Hepinize tekrardan merhaba! Sözümü tuttum,evi çizip multimedyaya koydum. amatörce oldu,farkındayım ama ileride profesyonel çizimler yapabilirim,umarım.
Umarım bölümü beğenirsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum....
İyi okumalar!
•••
Parmağımda ışıldayan yüzüğe kayan gözlerimi yola döndürerek ilerlemeye devam ediyorum.
Bursa'ya gidiyorum. Kerem'i annemlerle tanıştırmak için,uzun zamandır yaşadıklarımı anlatmak için... Onları özlediğim için...
Yanımda uzun süredir arabayı kullandığı için yorulan ve uykuya dalan Kerem'i görüyorum. Yeni doğan güneş yüzüne vuruyor ve ben o aşık olduğum yüzünün her noktasına daha yakından,daha dikkatli bakma isteğiyle dolup taşıyorum bir anda.
Otoyolda arabayı sağa çekip Kerem'e dönüyorum. Saçları normalden daha parlak ve turuncumsu gözüküyor. Gözleri kapalı olmasına rağmen yeşil gözlerinden yansıyan enerji gülümsetiyor yüzümü.Yanağına usulca bir öpücük kondurup yoluma devam ediyorum.
Mezarlığa geldiğimde çantama koyduğum örtüyü çıkarıyorum ve arabadan iniyoruz.
"Güzelim,ben bir elimi yüzümü yıkasam?"
"Tamam" diyorum ve onu en yakın çeşmeye götürüyorum.
Yüzünü yıkadıktan sonra abdest alıyor. Şaşırmanıza gerek yok,her müslüman mezarlığa geldiğinde abdest alır. Ben suyun soğuk olmasından ürküyorum ve abdestimin gelene kadar hiç bozulmamasından dolayı içten içe böbürleniyorum.
Elini yüzünü kurulayan Kerem'i görünce yavaşça mezarlığın içine doğru yürüyorum. Kerem hemen bana yetişip parmaklarını parmaklarıma kenetliyor.
O uzun mezarlık yollarında bir kaç dakika yürüdükten sonra Kerem'e durmasını işaret edip iki adım ötedeki mezarlara yaklaşıyorum.
Cihan Yılmaz/Demet Yılmaz...
Mezar taşlarını bir kaç kez öpüyorum ve topraklarından birer avuç alıp ayak uçlarına oturuyorum.
"Anne,baba. Bugün bir önceki gelişimden daha iyiyim. Gülüşümden anlamışsınızdır. Gülmesemde hissedip sorardınız zaten,neyse" derken akan gözyaşlarımı elimin tersiyle itiyorum.
"Size bir müjdem var. Gönül isterdi ki babam beni kıskansın ve problem çıkarsın,gönül isterdi ki annemle kavgalar edeyim bu konu yüzünden. Ama hiçbiri olmadı,olmayacakta. Bugün yanımda müstakbel damadınızı getirdim. Hah :) Anne şu an bacağımı çimdikleyip 'Ne damadı be!' Demek için nelerini vermezdin,iyi bilirim. Baba sende annemi susturup trip atmaya başlardın,biliyorum. Ama bunlara gerek yok. Siz olmasanız bile,kendim için en iyisini yapıcam ben. Siz benim baş konuklarım olacaksınız zaten. Gelmezseniz darılırım,ona göre! " Dedikten sonra yandaki jale ve tülin teyzenin mezarına dönüyorum. "Sizde geliyorsunuz hanımlar!" Kerem'e yaklaşmasını söylüyorum ve yanıma geldikten sonra elini tutuyorum."Baba,bak bu Kerem. Benim kalbimi çalan adam,nefesim. Tamam,zamanında üzdük birbirimizi,ama her şey geride kaldı. Ben ona çok güveniyorum,çok seviyorum. O da beni seviyor,değil mi Kerem?"
"Evet efendim,kızınız bu hayatta tanıdığım en güzel,en özel insan."
"Gördün mü baba? Korkmana gerek yok. Biz bir daha geliriz,mutlaka geliriz. Birbirinize iyi bakın,olur mu?
Anne,sen de sana uzun zamandır anlatmadığım için kızma. Bu anı bekledim ben hep. Seni çok seviyorum,sizi çok seviyorum!"
Mezardan kalkarken Kerem'in sözleri dolduruyor kulağımı...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fotoğraf Makinesi
General FictionAilesi ölmüş 2 kız... Kaza sanılan ama cinayet olan bir olay... Katillerin oğlu maktüllerin kızına aşık olursa ne olur? Fotoğraf Makinesi bir karede en fazla neleri değiştirebilir? Hepsi ve daha fazlası Fotoğraf Makinesi'nde...