Odaya girdiğim andan itibaren aşk yaşıyordum oda ile. Yumuşacık yatakta uyumaya çalışmış ancak başaramamıştım. Odaya eşyalarımı gelmişti ve bende her zamanki gibi ders çalışmaya karar verdim.
"Ya cevap çıksana 2 saattir sana bakıyorum çıksana!"dedim delirdim. Ben kendi kendime konuşuyordum. Derken odaya Miray girdi bana baktı elimdeki kağıda baktı ardından:
"Ders çalışmayı çok seviyorsun sanırım."
"Evet çok severim sen sever misin?"dedim omuz silkip odadan çıktı bu halleri neydi. Sanki bizi ben karıştırmıştım. Bana öyle ön yargıyla bakıyorlardıki görende adam öldürdük sanacak.
"Ruhumu sana vereceğim soru artık cevabını söyler misin?"
Saat sabah yediydi ben hala sorularla uğraşırken odanın kapısı çalınmadan sertçe açılmıştı.
"Kahvaltı için cağıracaktım ama sen uyanmışsım kahvaltıya gel hadi herkes seni bekliyor!"dedi Aslan miydi neydi işte o.
Aşağıya indim hiç kimse yoktu ardından
"Gel kızım buradayız."dedi Efsun Hanım.
Gelen sesi takip ederek yemek odasini buldum. Tek boş yer Miray'ın yanıydı. Tam oturacakken Ege gelip hemen oraya oturdu. Tanrım ne istiyordu bu çocuk.
'Onlardan uzak durmanı.' Ay iç ses sende son günlerde bir çekilmez oldun. Masaya baktığımda tek boş yer masanın sonuydu. Bu sefer oraya oturdum. Murat Bey 'Afiyet olsun' dedi ve herkes yemeye başladı yemek yemeyi severdim ama az yerdim hep.
'Sen bir kız çocuğusun az yemelisin!"
"Kilona dikkat et erkekler seni sonra beğenmez!"
Kafamda dolaşan ugultulari bir kenara bıraktım ve yemek yemeğe başladım. Çok yiyemedim zaten.
"Ooo diyetteyiz her halde."dedi Ege midir nedir.
"Hayır diyette değilim."
"Ama öyle gibisin."
"Kendinde dedin öyle gibiyim."
Yemek faslı bittikten sonra ben odaya çıkarken onlar salona oturdular. Benide Efsun Hanım çağırdı ama gitmedim. Benim ders çalışmam kitap okumam gerekiyordu. Çünkü ancak o zaman rahatlaya biliyordum.
Odaya çıkıp kapımı kapattım üzerime rahat olan oversize (sanırım böyle yazılıyordu yanlışsa sorryy) mickey mouse tişörtümü ve bol paça kotumu giydim.
Tahmini 6.52 dakikadır ders çalışıyordum. Dakikaya takığım var evet. Çok susamıştım hala yani pozisyonda oturuyorlardı derken Aslan;
"Maşallah sonumda aşağıya inmeye teşvik ettiniz."
"İstenilmediğim yerde duramam huyumda yok ama sende var gibi." derin bir sessizliğin ardından Emre;
"Neden buradasın o zaman?"
"Aslında burada kalmaya meraklı değilim ve yakın zamanda da gitmem gerekecek o zamana kadar bekleyin azcık."dedim. Kimse dediklerimden bir şey anlamadı.
Odaya tekrardan çıktım bu sefer ders çalışmaktan bıktığım için kendimi yatağa bıraktım. Yatağın hemen baş ucundaki elektro gitarı gördüm. Hemen alıp çalmaya başladım. Sadece cover yapabiliyorum o yüzden şarkı söylemiyorum.
Ve ardından 'Love the way you lie' şarkısının coverini çalmaya başladım.
Ne kadar çaldığımı bilmiyorum ama bir anda gene kapı çalınmadan veya ben duymadım Mert ve Miray geldi beni öyle görünce donuk kaldılar. Gitarı hemen bırakıp;
"Ne oldu?" dedim nazikçe.
"Sen elektro gitar çala biliyor musun?" Dedi Mert.
"Evet de neden bu kadar şaşırdınız?"
"Neyse boş ver o her şeye şaşırır yemek saati geldi ondan seni çağırdık. Ve bundan sonra unutma diye diyorum sabah kahvaltısı saat 7.30 ,aksam yemeği saat 8.30 da olur."
"Tamam teşekkürler."dedim onlar odadan çıktıktan sonra bende gitarı yerine koyup aşağıya indim. İlk gelen bendim sanırım. Kimsecikler yoktu. Anladım ki salondalar. Salona girince Mert beni gördü ve konuşmaya başladı.
"Anne ne oldu biliyor musun? Ben ve ablam Bade Ada'yı cağıracakken kapıyı çaldık, bizi duymadi içeriden elektro gitar sesleri geliyordu odaya bir girdik Bade Ada gitar çalıyor."
Dediği şeyle 3 kişi hariç herkes şoktaydı. Miray,Mert ve Murat Bey hariç yani.
"Baba sen neden şaşırmadın?"
"Çünkü biliyordum oğlum."
"Ne nereden biliyorsun baba?!" Dedi Poyraz.
