz"

Atlas Bey ise şöyle der "Ben açıkçası Dilan kızımın yorulmasını istemiyorum, dört tane temizlikçi tutacağım" der.

Canan Hanım ise "Aslında Dilan isterse neden olmasın ama iki kişi çağıralım benim içim rahat etmez"

Dilan Canan hanım'ın teklifini kabul eder ama bir şart sunar. "Anne ama ben de geleceğim. Evimizin temizliğinde az iş olsa da yardım etmek istiyorum" der ve Canan Hanım kabul eder.

Hafta sonu olur Dilan,Canan Hanım ve birkaç hizmetli yeni evlerini temizlemeye başlarlar ve birden Canan Hanım yüksek bir sesle bağırır. Dilan ise "Anne! Anne! Geliyorum"der ve hizmetliler ile birlikte Canan Hanım'ın yanına giderler.

Canan hanımın üstüne düşen dolabı kaldırırlar. Dilan annesine "Anne iyimisin? acıyan bir yerin yok değilmi?"

Annesi ise "İyiyim kızım merak edilecek birşeyim yok sadece biraz kolum ağrıyor" der ve dilan'nın isteği üzerine biraz dinlenir. Saat 4-5 gibi temizliği bitirirler. Ve eve dönerler, dinlendikten sonra akşam yemeğini yiyip uyurlar.

Sabah uyanırlar ve hazırlandıktan sonra dışarı kapı,mobilya,ev süsleri vs. eşyalar almak için yola koyulurlar. Ve ilk önce kapısına uğraşlar.

Beyaz ve biraz sade bir kapı alırlar salon için ise yöne aynı model ama camlı olanından alırlar. İstedikleri kapı modelini aldıktan sonra mobilya almak için yola koyulurlar.

O kadar güzel mobilyalar vardır ki ama en sonunda bir model beğeniler. Kahverengi ve beyaz renk karışımı yani açık kahverengi bir mobilya alırlar.

Ve birkaç Alışveriş yaptıktan sonra Canan Hanım'ın kolu dayanılmayacak bir şekilde ağrımaya başlar ve hastaneye giderler.

Hastaneye gittikten sonra doktor şöyle der "Malesef kolunuz kırılmış çok geçmiş olsun" der. Dilan içinden "Keşke annemin üzerine dolap düştüğü an annemin yanında olsaydım hepsi benim suçum " diye geçirir içinden.

Ve Canan Hanım'ın kolunu alçıya alırlar.

Arkadaşlarrr bölümü beğendinizmiii. Oy vermeyi yorum yapmayı umutmayınnnnn hepinizi çooooooooooookkkkkkkkkkkkkkk seviyorummmmmmmmmm

Avakadorom Evrim canımmmm arkadaşım sana ne desem azdırrrr desteklerin için çok tttttttttteeeeeşşşşşşeeeeeekkkkkkküüüüürrrrrrrrrr ederimmmm seni çooooooooooookkkkkkkkkkkkkkk seviyorumm😻💋

                                                                        ❤😽😻💋

Peri Aşkı|TEXTINGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin