• • 𝕄𝕪 ℂ𝕙𝕚𝕝𝕕 • •
•
•
𝐈𝐤𝐢
•
•
Kimononu giymeye çalışırken, kendince homurdandın.
Uraume'den sana aynı babanınkine benzer bir kimono yapmasını nazikçe istemiştin. Sabah uyandığında kalvaltınızın yanında kimononu düzgünce katlanmış duruyordu.
Her neyse...
Kimono'nun obisini [eşarbını] beline bağlamaya çalışırken her seferinde başarısız olmuştun. Homurdanarak yanaklarını şişirdin. "Yapamıyorum ya!" Yere oturmuş kendi kendine sızlanıyordun. Uyuyor diye babanın yanına gitmek istemiyordun. Bu yüzden Uraume'yi bulman gerektiğini düşündün. Ayağa kalktın. Bir elinle kimononu tutarken, diğer elinle obini tutuyordun. Uraume'yi aramak için tapınakta dolaşmaya başladın. Ama beyaz saçlı kadını hiçbir yerde bulamadın. Uraume öğle yemeği hazırlamak için köyden birkaç malzeme alması gerekiyordu. Bu yüzden köye gitmişti.
İç çektin.
Tüh, görünüşe göre Sukuna'dan yardım alman lazımdı. Babanın kapısının önünde durdun. Derin bir nefes aldın, "Tamam! Hadi!" Diye fısıldayarak kendini cesaretlendirdin. Sürgülü kapıyı birazcık açtın ve içeriye göz ucuyla baktın. "Babacığım?" Sukuna yerde oturmuş çayını yudumluyordu. Alt kolu ile bacağına oturman için seni çağırdı. Kapıyı sonuna kadar açtın ve koşarak içeri girdin.
"Günaydın, babacığım! Bana kimonomu giymemde yardım eder misin?" Etrafında yıldızlar uçuşurken babana sordun bunu.
Sukuna sana doğru baktı. "Kıyafetlerini nasılsın giyeceğini bilmiyor musun?" Ona utangaç bir şekilde gülümsedin. Elindeki obi ile oynuyordun. "Denedim, ama yapadım. Uraume-san'da burda değil, o yüzden..." Göz ucu ile babana baktın. Sukuna bir kahkaha patlattı. "Bana geldin." Sukuna cümleni tamamladı. Kafan ile onu onayladın. Baban iç çekti. Ve bağlamana yardım etmek için seni kendi önüne çekti. Obiyi sırtına şirin bir fiyonk olucak şekilde bağladı. Diğerini ise [?] boynuna doladı.
Sevinçle kendine baktın. Gülümsedin sevinçle. "Aynı sen oldum, babacığım!" Sevimli bir şekilde kıkırdadın. Sukuna, zıplayan ve etrafında dönen minik figürüne baktı. Başını yana eğerek, "Sevimli şey" diye düşündü.
Birden baban yüzünü senin göbeğine gömdü. "B-Babacığım! Ne yapıyorsun?!" Ellerini ve bacaklarını sallarken şaşkın bir ifade ile sordun. Sukuna geri çekildi. Seni kollarının arasına aldı. "Prensesimle oynayamaz mıyım?" Diye sordu. Somurtarak, "Yapmadan önce bana söyle... Ve evet, oynayabiliriz." Sukuna hafifçe gülümseyerek başını okşadı.
"Tamam, bir dahaki sefere söyleyeceğim."
'゚・✿.。.:*.:。✿*゚
Her zamanki gibi tapınağın bahçesinde oynuyordun. Uraume ise sen ve babana bişeyler hazırlamak için malzeme almaya gitmişti.
Her zaman olduğu gibi, temari topun ile oynayarak, topun içindeki zilin sesinin keyfini çıkarıyordun. Ancak mavi bir kelebek dikkatini ona çekti. Etrafında dans etti, ardından burnunun üstüne kondu. "Hapşıracağım." Hapşurmamak için elinden geleni yaptın ama başarısız oldun. Kelebek uçup gidiyordu. "Bekle! Gitme!" Diyerek peşine takıldın. Tapınağın bölgesinden ayrıldığını fark etmedin. Peşinde olan vahşi gözlerden habersiz ormanın derinliklerine doğru koştun.
Minik bacakların dinlenmek için yalvarırken, küçük yaratığı kovalamaya devam ettin. "Gitme! Beni bekle!" Ağır ağır nefes alırken kelebeğin arkasından bağırdın. Birkaç dakika sonra seni peşine takan kelebeği kaybettin. Ormanın ortasında, tek başına olduğunu fark ettin. Yanaklarından gözyaşların süzülürken etrafa baktın. "Babacığım? Uraume-san?" Diye seslendin. Küçük bedenin korku ile titriyordu.
Tapınaktan ilk ayrılışının ve babanın kuralını çiğnediğin ilk zamandı.
Aniden üzerine bir ağ atıldı. Ağın üzerindeki yazı yazılı bazı kağıtları fark ettiğinde kendini çok zayıf hissettin.
Tılsımlar...
Yarı lanet olduğun için anında seni etkilediler.
Peşine takıldığın kelebek, kelebek desenli, siyah ve kırmızı renklerde bir kimono giyen genç ve güzel bir kadının eline konduğunu gördün. "Sana onun çok saf olduğunu söylemiştim, onu bize çekmek için bir kelebek dahi yetti." Sana bakarak sırıtırken elindeki kelebek kayboldu. Aşırı kaslı bir adam kadına doğru yaklaştı. Kaşlarına çatarak sana ters ters bakıyordu. Bu seni ürkütmüştü. "Vır vır etmeyi kesde, veledi yanımızda götürelim." Seninle beraber sana sarılı olan ağı alıp omzuna attı.
Kadın büyücü kıkırdadı ve adamla birlikte yürümeye başladı. "Eğlencemi her seferinde bozuyorsun~. Bu küçük kız Sukuna'dan kurtulmak için iyi bir koz" E/C gözlerine korku ile açıldı. Babag haklıydı. Tapınağın dışı cidden çok tehlikeliydi.
Babanın peşindelerdi!
"Babacığım..." diyerek hıçkırdın. Bu bayılmadan önce söylediğin son şeydi.
O sırada Sukuna ise...
Lanetler Kralı tapınağa geri dönmüştü her zamanki gibi onu karşılamanı bekliyordu. Ama onu karşılayan tek şey sessizlikti.
İçeri girip seni aramaya başladı, ama nafile. Sukuna senin lanet enerjinin varlığını hissedemediği için endişe kapladı içini. Bu yüzden birbirden bire ortaya çıkan ve diz çöken Uraume'yi çağırdı."Kızım nerde?"
Genç kadın konuşmadan önce bir müddet sessiz kaldı. "Ben... bir süredir Y/N-sama'yı arıyordum ve... onu hala bulamadım." Utançla yere bakarken döküldü ağzından bu kelimeler.
Sukuna o anda kafasında bir şeyin koptuğunu hissetti. Kuralları mı çiğnedin? Kaçtın mı yoksa... kaçırıldın mı?
Büyük yumruğu ile yanındaki duvara yumruk atıp onu kırarken, öfke vücuduna yayıldı. İşe yarayan bir hizmetkar olduğu için sinirini Uraume'den çıkarıp, onu öldürmek istemiyordu.
"Git ve Y/N'yi ara. Derhal." Karanlık bir gölge yüzünü kapladı. Uraume başını sallayarak seni aramaya gitti. Sukuna ise, seni geri almak için çok sayıda katliam yapmaya hazırdı. Ne olursa olsun seni geri alacaktı; Yine de...
Bu onu bıraktığın için seni cezalandırmayacağı anlamına gelmiyordu.
𓂃 ࣪˖ ִֶָ₊˚⊹ ᰔ
Allah'tan önceden çevrili bölümler var

ŞİMDİ OKUDUĞUN
.☘︎MƳ ƇӇƖԼƊ𖤓 𓊆ᵂⁱᵗʰ ᴿʸᵒᵐᵉⁿ ˢᵘᵏᵘⁿᵃ𓊇
FanfictionLanetler Kralı, kendisi ile senin aranda olan uzun süreden sonra seni birdaha bırakmayacak. O senin baban ve seni kolay kolay bırakacağını sanıyorsan, yanılıyorsun. ೃ⁀➷Yandere Baba Sukuna x Okuyucu Kız. ೃ⁀➷Kitapta ensest bulunmamaktadır. [Kitabın As...