"Ben Bade'yi sizden daha önce tanıyordum, kendisi okulumdaydı fakat sonra gitti..."
"Neyse hadi yemeğe geçelim vakit geliyor."
Saat tam sekizde yemeğe başladık ben gene neredeyse hiçbir şey yemedim. Yemek bittikten sonra gene odaya çıktım.
Antalya'ya gelmeyeli tam 5 yıl 7 ay 18 gün olmuştu ve ben Antalya'nin sahillerini özlemiştim. Çantamı açtım içine saklambaç kitabımı kalem kutumu ve fizik test kitabı alıp aşağıya indim.
"Murat Bey?" Sanırım Bey dememe bozulmuştu.
"Efendim kızım."
" Ben sahile iniyorum."
"Tamam kızım dikkat ol." Tam kapıya çıkacakken Atlas geldi.
"Oooo gece gece nereye gidiyoruz. Hangi otel?" dedi bana içimden çok gülmek istemiştim ama yapamazdım.
"Sahile gidiyorum ve ben senin sevgililerine benzemem."dedim yüzü morarıp kızarmaya başlayınca evden çıktım.
Telefonumu alıp hemen abim Batu'yu aradım açmadı...
Sanırım o kızla vakit geçiriyordu hakkıydı nasıl olsa dimi...
Sahile geçmeden hemen önce içecek ve biraz yiyecek aldım.
Sahilin köşelerine doğru yürüdüm ve bir yere oturdum. Test kitabımı çıkarıp çözmeye başladım. Buraya gekdigimde saat 9.40 a geliyordu şimdi ise saat neredeyse gece ikiydi.
Oturduğum yerden hemn kalkıp Murat Bey'in evlerine doğru yürümeye başladım.
15 dakika sonra eve gelmiştim. Tam odaya geçecekken;
"Cık cık cık yani orada kalsaydın." Dedi Deniz. O tarafa döndüm bana gülerek bakıyorlardı.
"Ne o yakalandın mı? Çok mu korktun merak etme kimseye söylemem gecen nasıldı kimin koynuna girdin? Ne o dilini mi yuttun?"
"Hayır dilimi yutmadım sadece bu hadsiz soruları nasil bir kadına karşı bu kadar rahat sorup cevap beklemeni anlamıyorum." Dedim tam konusucaktıkı ben konuştum.
"Ha birde Efsun Hanıma acıyorum. Nasıl olduda bu kadar zarif bir kadından bu kadar ahlaksız çocuklar çıktı şaşırıyorum valla. Neyse ben yatıyorum sende artık kimi bekliyorsan onunla yatarsın."
Bana yapılan hadsiz ithama karşı sakinliğimi korumustum.
Gerçi ben her zaman böyleydim ama... çantamda ki bir türlü okuyamadığım saklambaç kitabını alıp okumaya başladım.
Saat tahmini 4 gibi yatıp saat sabah 6 da uyandım.
Odamda bulunan duşa girmek için hazırlanıyorum ki dün 2 defa calinmadan açılan kapım aklıma geldi. Kapıyı kitlendim. Sıcak bir duş aldıktan sonra saate baktım saat altıyı 38 geçiyordu.
Saklambaç kitabı alıp okumaya başladım kapımın kilidini de açmıştım.
Saklambaç kitabında 380. Sayfaya gelinceye kadar okudum saat yediye yaklasiyordu odadan çıkıp aşağıya indim salona geçip oturdum. Dün telefonumu açmayan aklıma gelince tekrar aradım bu sefer açtı.
"Aloo abiciiiimm naaaberr?"
"İyi seneden." Bir dakika beni kestirip atmıştı.
"İyi bende."
"İyi iyi benim kapatmam lazım."
"Amaa neeedeeen?"Dedikten sonra arkadan bir ses geldi...
"Abiiimm kimle konuşuyorsun telefondaki kiz kim?" Duyduğum şeyle resmen yıkılmıştım.
"Geliyorum balım bir saniye."
"Tamam kapıdayım seni bekliyorum." Dedi hani sadece bana balım diyecekti...
"BADE SEN ARTIK BENIM KARDESIM DEĞİLSİN BANA ABI DEMEYI BIRAK BENIM KARDESIM MELIS BURADA! BENI BIR DAHA ARAMA!"duyduğum şeyle dünyam başıma yıkılmıştı.
Sanırım Antalya'ya geldiğimden beri haplarımı almamıştım tenimde yanıklar oluşmaya başlamıştı ve beni sanırım hapşırık krizi bekliyordu.
Ayaktayım hem ağlıyor hem hapşıriyordum. Bana bakan insanları gördüm en son bana acıyan insanları...
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆
Selam milleeet
İlk bölüm tutmadı be...Sizce bir sonraki bölümde ne olacaak
Vee artık karakterleri görmemiz lazım diyerek her bölüm başına karakterimizi ve yaptığı işi vb şeyleri koymayı planlıyore
Tekrar soruyorum sizce Bade Ada'nın saç rengi neee
Görüşürüz BEYBİLERRR!
☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆☆

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAYIP İKİZLER
RandomSıradanlaşmış bir bebek karıştırılması hikayesi ve sıradanlaşmış instagram platonik aşkı ve daha fazlası...